BASIN AÇIKLAMASINA DAVET
Sendika seçme özgürlüğüne yönelik baskı ve saldırılara karşı, emeğin iradesini savunmak için Kızılay A.Ş. Geneş Merkezi önünde basın açıklaması yapılacaktır. Tüm emek dostlarımız ve basın mensuplarımız davetlidir.
🚩Yer: Kızılay A.Ş Genel Müdürlülük
Rüstemağa Sk. No:2/1, Küçükbakkalköy, Ataşehir/İstanbul
📆 Tarih: 06.08.2026 Perşembe
🕚 Saat: 11.00
@tekgida sendikası olarak @kizilay_icecek Aş önünde sendikal hak ve özgürlükler e karşı yapılan müdahaleleri kamuoyu ile paylaşacağız.
Kızılay kimsenin babasının malı değildir,Kızılay halkımıza mal olmuş bir kurumdur,kimse keyfine göre hareket edemez.
Japonya Uluslararası Çalışma Vakfı (JILAF) tarafından, Türk-İş Konfederasyonumuzun iş birliğiyle Japonya’da düzenlenen uluslararası sendikal eğitim programına Sendikamız adına Genel Başkanımız Sayın İbrahim Ören ile Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Sayın Engin Öz katıldı.
https://t.co/tIHxQOxBgb
Sendikamız Başkanlar Kurulu Toplantısı; 26 Haziran 2026 tarihinde İzmir’de, Sayın Genel Başkanımız İbrahim Ören, Genel Sekreterimiz Kemal Köse, Genel Mali Sekreterimiz Ali Bükülmez, Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Engin Öz, Genel Eğitim Sekreterimiz Seyfullah Keskinoğlu ve şube başkanlarımızın katılımıyla gerçekleştirildi.
https://t.co/llWStB2EK2
Başkan Trump, Pakistan’daki ateşkes görüşmeleri çökünce Hürmüz Boğazı’na abluka uygulamaya karar verdi. Bu kararın bölgesel ve küresel askerî, siyasi ve ekonomik yansımalarına dair görüşlerim aşağıdadır:
Bu durum dünya denizcilik tarihinde ender rastlanacak niteliktedir. Zira İran, savaşın başından bu yana zaten Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda fiilî bir abluka uygulamaktadır. Kendi iradesi dışında hiçbir geminin geçişine izin vermemektedir. ABD gibi süper güç olduğunu iddia eden bir devletin bu duruma karşı tepki olarak yeni bir abluka ilan etmesi değil, aksine Hürmüz Boğazı’nı açık tutarak bu ablukayı kırması beklenirdi. Ancak bunu yapamıyor, zaten günde 4–5 geminin İran izniyle geçtiği bir hatta, çıkış yapan gemilere abluka uygulamaya yöneliyor.
Bu ablukanın temel amacı, barış görüşmeleri çökünce Amerikan kamuoyuna “biz de harekete geçiyoruz” mesajı verebilmektir.
Bir diğer neden, boğazdan İran’a ücret ödeyerek geçen gemilerin dolar dışı ödeme yapması ve bunun petrodolar sisteminden uzaklaşmayı hızlandırmasıdır. Tüccar kimliği ağır basan Trump, sürece küresel jeopolitik perspektiften değil, daha çok ticari refleks ve hegemonik kontrol kaygısıyla yaklaşmaktadır.
Savaşın 40. gününde dahi Hürmüz Boğazı’na 500 mil yaklaşamayan ABD donanması, bu ablukayı fiilen nasıl uygulayacaktır? İran füze ve SİHA tehtidi karşısında son derece riskli bir karardır. Eğer bu kararı desteklemek için Körfez ülkelerinin veya diğer müttefiklerin deniz unsurları devreye sokulursa, bu gemiler İran açısından meşru hedef hâline gelebilir. Bu da ilgili ülkelerin hükümetleri için ciddi bir risk oluşturur.
ABD donanması, hipersonik ve balistik füze tehdidinin dışında kalarak gemileri durdurmaya çalışsa bile; hedef alınan gemiler Çin gibi büyük güçlere aitse (örneğin geçtiğimiz hafta Fransa bir gemisini geçirdi), bu gemilere donanma ile eskort sağlanması durumunda ne yapılacaktır? ABD, ablukaya uymayan gemilere karşı doğrudan güç kullanacak mıdır? Bunlar belirsizdir.
Trump’ın bu kararı, İran–İsrail–ABD hattındaki çatışmayı, tarafsız ticaret gemilerine yönelik hukuksuz bir abluka ile daha da genişletebilir. Bu senaryoda Bab el-Mendeb Boğazı’nın kapanma riski de ciddi şekilde artar.
Bu karar, bir yandan İsrail’in İran’a karşı Amerikan askerî gücünün sonuna kadar kullanılmasını öngören yaklaşımına hizmet ederken, diğer yandan ABD’nin küresel gücünün temel dayanaklarından biri olan deniz ticaret düğüm noktaları üzerindeki kontrolünü zayıflatmaktadır. Hürmüz gibi kritik bir geçiş noktasında dolar dışı ödemelerle geçişe fiilen izin verilmesi, 100 yıllık Amerikan finansal ve jeopolitik düzen anlayışını sarsmaktadır. ABD bunun bilinci ile yaralı bir yırtıcı gibi davranmaktadır. ABD İsrail’in etkisiyle büyük bir yangın başlatmıştır ama başlattığı yangını şu an söndürmemektedir . O büyük yangında Uzak Asya ve Afrika ülkeleri olmak üzere tüm dünya olumsuz etkilenmeye devam edecektir. Bu durum ABD ve İsrail’e karşı antipatiyi her geçen gün arttıracaktır.
Bu gelişmeler yaşanırken doların küresel rezervlerdeki payı %46’ya gerileyerek son 30 yılın en düşük seviyesine inmiştir.
Sonuç olarak Trump’ın aldığı bu karar, akıl süzgecinden ve fayda temelli yaklaşımdan uzak, krize giren bir hegemon gücün, mevcut durumu daha da büyütme ve yayma eğiliminin bir yansımasıdır.
🔴 Enerji savaşı artık değişti‼️
Çin bambaşka bir şey yaptı… ve çoğu insan bunun farkında bile değil.
Gobi Çölü’nün ortasında
263 metre yüksekliğinde dev bir kule var.
Etrafında kusursuz bir çember halinde dizilmiş
tam 12.000 ayna bulunuyor.
Yaklaşık 8 kilometrekarelik çorak bir arazinin üzerine kurulu.
Görüntü resmen bilim kurgu filmi gibi.
Bu aynalar, güneş ışığını kulenin tepesindeki tek bir noktaya odaklıyor.
Sıcaklık 800 Fahrenheit’in üzerine çıkıyor.
Ortaya çıkan bu aşırı ısı,
özel bir sıvı tuz karışımının olduğu dev tanklara aktarılıyor.
Evet, bildiğin tuz.
Eskiden yiyecek saklamak için kullanılan şey,
şimdi güneş enerjisini depoluyor.
565 santigrat sıcaklıkta tutuluyor.
Güneş battığında sistem durmuyor.
Bu erimiş tuz saatlerce sıcak kalıyor
ve ihtiyaç olduğunda buhar türbinini çalıştırarak elektrik üretmeye devam ediyor.
⚡ Sonuç:
100 megavat güç
Gece gündüz kesintisiz üretim
Yılda 390 milyon kilovatsaat elektrik
Dünyadaki her kömür santralinin bir zayıflığı var:
Yakıt olmadan çalışamaz.
Ama bu sistemin ihtiyacı olan tek şey:
güneş
ve kolay kolay soğumayan bir tuz tankı
Asıl mesele şu:
Güneş enerjisine karşı en büyük argüman hep aynıydı:
“Gece ne olacak?”
Çin bu soruya
12.000 ayna ve uzaydan görülebilen dev bir kuleyle cevap verdi.
İşçi sendikalarının üye sayılarına ilişkin Ocak 2026 dönemini kapsayan resmi istatistikler yayımlandı. Açıklanan verilere göre Sendikamız Tekgıda-İş, gıda sanayii işkolunda yetkili sendikalar arasında en fazla üyeye sahip sendika olma konumunu bir kez daha korumuş, böylece işkolumuzun en büyük sendikası olduğunu bir kez daha tescillemiştir.
https://t.co/HZvmKAMz0d
Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’ı ziyaret eden Yönetim Kurulumuz, çalışma hayatında özellikle özel sektörde yaşanan sorunlara ilişkin görüş ve değerlendirmelerini kendisine aktarmış, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmuştur. Oldukça verimli geçen görüşmede, emekçilerin karşı karşıya kaldığı güncel sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır.
Ziyaretin ardından Yönetim Kurulumuz, Genel Başkan Yardımcısı Sayın İrfan Kabaloğlu’na da bir nezaket ziyaretinde bulunarak sendikal çalışmalar ve çalışma hayatına dair konular üzerine değerlendirmelerde bulunmuştur.
https://t.co/uPbHQhXfvR