Dem Parti’ye 10 yıl boyunca olağanüstü baskı yapıldı. Belediyelerine kayyum atandı. Binlerce üyesi, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklandı ve hala tutsaklar. Buna rağmen neredeyse kimse “korkup” AKP’ye geçmedi.
CHP siyaseti en başta kendini sorgulamalı.
hızır adlı genç pir sultan’dan dua isteyip istanbula gider. paşa olur. sivas valisi hızır paşa olarak sivas’a döner. yolunu-erkanını unutur, haram yemeye başlar, saraylı olur ve sonra pir sultan’ı astırır. hızır paşalar bitmez.
🖋️@zindekultur
“Türkiye, 73 yıl önce bugün NATO’ya katıldı. Esasen Türkiye’nin bugününe varan yol da o gün çizilmiş oldu. Kendine çizilen yolda ilerlemeye devam eden Türkiye; 12 Mart 1971’i, 24 Ocak 1980’i, 12 Eylül 1980’i, 3 Kasım 2002’yi, 12 Eylül 2010’u ve 16 Nisan 2017’yi yaşayarak kaçınılmaz bir şekilde siyasal İslamcılar tarafından yönetilen ileri bir sınır karakoluna dönüştü. Bu dönüşümün başrolünde NATO vardır çünkü NATO sadece bir askeri ittifaktan ibaret değildir. Siyasetten düşünce dünyamıza, bilimden sanata, yaşam şeklimizden sosyal hayata kadar toplumların tüm yapısını değiştiren bir örgüttür ve bunu pek de ‘demokratik’ şekilde yapmaz. Kontrgerilla, gladyo, renkli devrimler, faili meçhuller, provokasyon, manipülasyon, dezenformasyon, fon, sansür vs. hepsi NATO'nun kullandığı yöntemlerdendir. Bu sayede siyasetinden ekonomisine, akademisinden sivil toplumuna, basınından sanat hayatına varıncaya dek tamamen tasarlanmış ve kontrol altında bir dünya yaratmıştır. İlk anda görülebilenden çok daha büyük bir kontrol mekanizması mevcuttur ve bu tasarlanmış, kontrol altındaki dünya bize ‘özgür dünya’ diye sunulmaktadır.
73 yıllık NATO serüveni Türkiye için son derece yıkıcı olmuştur. Türkiye, ileri bir sınır karakolu olması vasfıyla son derece yıkıcı bir kontrgerilla ve gladyo faaliyetine maruz kalmıştır. Faili meçhul cinayetler, Maraş gibi toplu katliamlar veya ilerici toplumsal hareketlerin şiddet yoluyla bastırılması hep NATO masalarında planlanmış, besledikleri çeteler eliyle de gerçekleştirilmiştir. Yeşil Kuşak oluşturmak adına Komünizmle Mücadele Derneklerini, İlim Yayma Cemiyetlerini, Türk-İslamcıları besleyen NATO, ülkedeki Kemalist aydınları kontrgerillaya kırdırarak ülkeyi İslamcıların ele geçirmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye’nin terörle mücadelesinde yanında durmamak bir yana, terör örgütlerine hem maddi hem de siyasi destek vermiştir. NATO toplantılarında bölünmüş Türkiye haritaları açılması, kaçak FETÖ’cülerin NATO üslerinde saklanmaları gibi yakın zamanda gerçekleşen olaylar da hafızalarımızdadır.
Lakin NATO’nun yaşattığı en büyük yıkım düşünce dünyamızdadır. Halkçı ve aydınlanmacı bir akım olarak doğan milliyetçiliğin İslamcı ve faşist bir mafyacılığa dönüşmesi, emek ve sınıf siyasetinden kopan sosyalizmin kimlikçi sol-liberalliğe veya etnik milliyetçilerin kuyrukçuluğunu yapmaya dönüşmesi, tam bağımsızlıkçı Kemalizmin Batıcı, şekilci ve özenti bir ‘Gardırop Atatürkçülüğü’ne dönüşmesi hep NATO politikaları doğrultusunda gerçekleşmiştir. NATO’nun müesses nizamına alternatif yaratabilecek hiçbir ideoloji ve düşünce bırakılmamış, hepsi zararsızlaştırılmıştır. Öyle ki Türkiye’de 73 yıldır tek bir ideolojinin hüküm sürmesi sağlanmıştır; anti-komünizm. Ülkede her şey değişse bile bu temel ideoloji 73 yıldır değişmemiş ve bu sayede Türkiye’nin kendi menfaatinden de önce kapitalizmin ve Amerikan hegemonyasının bekçiliğini yapması sağlanmıştır. Türkiye’nin beyni iğdiş edilmiş, kendisi için ve kendine özgü siyaset üretemeyen, düşünemeyen, sorunlarına çözüm bulamayan bir ülke haline getirilmiştir. Bugünün Türkiye’sinde şikâyet ettiğimiz konuların çoğunun altında NATO eliyle bu ülkede gerçekleştirilen dönüşüm vardır. Bu dönüşüm, yüz yıl önce kendine özgü, kendine güvenen ve kendine göre bir ulus inşası yoluna giren Türkiye'yi almış ve müesses nizamın şekil verdiği vasat bir ileri karakola çevirmiştir.
Yüz yıl önce kan ve irfanla kurduğumuz ülkemizi geri kazanmak istiyorsak öncelikle NATO’dan kurtulmak zorundayız.”
Epstein konusu bir avuç kapitalistin, aşırı zenginleşmesinden dolayı "insan"a aşırı yabancılaşarak, insanlıktan çıkmış fantezilerinin ifşası. Birazcık kitap okuyan biri yani soyut düşünmeyi geliştirmiş biri, böyle vakaların her dönemde, her yerde olmuş ve bundan sonra da olabileceğini bilir. Çünkü böyle bir şey ancak sınıflı bir toplumda olabilir. Yani insanın insan üzerindeki egemenliği.
Bir avuç ultra zengin, servetleri sayesinde insanlıktan o kadar kopuyor ki, insanları eşya gibi görüyor. Bu yabancılaşma, aşırı zenginliğin doğal sonucu. Para o kadar çok ki, artık hiçbir sınır, hiçbir ahlak, hiçbir empati kalmıyor. Yasalar, adalet, vicdan hepsi satın alınabilir hale geliyor. Tarihe bakınca aynı şey hep var. Sınıflı toplumlarda egemen sınıf, ezilenler üzerinde her türlü hakkı kendinde görüyor. Roma'da patrisyenlerin kölelerle yaptığı, feodal lordların serflerle yaptığı, sömürgeci beylerin yerlilerle yaptığı. Bugün Epstein'ın yaptığı da aynı mantık. Servet = dokunulmazlık = insan üzerinde sınırsız egemenlik hakkı. Bu sapkınlık bireysel bir sapma değil, sistemin ürettiği bir sonuç. Eşitsizlik ne kadar derinleşirse, bu tür iğrençlikler o kadar normalleşir. Sınıfsız, eşitlikçi bir toplum olmadıkça, güç ve para birikimi insanı insan olmaktan çıkardıkça, bu tür vakalar bitmeyecek. Sadece şekil değiştirerek devam edecek.
“Sermayesi insan olan kulüp” anlayışından, “paranın saltanatı”nı kutsayan bir yapıya evrilen bu tablo kabul edilemez. Beşiktaş, insanı merkeze alan değerlerinden uzaklaştıkça kendi kimliğini de kaybeder.
“Tatil yapmak zorunda değilsiniz”
Uzun zamandır emekçileri, yoksulları, çalışanları bu kadar aşağılayan, onları böcek yerine koyan bir cümle duymamıştım. Şu cümleyi kurmaya cüret edemeyecekleri bir nefret örgütlemek gerekiyor.
Bütçeye bu yılın ilk 4 ayında alkollü içki, tütün ve sigaradan 155 milyar TL ÖTV geliri sağlandı.
Banka, şirket ve holdinglerden 4 ayda alınan Kurumlar Vergisi ise 53,4 milyar lira. (Anka)
Bu solcular size ne etti kardeşim?
Hakkınızı savunmuş, yanınızda durmuş, canını vermiş, kanını vermiş, gık dememiş. Bir gün bile iktidar olmamışız. Nedir bu bütün kötülükleri sola ihale etmeniz? Siz 40-50 senedir bu memleketin her yerine ipotek koymuşsunuz, her zulümde imzanız var. Ne yapmış bu solcular size?
George Floyd'un ,polis tarafından boynuna basılarak öldürülmesini aylarca haber yapan,CnnTürk, A Haber, Habertürk, TRT Haber, bunu haber yapmaz mesela,görmezden gelir,gotleri yemez, çünkü Fahrettin Altun'dan izin almaları gerekiyor
He bak şimdi madem fırsatı geldi, nerede oğlum bu eski askerler, ulusalcı dinozorlar, CHP'de Sezgin Tanrıkulu var diye sürekli bok atanlar.
Bu adam adliyede uyuyor. Kürtçü/PKK'lı diye bokladığınız adamın gecesi gündüzü o gençleri kurtarmak. Nerede ulusalcıların ağaları?
Polise çiçek böcek vermeyi, beraber kalp yapmayı, cilveleşmeyi kesin artık. En büyüğü 22 yaşındaki gençler sen bunları yap diye tutuklanmadı. Oyun oynanmıyor burada. Soytarılık yapmayın..