Bir asansör şakası: Bir adam, telefonla konuşarak içinde dört erkeğin bulunduğu asansöre bindi.
Konuştuğu kişiye, “Şimdi kapatmam lazım, kocan asansörde.” dedikten sonra asansörden indi.
1 Temmuz'dan itibaren üzerinde doğa logosu olan tüm ürünler 1 TL'ye otomat makinalarında iade alınacak. A101 Bim gibi yerlerde kurmaya başladılar.
1 TL diyip geçmeyin günde 275 pet yada cam şişe yılda 100 bin TL demek. Hem para kazanın hemde doğaya katkınız olsun. Bereketli olsun bol kazançlar. 😄
Geleceğin suçlusunu yetiştirmenin 8 altın kuralı...
1. Çocuğunuza küçük yaşlardan itibaren ne isterse vermeye başlayın.
Böylece herkesin onun geçimini sağlamakla yükümlü olduğuna inansın.
2. Fena sözler söylediğinde gülün.
Böylece kendisinin çok akıllı olduğuna inansın.
3. Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı öğretmeyin.
Bırakın, on sekiz yaşına geldiğinde her şeye kendi karar versin.
4. Yerde bıraktığı her şeyi siz kaldırın; kitaplarını, giysilerini, ayakkabılarını...
Onun için her şeyi siz yapın. Böylece sorumlulukları hep başkalarına yüklesin.
5. Onun yanında sık sık kavga edin.
Böylece bir gün aile parçalanırsa buna hiç şaşırmasın.
6. Ona istediği kadar harçlık vermekten kaçınmayın.
Böylece kendi parasını kazanmanın ne demek olduğunu asla öğrenmesin.
7. Yeme, içme ve konforla ilgili tüm isteklerini yerine getirin.
Böylece istediği her şeyi elde etmeye alışsın.
8. Komşulara, öğretmenlere, polise ve diğer insanlara karşı her zaman onun tarafında olun.
Böylece herkese karşı önyargıyla yaklaşsın.
Üstün Dökmen
Türk halkının proteine erişiminin kasıtlı olarak imkansızlaştırıldığı bir süreçteyiz. Çünkü et yemeyen, beslenmesi kontrol altına alınmış bir toplumu yönetmek, çok daha kolaydır
Bu bir "beslenme krizi" değil, tam kapsamlı bir "sosyal uysallaştırma" operasyonudur. Protein kaynaklarına erişimi kesilen, biyolojik olarak zayıflatılan kitleler,algı yönetimine ve dayatılan zorlamalara daha açık hale getirilir. Peki bu iş nasıl başladı?
1950 - 1980:İlk operasyon algı yönetimiyle başladı. Anadolu’nun doğal mirası küçükbaş hayvancılık, "koyun eti kokar" propagandasıyla itibarsızlaştırıldı. Amaç; coğrafyanın ucuz proteinini devreden çıkarıp, endüstriyel sığır odaklı bağımlı bir sisteme geçmekti.
1980 - 2000'lerin Başı: İthal ırk tuzağı devreye girdi. Yerli genetik ırklarımız tasfiye edildi. Yüksek verim vaadiyle getirilen yabancı ırklar; ithal yem ve ilaç bağımlılığıyla yerli besiciyi çökertti. Yerli üretici bittiğinde, sofralara hükmetmek çok daha kolaylaştı.
2006:Operasyonun yasal sacayağı atıldı. AB uyum süreçleri bahane edilerek domuz eti "kasaplık et" statüsüne alındı. Hemen ardından
2005-2008 yıllarında Kuş Gribi ile milyonlarca yerli tavuk itlaf edildi; halkın kendi proteinini üretme yetisi bitirildi.
2010 ve Sonrası:"Fiyatları düşüreceğiz" vaadiyle ithalat kapıları açıldı. Yerli besici ahırını kapatırken, Türkiye etin dünyada en pahalı tüketildiği ülkelerden biri haline geldi. Et, lüks bir tüketim maddesi yapılarak halkın gıda egemenliği elinden alındı.
2020 ve Günümüz: Covid, dolar kuru ve İklim krizini bahane ederek geleneksel hayvancılık baskılandı. Batırılan üreticilerin yerini büyük firmalar aldı. Laboratuvar eti ve böcek unu, "geleceğin gıdası" etiketiyle halkın gözü boyanıyor. Amaç biyolojik olarak haram ve pis ve sentetik gıdalarla halkın fıtratını bozmak.
Unutmayın gıdasını kontrol eden, toprağını ve toplumunu kontrol eder. DemirPusula olarak uyarıyorum
Kendi etinizi üretemezseniz, beslenme geleceğinizi başkalarının elinde olursa, otta yedirir, böcekte yerdirir, plastikte yerdirirler. Hemde kendi isteğinizle . Temiz, helal olmayan gıda hele et yemeyen toplum köle olmaya mahkumdur @DemirPusula