Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın içinde bulunduğu durumu bir süredir Whac-A-Mole oyununa benzetiyorum; bildiğimiz adıyla ve çocukların da büyüklerin de keyifle oynadığı köstebek avı.
Oyunun başında ritim yavaş. Bir köstebek çıkıyor, vuruyorsunuz. Sonra bir başkası çıkıyor, ona da yetişiyorsunuz. Fakat oyun ilerledikçe tempo hızlanıyor; köstebekler daha sık, daha hızlı ve daha fazla delikten çıkmaya başlıyor. Bir noktadan sonra artık mesele refleks meselesi olmaktan çıkıyor. Sistem seni çıkan kafalara yetişemeyeceğiniz bir noktaya getiriyor.
Whac-A-Mole’un siyasette metafor olarak kullanılmasının nedeni de tam olarak bu. İktidarlar yönetme kapasitesini kaybettiği dönemlerde sorunları çözmeyip bastırmaya, ötelemeye, görünmez kılmaya çalıştığında çözülmeyen her sorun bir süre sonra başka bir delikten daha kalabalık bir biçimde yeniden çıkar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde tek bir sorun yok ve iktidarı açısından daha vahim hakikat, artık sorunların müsebbibi haline geldiler.
Ekonomi, adalet, eğitim, gençler, yoksulluk, enflasyon, hayat pahalılığı, emekliler, her başlık ayrı bir delikten çıkıyor. Sorunlar artık tek tek değil kümelene, kümelene büyüye büyüye geliyor.
Enflasyonu düşürmeye çalışıyor ama bu kez vatandaşın konut krizi büyüyor. Konut krizini çözmeye çalışıyor, gıda enflasyonu başka bir delikten başını uzatıyor. Asgari ücretlinin sorununu gidermeye çalışıyor, daha o başlığı kapatamadan emeklilerin geçim krizi büyüyor.
Mesela Erdoğan Özgür Özel’le birlikte yüzde 32 bandına gelen CHP’yi “mutlak butlan” tartışmasıyla işlevsiz hale getirmeye çalışıyor; bu kez karşısına, Özgür Özel’in kuracağı varsayılan yeni partinin yüzde 37 oy oranına ulaşacağı senaryosu çıkıyor.
Ekrem İmamoğlu’nu, cumhurbaşkanlığı seçiminde karşısına aday olarak çıkamasın diye siyasi yasaklı hale getirmeye çalışıyor; bu kez Mansur Yavaş daha yüksek bir oy oranıyla karşısına çıkıyor.
Mansur Yavaş’la ilgili yargı devreye giriyor; yargı sopası Mansur Yavaş’ın tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya başlıyor. Bu kez de anketlerde Özgür Özel, Erdoğan’dan daha fazla oy alan aday olarak görünüyor.
Yani iktidar, bir rakibi devre dışı bıraktığında siyasetin boşalacağını sanıyor. Oysa her kapatılan delikten başka bir siyasi ihtimal çıkıyor.
Erdoğan için tam bir Whac-A-Mole durumu sözkonusu. Bir rakibin kafasına vurduğunu sanıyor, başka bir delikten daha yüksek oy oranına sahip yeni bir rakip çıkıyor.
Bir sorunun başına vurarak bastırdığını sanıyor öte taraftan beş sorun birden baş gösteriyor.
Yoksulluk bir yanda, işsizlik bir yanda. Gençlerin sorunları bir yanda yaşlıların sorunları bir yanda.
Baba akşam evine ekmek götürmekte zorlanıyor; anne okula giden çocuğunun beslenme çantasına bir elma koymanın hesabını yapıyor.
İktidar ise her baş gösteren soruna tokmakla vurmaya çalışırken, sorunların kendisini çoğaltan bir düzeneğin içinde çırpınıp duruyor.
Vatandaş, karşısında sorunları çözmek için çırpınan bir iktidar değil; devletin bütün gücünü, ülkenin sorunlarına değil muhalefeti bastırmaya yönelten bir iktidar görüyor.
Deniz Göktaş’a takılan ters kelepçe hepimizin beynine de takılıyor. Düşünmeyelim, eleştirmeyelim, konuşmayalım istiyorlar. Beynimizde onların kelepçesiyle yaşayalım istiyorlar.
Topluma yeni hiçbir şey vaat edemeyen, eleştirilere cevap veremeyen ve sandıktan korkan iktidarın elinde muhalifleri korkutmak ve sindirmek için baskı kullanmak dışında bir araç kalmadı.
Buna rağmen eleştiriler dinmiyor; hoşnutsuzluk toplumun farklı kesimlerine ve kuşaklarına yayılıyor, hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. @idgoktas’ın zekası, cesareti ve mizahı ağzını açamayan milyonlara ses verdi ve örnek oldu. YouTube’a yüklediği gösteri, bir hafta dolmadan neredeyse 9 milyon kişiye ulaştı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Başıboş bir apron, görmeyen kameralar, şüpheli İsrail jeti, düşen Libya uçağı!
Abdülkadir Uraloğlu’nun kamuoyundan gizlediği gerçeklere ait resmi belgeleri yayınlıyorum.
Düşen Libya uçağı olayının perde arkasını;
Esenboğa Havalimanındaki HALİNKOK komitesinin resmi toplantı tutanaklarıyla ortaya çıkardık.
Toplantı Tarihi: 30 Nisan 2026
Konu: Apron 5’teki Uçak Parkları
Katılanlar: DHMİ, Emniyet, Jandarma, TAV, Havayolu şirketlerinin yetkilileri
Belgeler, Esenboğa Havalimanında denetimsiz bir “tuzak alanı” yaratıldığını kanıtlar nitelikte.
Tuzağın adresi: Esenboğa Apron 5!
İki düşman ülke uçağının aynı apronda park ettirilmesi, uluslararası uçuş kurallarına aykırı olduğu halde;
Adım-1 ⬇️
22 Aralık’ta Esenboğa’ya inen Libya Genel Kurmay Başkanını taşıyan jet, garip bir şekilde;
Üst düzey yabancı yetkilileri taşıyan uçakların park ettirildiği Apron 1’e değil, havalimanının en uzak köşesindeki Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adeta bir tuzağa doğru çekiliyor.
Adım-2 ⬇️
Ertesi gün şüpheli bir İsrail jeti Esenboğa Havalimanına iniş yapıyor. O da Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adım-3 ⬇️
İki düşman ülke uçağı, skandal bir şekilde, 1 saat 41 dakika boyunca Apron 5’te bir arada kalıyor.
Bu süreç boyunca Libya uçağı mürettebatı oteldeyken, İsrail jeti mürettebatı ve yolcuları Apron 5’te, Libya uçağıyla baş başa kalıyor.
Sonuç⬇️
Şüpheli İsrail jeti Esenboğa’dan kalkıp Tel-Aviv’e gidiyor. Ardından havalanan Libya jeti ise üç jeneratörünün de tuhaf bir şekilde birden bire arızalanmasıyla Ankara’da düşüyor. Kurtulan olmuyor.
Peki tuzak yeri neden Apron 5?
İşte bu sorunun yanıtı HALİNKOK belgelerinde!
Ankara Vali Yardımcısının başkanlık ettiği HALİNKOK’un resmi tutanaklarına göre;
🔴 DHMİ, Apron 5’e park yeri bilgisi giremiyor!
🔴 Apron 5’e giriş yapan uçaklar rastgele, kendi istedikleri yere park ediyor!
🔴 Havalimanı Kulesi ve Ramp Birimi Apron 5’i göremiyor!
🔴 Apron 5’te kamera problemi var!
🔴 Devasa apronda sadece 3 adet kamera var; 3’ü de sorunlu, görüntüler net değil!
Yani resmi belgelere göre;
5 No’lu Apron, Esenboğa Havalimanında operasyon yapmak için çok ideal bir kayıt dışı kör nokta durumunda.
Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Apron 5 gerçeğini en başından beri biliyor olmasına rağmen, tedbir almayarak görevini kötüye kullanmıştır.
İsrail jetinin varlığı, Apron 5’teki kontrol dışı durum ve kamera rezaleti konusundaki açıklamalarımız için ‘tümü yalan’ diyerek, kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştır.
Ulaştırma Bakanı, bizzat kendi sorumluluğundaki kurumun "kozmik" tutanaklarıyla yalanlanmıştır.
Türkiye’nin milli menfaatleri çerçevesinde, özellikle NATO Zirvesi öncesinde;
Ulaştırma Bakanı mutlaka görevden alınmalıdır!
Bakana şifreli not: Belgelerde adı geçenlerin kuruma olan aidiyet duygusunu rencide etmemenizi tavsiye ederim.
Fatih Altaylı dan gündemi sarsacak iddia ;
“Oda TV’nin yazdığına göre, BlackRock adlı dev Amerikan fonu Türkiye’de bir şirketin peşindeymiş.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi, iş insanı, bankacı Tom Barrack’ın aracılığı ile Türkiye’den kamuya ait bir devi almak isteyen BlackRock’ın hedefindeki şirket, Türk savunma sanayinin gözbebeği ve aynı zamanda devi Aselsan’mış.
Türkiye’nin en büyük savunma sanayi şirketi olan ve dünya savunma sanayinde de hatırı sayılır bir yere ve paya sahip olan Aselsan’ın bir yabancıya hele hele bir Amerikan şirketine satılma ihtimalini sıfırın da altında görüyorum.
Dünyanın en büyük 43. savunma sanayii şirketi ve Türkiye’de bırakın savunma sanayii gibi stratejik bir sektörü, başka alanlarda da bu sıralamaya ulaşmış bir şirketimiz yok.
Yani hem önemi hem değeri çok fazla.
Ülkenin, halkımızın 50 yıllık birikimi.
Oda TV’nin bu kulis bilgisi umarım doğru değildir.
Doğruysa bile umarım böyle bir satış gerçekleşmez.”
AKP devletin kasasını nasıl hortumluyor?
5 yandaş şirkete ait termik santrallere, üretmedikleri elektrik için astronomik tutarda teşvik ödendiğini tespit ettik.
2018-2025 yılları arasında;
Ödenen teşvik tutarı 559 Milyon Dolar!
AKP marifetiyle⬇️
Kapasite mekanizması adı altında verilen bu teşvik, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin;
Santrallere ait elektrik kapasitelerini güya emre amade olarak hazırda tutmaları için veriliyor.
Yani üretilmemiş elektrik için AKP’nin yandaş şirketlere ödeme garantisi
verdiği bir teşvik!
Bugüne kadar ödenen teşvik tutarlarının
dolar karşılığı (2018-2025 arasında);
🔴 IC İçtaş-Limak’a ait Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine: 192 Milyon Dolar
🔴Kolin Holding’e ait Soma Kolin termik santraline: 125 Milyon Dolar
🔴Konya Şeker A.Ş.’ye ait Soma B termik santraline: 100 Milyon Dolar
🔴Aydem Holding’e ait Yatağan termik santraline: 82 Milyon Dolar
🔴Kazancı Holding’e ait Bolu Goynük termik santraline: 60 Milyon Dolar
Yani 5 yandaş şirkete ödenen toplam teşvik tutarı: 559 Milyon Dolar❗️
Güncel kurla 26 Milyar Lira!
Bunun adı soygundur!
Kaynak: Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Resmi İnternet Sitesi
İki yanına ülkenin Spor Bakanı’nı, Futbol Federasyonu Başkanı’nı ve Milli Takım Teknik Direktörü’nü almış herhangi bir resmi görevi, kurumsal sıfatı, tanımlanmış statüsü olmayan sıradan bir vatandaş, konuşuyor… Hepsi geçirmiş sırtlarına milli formayı akıllarınca algı yaratma çabasındalar…Harika bir kura çekilmiş, en kolay gruba düşülmüş, demeçler, yorumlar, olası zafer hazırlıkları tam gaz…Derken 2 maç , 2 yenilgi, 0 gol, 0 puan ve HÜSRAN!
İHA’lı, SİHA’lı, toplu tüfekli marş-klip sizlere ömür! 24 yıl sonra çıkılan Dünya Kupası Seferi’nden âlâ-yı valâ ile dönen cengaverleri ve refakatçı muhteremleri havai fişeklerle, hamasi nutuklarla, siyasi şovlarla karşılama, takımı ve teknik heyeti kabul etme hayalleri de enkaz!
Sokulduğu her yeri, alanı, kurumu çürütüp çökerten istismar siyasetinin acı sonucu!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@milli_futbol@gencliksporbak@TFF_Org
Sokak ve meydanlarda aktif, tabanını genişleten CHP'yi en iyi temsil eden il yöneticisinin Özgür Çelik olduğunu düşünüyorum. Geçen yıl Gürsel Tekin'in kayyım olarak atanmasından beri, son derece aktif; meşruiyeti olmayan kadrolara alan bırakmayan bir strateji yürütüyor. 2 hafta önce Genel Merkez polis tarafından basılırken de oradaydı; bugün de İstanbul İl Başkanlığı’nda görevinin başında.
Zaman zaman sosyal medyada "partiye gerek yok, hareket olarak devam ederiz" türünden yorumlar görüyorum. Macron benzetmeleri de havada uçuşuyor. Aynı pratik siyasetten uzaklık, Türkiye'deki rejimi tanımama hali ve siyaseti romantize etme isteği 2023 seçimini de muhalefete kaybettirmişti. Rejimin bu kadar otoriterleştiği bir ortamda yeni bir siyasi hareket inşa etmek sosyal medyada anlatıldığı kadar kolay değil. Üstelik böyle koşullarda kaybedilen kurumsal mevzileri sonradan geri almak da çok zor.
Bu nedenle CHP'lilerin mevcut öfke ve motivasyonlarını önümüzdeki haftalarda parti içindeki meşru mücadeleyi sürdürmek ve meşruiyeti olmayan kadrolara alan bırakmamak için değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir alan mücadele etmeden bırakılmamalı. Bu esnada açığa çıkacak enerji ve mücadele tecrübesi o noktada gerekirse 1-2 ay içinde yeni partiye de zemin yaratacak.
Beyaz et konusu:
Yetkililer yine otobanı bırakıp yan yollara, çıkmaz sokaklara saptılar
Hep yapageldikleri gibi, Kolayı=enflasyonu kontrolü bırakıp zor olanı= fiyat kontrolünü tercih ettiler
Çok sürmez, orta vadede daha yüksek bedel ödemeye hazır olalım
Rüşvetten 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası alan AKP'li Keskin Belediye Başkanı Ekmel Cönger'in, mahkumiyet cezasına rağmen görevine devam ettiği ortaya çıktı.
Rüşvetçi başkan, soruşturma ve dava boyunca 1 gün bile gözaltına alınmadı.
(NOW TV)
@ZeybekciNihat@TurkshExporter Polonyada et şirketi kurup Türkiye'ye et satan, kırmızı et üreticileri merkez birliği başkanı Bülent Tunç’un oğlu olan AKP Gençlik Kolları'nın mkyk üyesi olan Halil Efe Tunç’a da operasyon çekilecek mi eeee madem halkın refahı için tavuk etine böyle müdahale edebiliyorsunuz
Bakanlık bütçesinden milyarlar yutuyor
Şehir hastaneleri, Sağlık Bakanlığı bütçesini delik deşik etmeyi sürdürüyor. 2025’te 111,1 milyar TL kaynak yutan 18 şehir hastanesi için Ocak-Mayıs 2026 döneminde 63 milyar TL’lik kamu kaynağının kullanıldığı belirlendi
https://t.co/u8xWjKMijq