Evcil hayvan sahibi olanlar bunu çok iyi anlar.
Hayattaki en yakıcı gerçeklerden biri şu
Bazen bir şeyi çok seveceğini, bir gün de onu kaybedeceğini en baştan bilirsin. Bir köpeği, bir kediyi, bir canı hayatına alırken aslında bunu da kabul etmiş olursun. Ömürlerinin senden kısa olduğunu bilirsin. Büyük ihtimalle bir gün onun vedasını yaşayacağını da bilirsin. Yani o sevginin içinde baştan yazılmış bir acı ihtimali vardır.
Ama buna rağmen ne yaparsın?
Sevgini kısmayı seçmezsin.
“Nasıl olsa bir gün gidecek” deyip mesafe koymazsın. Daha az sevmezsin. Daha az bağlanmazsın. Daha az sahiplenmezsin. Tam tersine, daha çok seversin. Daha çok sarılırsın. Daha çok alışırsın. Çünkü sevginin mantığı, kendini gelecekteki acıdan korumak değildir. Sevginin mantığı, bugünü tam yaşamaktır.
Bence burada çok büyük bir hayat dersi var. Kaybetme ihtimali, sevmemek için sebep değildir. Tam tersine, daha derin sevmek için bir hatırlatmadır. Çünkü sonunda acıyacak diye sevgiyi eksiltmeye başlarsan, aslında hayatın kendisini eksiltmeye başlarsın.
Sevgi vergi ister.
Gerçekten sevdiğin her şey, bir gün senden bir bedel alır. Özlemekle, yasla, boşlukla, acıyla alır. Ama bu kötü bir anlaşma değildir. Bu, sevginin doğasıdır. O yüzden bir gün canın yanacak diye bugün sevgiyi kısmak, hayatın en büyük cimriliklerinden biri olur.
Bugün 5. gün… Hunharca işkence edilip tecavüze uğrayarak katledilen yavru kedinin katilleri deşifre oldukları hâlde hâlâ tutuklanmadı. Yetkililere soruyorum: Kendi çocuğunuz böyle bir vahşeti yaşasaydı, yine bu kadar umursamaz olabilir miydiniz? Bu vahşeti gerçekleştirenlerin hâlâ ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmesini nasıl açıklıyorsunuz?
Sürekli Müslümanlığınızla gurur duyuyorsunuz; ancak belli ki bazen Kur’an-ı Kerim’i raftan çıkarıp yeniden okumanız gerekiyor. Kur’an’da tüm canlıların değerli olduğu vurgulanırken, nasıl olur da “Müslümanım” deyip bu kadar büyük bir vahşet karşısında sessiz ve duyarsız kalabilirsiniz?
Bir canın acısını, sırf insan olmadığı için daha az önemli görmek hangi vicdana, hangi merhamete, hangi inanca sığar?
#YavruKediİçinAdalet #c31ktutuklansın @adalet_bakanlik@SiberayEGM@EmniyetGM@TC_icisleri
Bugün 5. gün… Hunharca işkence edilip tecavüze uğrayarak katledilen yavru kedinin katilleri deşifre oldukları hâlde hâlâ tutuklanmadı. Yetkililere soruyorum: Kendi çocuğunuz böyle bir vahşeti yaşasaydı, yine bu kadar umursamaz olabilir miydiniz? Bu vahşeti gerçekleştirenlerin hâlâ ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmesini nasıl açıklıyorsunuz?
Sürekli Müslümanlığınızla gurur duyuyorsunuz; ancak belli ki bazen Kur’an-ı Kerim’i raftan çıkarıp yeniden okumanız gerekiyor. Kur’an’da tüm canlıların değerli olduğu vurgulanırken, nasıl olur da “Müslümanım” deyip bu kadar büyük bir vahşet karşısında sessiz ve duyarsız kalabilirsiniz?
Bir canın acısını, sırf insan olmadığı için daha az önemli görmek hangi vicdana, hangi merhamete, hangi inanca sığar?
#YavruKediİçinAdalet #c31ktutuklansın @adalet_bakanlik@SiberayEGM@EmniyetGM@TC_icisleri
Think about it. When your pet walks in from another room just to find you, that means they were somewhere else for a moment… and decided to come see you.
In their own simple way, their little brain thought about you. They wondered where you were, what you were doing, and they came looking for you.
They didn’t need anything. They just wanted to be near you.
That’s love in its purest form. Quiet, loyal, and completely unconditional.