3 Temmuz gerçeğini herkes biliyor.
Aziz Yıldırım şahsi hırsı, egosu ve başarısızlığını şike yaparak kapatmaya çalıştı.
O dönem her yere çökmeye çalışan, sahte delil üreten fethullahçı savcı ve polislerde bu imkanı iyi değerlendirip enselediler.
Zaten dava öyle iğrenç bir hal aldı ki olay bambaşka yerlere gitti. Normalde şike yapan takım küme düşürülür, kupa ikinciye verilir. Bunlar haricinde her şey oldu.
Kumpasa inanmıyorum değil, inanıyorum, o dönem herkese aynı şeyi yaptılar. Ama 3 Temmuz delilleri gerçekti. Zaten operasyonu çekenler Fenerbahçe'nin antrenman tesislerinde maç yapacak kadar içerideydi.
Ergenekon, Balyoz gibi uydurma değildi. Her neyse sonuç olarak adalet topal kaldı. İki camia birbirine düşman oldu. Fenerbahçe'nin otobüsü kurşunlandı, bunun da Fethullahçıların işi olduğunu ispat edemem ama eminim derim. Otobüs denize gitse neler olacaktı hayal bile etmek istemiyorum.
Bugün bu konuyu artık gündem yapmak gereksiz. Siyasi ortam ne haklının hakkını verdi ne suçluya hak ettiğini. Adalet yarım kalınca böyle sonsuza dek kalacak boş bir gündem oluştu.
Aziz Yıldırım bu ülkede gelmiş geçmiş en kötü niyetli adamlardan biri, dünyanın onun hürmetine döndüğünü sanan bir adam. Ama artık ne eski gücü ne ağırlığı var. Fenerbahçe de keşke bu adama muhtaç olmasaydı. Son 10 senede bu adam başkan değil diye Fenerbahçe'nin 2 şampiyonluğunu bizzat kendi yöntemleriyle yok etti. Kendi dışında başkasının başarılı olmasına bile tahammülü olmayan megolaman bir adam. Parayı yedirdiklerinin tanrısı, geri kalanın şeytanı.
Ülke futbolunun fanatizmden ötürü epey ayrıştığı şu günlerde; Nwakaeme'nin, rakip taraftarlar için bile "başarılı ama sempatik" kalabilmesi, sanırım veda ederken övülmesi gereken en müstesna özelliği.
Anthony Nwakaeme, "özel oyuncu" tanımının altını tam manasıyla dolduruyor. Kalçasını koyduğunda ondan top almanın imkansızlığı, ceza sahasına baktığında adrese teslim ortaları ve etrafındaki oyuncuları bir orkestra şefi gibi yönlendirmesiyle bence Türk futbol tarihine geçen isimlerden biri oldu. 2000 sonrası Trabzonspor’a gelmiş en başarılı yabancı oyuncu olduğunu söylemek hiç de mübalağa olmaz. Hamsik, Alexander Sørloth, Miroslaw Szymkowiak, Jaja Coelho ve hatta "bizden" biri olan Yattara gibi isimlerle liste uzar gider; ancak Nwakaeme, başardıkları ve istikrarlı yapısıyla bu listenin en tepesine adaydır. Belki de kulüp tarihinin en iyisidir.
Trabzonspor’a yeniden "biz güçlüyüz" hissini kazandırması, "paniklemesi gereken biz değiliz, rakip" düşüncesini geri getirmesi, çözümsüzlük anlarında o sarsılmaz sakinliğiyle çözüm üretmesi onu bambaşka bir seviyeye koydu. Futbolun sistemlerle boğuştuğu bir çağda, rakip savunma kurgularını tek bir çalımla geçersiz kılan, ezber bozan yapısıyla tam bir "sistem kırıcı" idi.
Saha içindeki duruşuyla oyunu estetik bir şölene dönüştüren, camiayı hayal ettiği şampiyonluk hedefine taşıyan performansı; onu bazen bir sihirbaz, bazen bir satranç ustası, taraftarının tabiriyle de "Bay Beyin" yaptı. Sadece yeteneğiyle değil, rakiplerinin bile saygı duyduğu karakteriyle örnek bir figür oldu. Topla süzülürken sergilediği o meşhur "dur-kalk" ustalığı, modern futbolda eşine az rastlanır bir zanaattı.
Oyunu kendi temposuna göre eğip büken, sanki top ayağına değil de ayağı topa aitmiş gibi hissettiren o organik bağıyla izlemesi her zaman büyük bir keyifti.
Ezcümle;Birçok yıldız futbolcu bu topraklarda oynar ve geçer, ancak Nwakaeme gibiler insanların hafızasına nakşedilir. O, sadece attığı golleri değil, bir şehrin futbol kültürüne bıraktığı derin izleri yanına alarak veda ediyor. Bir futbolsever olarak Anthony Nwakaeme’ye teşekkür ediyorum. Onu izlemek ve oyununu yorumlamak gerçek bir zevkti.
Lig tarihimizin en unutulmaz birkaç hakem katliamından biriydi, hakem düdüğünü asmak pahasına maçı bizden alıp gsye vermişti, gerçi biz bunlara alışıktık, bizi asıl şaşırtan şey 7 kişi bırakılan takımımıza oley çeken tribünlerdi,
Şimdi bize akıl veriyorlar
Biz bir miktar adam bu kavgaya devam edeceğiz 40 sene kaybedeceğiz 1 sene kazanacağız sorun yok biz bu takımı televizyona bakıp çok kazanıyor diye seçmedik. Mezarlıklarımız orada
🏆 24 yıllık hasreti sona erdirmek için son 1 gün!
🇹🇷 A Milli Takımımız, son olarak 2002 Dünya Kupası'na katılım sağlamış; turnuvayı 3. sırada tamamlamıştı.
#beINSPORTS
Bu tiplerin temel taktiği şu: CHP'ye haksız diyemiyorlar çünkü haksız değil ve öyle derlerse kendilerini takip eden muhalif kitleyi kaçırırlar. Onun yerine CHP'yi sürekli strateji üzerineden eleştiriyorlar, "şunu yaparak yanlış yol izledi", "işte şimdi kendi kalesine gol attı", "CHP dökülüyor, yarın seçim olsa AKP kazanır" vs. Bu şekilde hem muhalif kitleyi küstürmuyorlar hem de iktidarla ilişkilerini iyi tutmaya devam ediyor.
Dün Oulai’nin gördüğü kartla Galatasaray maçında oynayamamasını yazdım ve ‘bu zaten belliydi’ dedim, ardından da ‘Liverpool bu gece acayipti, 4-0 iyi sonuç’ yazdım ve o Fenerbahçe ile ilgili tweetlerimde bana methiyeler düzen Galatasaray taraftarı demediğini bırakmadı.
‘Tabii ki 2011 şike sürecini Fenerbahçe ile yaşadık ve o kin bitmez ama temelde yok birbirinizden farkınız’ diyerek yeni gramafonumdan Trabzonspor için geliyor: ‘Benzemez kimse sana…’
"Benim adaylığım daha büyük bir meselenin parçası. Daha büyük mesele de şu: Türkiye bir demokrasi olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Türkiye, iktidarların seçim yoluyla değiştiği bir ülke olarak kalacak mı, kalmayacak mı?"
Evet mesele tamamen bu.
ÖNEMLİ:
2026 yılına girerken Trabzon İl Sağlık Müdürlüğüyle beraber şehrin futbol kültürünü nesiller boyu yaşatacak anlamlı bir projeye imza atıyoruz. Sezon sonuna kadar Trabzon’da dünyaya gelen her bebeğe ilk hediyesi benden: Şanlı Trabzonspor Forması! 🥰
Türkiye’de doğan bir bebeğin hangi takımı tutacağı belli değildir. Bir şehir hariç: Trabzon. Türkiye’de bir şehrin takımıyla bu denli bütünleştiği, adeta tek vücut olduğu başka bir örnek yok; bu yüzden bu proje zaten sadece Trabzon’da hayat bulabilirdi. 🤗