Barış adına despotluğa, şiddete, zorbalığa diz çöktüğümüz zaman; barış adına korkuyla yüz yüze geldiğimiz, özgürlükten ve saygınlıktan vazgeçtiğimiz zaman; barış, barış değildir. İntihardır.
@munazabey Özgür Özel, çoluk çocuğa tecavüz eden sapıklar veya çocukları öldüren katillerin az ceza alması için uğraşıyor şu an. Onunla meşgul. Bunlara zaman ayıramaz.
O çok önemli bir şey değil.
Mesela, 5 yıl ceza alırsan, o ceza bittikten sonra 5 yıl içinde bir suç işlersen, tekerrür hükümleri uygulanıyor.
Ama zaten 18 yaş altı biri 5 yıl yattıktan sonra 18 yaşından çıkmış oluyor. Yani, çok da önemli bir şey değil açıkçası.
12 Eylül'de çocukların yaşını büyütüp asan zihniyetin bizzatihi kendisisin. Sen de pisliğin teki bir çocuğu öldürsün, mlen öldüğüyle kalsın öldüren 5 yıl sonra çıksın istiyorsun. Öldürülen çocuk zerre kadar umrunda değil.
Gazilerimiz Meclis'in hemen yanı başında günlerdir haklarını arıyor. Bu süreçte bir gazimizi kaybetmenin acısını yaşıyoruz.
Bu ülke için bedel ödeyen insanlara yük muamelesi yapılamaz. Gaziler arasında ayrım son bulmalı, insanca yaşayacakları maaş ve hak ettikleri sağlık desteği sağlanmalıdır.
Tipik bomboş argüman. Bomboş. Bir bıkmadılar bıdı bıdı aynı argümanı anlatıp durmaktan. Bu kadar cahil, aptal, yobaz, embesil bir insan güruhu yoktur. Allah'a şükürler olsun bunları asla iktidara getirmemiş bu millet.
Nasıl 30 yaşında olup silahla oynarken ölen insanlar olabileceği gibi, 16 yaşında olup da silahla oynarken ölen veya öldüren insanlar olabilir. Aynen 30 yaşındaki örnek gibi, burada suçlu silahla oynayan.. Ailesi değil. Aile ne bilsin çocukları aptal?
Meclistekiler öyle bir konuşuyor ki adam "silahı dolu bir şekilde çocukların ulaşabileceği yerde saklayan ebeveynler suçludur" diyor. Çocuk derken 16 yaşından bahsediyor :)
16 yaşında bir insan silahın öldürücü olduğunu, tetiğe dokununca patlayacağı ve silahla oyun olmayacağını gayet iyi bilir. Yani bu konuda 30 yaşında biriylr 16 yaşın hiçbir farkı yok.
Hapiste yattığını, eğitimevi denen yerde tatil yapmadığını, evladına yaşattığı kabusun bedelini en azından biraz olsun ödediğini bilecek. O katil de başka bir insandan çaldığı yaşam hakkının bedelini kısman ödeyecek. Adalet deniyor buna.
Sn. Esen, elma ve armutu karıştırıyorsunuz. Biz diyoruz ki ölüm döşeğinde bir hasta var, tedavi edelim. Siz diyorsunuz ki hastayı tedavi edersek yeni hastalıkları engelleyemeyiz, hastayı tedavi etmek yerine hastalıkları engellemeye odaklanalım diyorsunuz.
Elif Esen: “Bu teklif geçince korkunç olaylar bitmeyecek. Çocuğu koruyacak mekanizmaları güçlendirmeden, sadece cezayı artırarak bu sorunu çözemezsiniz.
Önemli olan çocuğun hiç suç işlememesini ya da suçun mağduru olmasını önlemek; cezaevine girdiyse de oradan temiz bir hayata hazır, kendisini suça sürükleyen etkenleri kırmış, hayata tutunan bir birey olarak çıkmasını sağlamak.”
Evet, bu teklif geçince korkunç olaylar bitmeyecek (ama azalacak). Fakat en azından adalet kısmen de olsa yerini bulmuş olacak, evladı katledilen anneler en azından o katillerin 5 yıl sonra sokakta gezmediğini bilecek.
Gündüz gözüyle, o kadar kalabalığın içinde gelip benim çocuğuma saldıracaklar.
Defalarca bıçaklayacaklar.
Yere düşmüş çocuğuma bir diğeri tekme atacak.
Vahşice öldürecekler.
Benim çocuğum günlerce yaşam savaşı verecek. Ben onu o hâlde göreceğim…
Yetmeyecek; çocuğumun mezarını tahrip edecekler, aylarca tehdit edileceğim.
Çocuğumun adaleti sağlanmadığı için olay yeri inceleme de yapacağım.
Olay anına ait kamera kayıtlarını defalarca izleyeceğim, otopsi raporunu okumak zorunda kalacağım.
Çocuğum için polis de olacağım, avukat da, hâkim de, savcı da…
Sonra biri çıkıp bana failin psikolojisini, ekonomik durumunu, "üstün yararı"nı anlatacak.
Bir başkası, cezaevinden çıktıktan sonra sosyal çevresinin kalmayacağını söyleyecek.
Gerçekten bütün bunların içinde konuşmamız gereken şey bu mu?
Siz kime ne anlatıyorsunuz?
#MinguzziYasasıTariheGeçiyor