İnsanlar kitap okuyarak “aydınlandığını” sanıyor.
Gerçekte çoğu sadece egosunu süslüyor.
Bir kitabı bitirmek, bir şey anladığın anlamına gelmez.
Sadece sabrın olduğunu gösterir. Hepsi bu.
Bugün herkes “okuyorum” diyor ama ortada değişen bir şey yok.
Çünkü çoğu insan kitabı kendini değiştirmek için değil, kendini haklı çıkarmak için okuyor.
Altını çiziyorlar, story atıyorlar, alıntı paylaşıyorlar…
Ama aynı insan kalmaya devam ediyorlar.
Gerçek okuma şunu yapar:
Seni rahatsız eder.
Seni huzursuz eder.
Seni kendinle kavga ettirir.
Eğer bir kitap seni sadece “iyi hissettiriyorsa”, büyük ihtimalle seni hiç sarsmamıştır.
Asıl problem de burada başlıyor:
İnsanlar sarsılmak istemiyor.
Çünkü değişmek demek, konforu kaybetmek demek.
Ve çoğu insan konforunu, gerçeğe tercih ediyor.
O yüzden ortalık “okur” dolu ama çok az kişi gerçekten okuyor.
Çoğu sadece tüketiyor.
Şunu net söylemek gerekiyor:
Kitap okumak seni iyi biri yapmaz.
Sadece ne kadar iyi rol yaptığını gösterir.
Ve en acı soru şudur:
Okuduğun kitaplar seni değiştirmiyorsa…
sen mi direniyorsun, yoksa sadece izliyor musun?
Resmî verilere göre; devlet İstanbul'daki her iki köprüden yıllık 112 milyon dolar, yedi otoyoldan yaklaşık 488 milyon dolar kar elde ediyor.
Her ikisinin toplam geliri ise yaklaşık yıllık 600 milyon dolar. Devletin nakit ihtiyacını karşılayacak devasa gelir..
Devlet 25 yılda oturduğu yerden 15 milyar dolar gelir elde ediyor.
Ancak buna rağmen en fazla 5-6 milyar dolara devretmeyi tercih ediyor.
Bunun adı nedir sizce?
Einstein'ın ABD üniversitelerinde konferans verdiğinde öğrencilerin ona sık sık sordukları soru:
-Tanrı'ya inanmıyor musun?...
Einstein hep şu cevabı verirdi:
“Spinoza'nın tanrısına inanıyorum”.
Spinoza'yı okumayan kişi aynı yerde kalır...
Şöyle özetleyebiliriz:
*Baruch de Spinoza*, 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük "Rasyonalist"inden biri olarak kabul edilir, Fransız *Descartes* ile birlikte.
*Spinoza'nın tanrısı ya da doğasına göre
Tanrı şöyle derdi:
Dua etmeyi ve boşuna göğsüne yumruk atmayı bırak!
Yapmanı istediğim tek şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarmandır.
Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum..
Kendi inşa ettiğin tapınaklara gitmeyi de bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun !
Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda ve senin kalbindedir..
Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak;
çünkü ben sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkar olduğunu ya da cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim!
O yüzden seni inandırdıkları her şey için beni suçlama..
Benimle hiçbir ilgisi olmayan ve anlamadığın halde sözde kutsal yazıları okumayı da bırak;
Gün doğumunda, bir manzarada, arkadaşlarının dostluğunda, küçük bir çocuğun gözlerinde beni okuyamıyorsan, henüz yazının bilinmediği devirlerde benim adıma yazıldığı iddia edilen hiçbir kitapta beni bulamazsın !
Bana güven, ama önce kendine güven ve herşeyi benden istemeyi bırak;
Bana işimi nasıl yapacağımı sen mi söyleyeceksin?
Benden korkmayı da bırak; Çünkü ben öcü değilim ve seni yargılamıyorum, seni eleştirmiyorum, sana sinirlenmiyor, seni rahatsız etmiyorum, asla seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir..
Benden özür dilemeyi de bırak;
çünkü affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yarattıysam... Seni özgür iradenle donattım. Sana verdiğim akıl ve iradeni kullanarak yaşıyorsan seni nasıl suçlayabilirim?
Seni sen olduğun için nasıl cezalandırabilirim?
Bir yaratıcı bunu nasıl yapabilir?
Her türlü emirleri unut, her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için, seni kontrol etmek için, senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusudur. Bunlara inanma, sadece kendi aklını kullan..
Kendine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi başkalarına da yapma. Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen. Çünkü bu hayat ne bir test, ne bir basamak, ne bir adım, ne bir prova ne de cennete giden bir yoldur....
Ben seni tamamen özgür kıldım;
Ödül yok, ceza yok, günahlar yok, erdem yok, kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor.
SADECE SEVGİ VAR..!!!
Ancak hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün.!!
Bu hayattan sonra bir ne olup olmadığını söyleyemem, ama sana bir tavsiye verebilirim ; Bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa. Düşün ki bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için vardır, yani hiçbir şey yoksa, sana verdiğim bu yaşama fırsatından zevk almış olacaksın. Ama eğer bir şey varsa, orada da sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım.. Sana soracağım tek şey, beğendin mi? Eğlendin mi? En çok neyi beğendin? Yaşamında ne öğrendin ve hangi güzel işleri yaptın olacaktır..
Bana inanmayı bırak; inanmak tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Beni sevmen yeterli..
Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettarlık hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun?... Neşeni ifade et! Beni övmenin doğru yolları bunlardır..
İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini papağan gibi tekrarlamaktan vazgeç..
Emin olabileceğin tek şey burada olduğun, ve yaşadığındır..
Nitekim bu dünya harikalarla doludur.. Etrafına baktığında beni görecek ve hissedeceksin.. Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki?
Beni dışarıda ararsan bulamazsın.
Beni sadece kendi içinde bulursun.
SPİNOZA
“Emeklilik sistemi kökten değişiyor” şeklindeki haberler gerçeği yansıtmıyor!
Ne aylık bağlama sisteminde köklü bir değişiklik söz konusu ne de emekli aylıklarında esaslı bir değişiklik yapılacak!
Emeklilik yaşındaki büyük adaletsizlik gündemde bile değil.
Bu spekülatif haberler emeklilerin yaşadığı vahim yoksulluğu ve geçim sıkıntısını çözmekten uzak, emeklilerin tepkisini düşürmeye ve kamuoyunda beklenti oluşturmaya yönelik bir algı çalışmasından ibarettir.
Ortada gerçek bir çözüm yoktur.
🚨Monaco Teknik Direktörü Pocognoli:
“Rakip takımın hocası sürekli zıplıyordu
neler yaptığına anlam veremedik. Galiba kendisi özürlü bir kardeşimiz Tanrı onun yardımcısı olsun.”
Levent Gültekin:
"Bence Tayyip Bey de, Kemal Bey de, Devlet Bey de proje. Bu sadece Trump falan değil, daha büyük bir proje.
23 yıldır iktidarın her başı sıkıştığında yardımına koştular."
Sera Kadıgil, bu kez Yılmaz Tunç'u tarumar etmiş🔥
"Anayasa'nın fiilen ortadan kaldırıldığı ülkemizde Adalet Bakanlığına kaç para bütçe vereceğimizi konuşuyoruz
Bakanlık 400 milyar TL'ye yakın bütçe istiyor. Bu bakanlık beş kuruş bütçeye değmez. Kapatalım bu bakanlığı"
Öğretmenler Günü’ne Özel Hediye Çekilişi!
Aşağıdaki listede yer alan toplam 30 kitabımı bu tweeti beğenip rt eden 30 takipçime hediye ediyorum.
(Etkinlik 27 Kasım Perşembe günü saat 20’de bitecektir.)
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
Ayıptır söylemesi, Siyaset Bilimi Profesörüyüm. Üniversitede “ideolojiler” dersini de anlattım. “İlkel Milliyetçilik” diye bir kavram yok. Özü itibarıyla milliyetçilik, devletsiz halkların devletleşme ideolojisidir. Devleti olan halklar da, devletlerini koruma adına milliyetçilik yaparlar. Ancak milliyetçilik sinsi bîr ideolojidir. Liberalizmden Ümmetçiliğe kadar her türlü ideolojiye sızar. Ezilen halkların milliyetçiliği ilerici ve savunmacı bir milliyetçilik olarak kabul edilirken, devlet sahibi halkların aşırı ve saldırgan milliyetçiliği, kolaylıkla Faşizme kayabilir. Unutmayalım ki “ Faşizm milliyetçiliğin çocuğudur. “ Bu konular için @ilgin_ercan hocanın çalışmalarını önerebilirim. Piçekê serê xwe bixebitînin û hay ji dinyayê hebin! Ehmedê Xanî fêm bikin..
En meşhur ve ilk resmî Osmanlı tarihi günümüz Türkçesine çevrildi.
Osmanlı Devleti’nin ilk resmi tarihçisi (vak‘anüvis) Mustafa Naima’dır. 1592-1660 yılları arasındaki hadiseleri, renkli tasvirlerle zaman zaman roman tadında anlatır. Dönemin dedikodularını nakleder. Daha sonraki resmî tarihçilerin hiçbirinde bu kadar renkli anlatım, günlük dedikodular ve uzun konuşma metinlerine rastlanmaz.
Naima Tarihi, Osmanlı döneminde defalarca basıldı. Ancak bu baskılarla yazma nüshalar arasında önemli farklar vardır. Bu tarih yıllar önce Osmanlı dönemindeki baskıdan günümüz Türkçesine de çevrilmişti. Fakat bu sadeleştirmede de yanlış okumalar vardı. Evliya Çelebi Seyâhatnamesi’ni günümüz Türkçesine çevirerek yayınlayan Seyit Ali Kahraman, Naima Tarihi’nin yazmalarına dayanarak günümüz Türkçesine çevirdi. Eser Yeditepe Yayınevi tarafından 6 cilt olarak yayınlandı. İlk resmi Osmanlı tarihçisinin bu renkli tarihini tarih meraklılarına tavsiye ediyorum.
https://t.co/MRYyK6fPxc
"Orada çeşitli meyveler vardır."
(Yasin 57, Zuhruf 73)
"Cennet ehlinin canlarının istediği kuş etleri vardır."
(Vakıa 21)
"Cennette acıkmak ve susamak yoktur."
(Ta-Ha 118, 119)
Ayetleri 23 yılda parça parça indirirsen önce ne dediğini unutursun....