Bu saçmalığı yapan, başörtülü kardeşlerimize bu tavrı gösterenler yol arkadaşımız değildir. Atatürkçü hiç değildir. Bunlar AKP iktidarının değirmenine su taşıyan gafil yobazlardır. Herkes istediği gibi giyinir kimse karışamaz!
Sporcumuz Deniz Kaan Kartal, İzmir’de düzenlenen Yeşilay U23 ve Büyükler Türkiye Atletizm Şampiyonası’nda, 200 metre finalinde koştuğu 20.67’lik derecesiyle U23 Türkiye Rekoru kırdı. Sporcumuz bu sonuçla Büyükler Türkiye Şampiyonu olmayı da başardı. 👏
🔗 https://t.co/yJJ64ABHUy
-Okan Buruk’a açık mektup-
Sevgili Okan Buruk,
7 Temmuz’da 27.Şampiyonluk hedefi ile yeni sezona başlıyoruz.
Bu hedef gerçekleştirildiği takdirde Türk futbol tarihinde yeni bir ilk başarılmış olacak ve bu başarı en çok Galatasaray’a yakışacak.
Böyle bir başarının arifesine bizi getiren Teknik Direktör Okan Buruk bundan 26 yıl önce yine aynı günlerde bu sefer futbolcu olarak aynı başarının arifesinde 2000-2001 sezonuna başlamıştı.
Bir önceki sezonu Avrupa’dan iki kupa getirerek kapatmış olan Türk futbol tarihinin en iyi takımını durdurmak için her yolu denemekten geri durmayacak olan, benzer marifetlerini yine aynı gözü karalıkla icra ettikleri bir başka sezonda kendi ifadeleri ile “hız sınırını aşmış ve radara yakalanmış” ve neticesinde tarihlerine kara bir leke bulaştırmış olacak bir rakiple karşı karşıyaydı.
Dönemin Galatasaray Başkanı ve yönetimi her ne kadar çok büyük başarıların kazanıldığı bir dönemde görev almış da olsalar bu en önemli sezona başlarken takımın önemli isimlerinin ayrılmalarına engel olamamış hatta bazı ayrılıkların sebebi olmuşlardır.
Fatih Terim’in yerine Mircea Lucescu, ayrılan çok önemli oyuncuların yerine yine çok önemli oyuncular getirilmiş, Türkiye’deki en güçlü kadroya sahip olduğumuz gerçeği değişmemişti.
Ama bir gerçek de futbolculara verilen sözleri uzun zamandır tutamayan, asli görevlerini yerine getiremeyen yönetimle takım arasındaki bağların koptuğu, yöneticilerin bu ortamda bir de oyunculara karşı davranışlarındaki yanlışlar sebebiyle takımın ahenginin eskisi gibi olmadığı gerçeğiydi.
Bu ortamda en çok haksızlık yapılan, hatta kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu olarak görülen futbolcu Okan Buruk Galatasaray terbiyesi gereği sessiz sedasız ayrıldı, ileriki yıllarda kendi tribünlerinden ona yöneltilen aşırı tepkilere rağmen gerçekte neler yaşandığını hiç anlatmadı.
Tarih kürsüsünden o günlere yakından tanıklık etmiş ve gerçekleri bilen bir Galatasaraylı olarak tam da 27. Şampiyonluğun arifesinde bunları hatırlatmak gerektiğini düşündüm.
Galatasaray tarihi çok büyük başarılara olduğu kadar bu başarıların ardından gelen ve tamamen iç çekişmelerden dolayı engel olunamayan tuhaf başarısızlıklara da şahitlik etmiştir.
26 yıl önce Galatasaray’da yaşanan buydu.
Bir de sahalardaki asker hakemlerin Galatasaray gollerini tereddütsüz kaldırdıkları bayraklarıyla iptal edişleri, Galatasaraylı futbolcuları ve tribünleri tahrik edecek tavırlar takınıp buldukları her fırsatta kullandıkları kartlarla sonuçlara Galatasaray’ın aleyhinde olacak şekilde etki ettiklerini de eklemem lazım.
Bu organize hikaye ligin finalinde Kadıköy’e gözlerini kapatıp görevini yapmaya çıkan hakem Orhan Erdemir’in utanç verici yönetimiyle taçlanmıştır.
O sezonun hikayesi “bir tanık” tarafından televizyonlarda en ince ayrıntısına kadar anlatılmış, dönemin Fenerbahçe futbolcusu Serhat Akın’ın ligin son maçı olan Samsunspor deplasmanında gelen şampiyonluğu kutladıkları sırada soyunma odasında Başkanlarının kendilerine “Fazla sevinmeyin, siz nasıl şampiyon olduğunuzu bilmiyorsunuz” dediği tarihe bir delil olarak bırakılmıştır.
Sevgili Hocam,
Dört kere üst üste şampiyon olan ve beşinci şampiyonluğu bu şartlar altında yaşayamamış olan futbolcu Okan Buruk bugün aynı başarının arifesinde Galatasaraylıların sevgilisi ve Teknik Direktörü Okan Buruk olarak bulunuyor.
Küçük bir çocuk olarak katıldığı Galatasaray ailesinin en sadık evlatlarından biri olarak bu senenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bildiğinize hiç şüphem yok.
Galatasaray’daki iç çekişmelerin, futbol takımının transferleri, sevk ve idaresi ile alakalı Başkan ve yönetimle farklı görüşlerde olunmasından kaynaklanan “sessiz mücadelenin” Galatasaray’a yine zarar vermesine müsade etmeyin.
Adanmış hayatların umudu olan bu formayı hakettiği bu başarıya bu sefer kavuşturun.
Ne kendi içimizde yaşanacak olumsuluklara ne de yıllar önce izledikleri yoldan giderek yine aynı neticeyi bekleyecek olan rakibe fırsat vermeyin.
Allah yardımcınız olsun.
Sözde kumpas denilen; ama itirafların ortalığa saçıldığı, herkesin bir bir kirli çamaşırlarını döktüğü gün bugün! CAS davasını kazanmadan geri çektikleri gün! UEFA'nın listesinden adını sildirmedikleri gün! Bugünün önemine binaen bu itirafı da hatırlatalım
Türk sinemasının unutulmaz ismi, nesilden nesile tüm Türkiye’yi güldürerek hafızalarımızda yer eden büyük usta Kemal Sunal'ı vefatının 26. yılında sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
sanat apolitikleştirilemez ve hayattan koparılamaz. hayatın kendisi politiktir. sanat hayatın kendisini ortaya koyar. apolitik sanatı kabul edersek etliye sütlüye karışmadan para kazanan ticari figürler olur, insanlıktan ve sanatçılıktan çıkarız.
değerlerimiz, inançlarımız elbet ki önemlidir. kendi hayatlarımızda doğruları yaparak değerlerimize ve inançlarımıza sahip çıkmalıyız. "sanatçı sanatını yapsın, beğenmeyen gitmesin" ikliminde yaşamak isterdim.
deniz'in ve bugün tutuklanmamış ama otosansür uygulamak zorunda kalmış, yaratıcılığını kısıtlamak zorunda kalmış, belki korkan bütün sanatçılarımızın ve halkımızın yanındayım.
yanında olmam hiçbir şeyi değiştirmez pekala farkındayım. fakat fikirlerimi söylemeden hayatıma devam ettiğimde kendime saygım azalıyor. "sen sanatını yap" diyeceklere de şimdiden sanatçının hayatının sanat olduğunu ve tavrının, duruşunun da sanatçılığının tam da kendisi olduğunu söylemek isterim.
Emir Can İğrek: (Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması hk.)
"Sanat apolitikleştirilemez ve hayattan koparılamaz. Hayatın kendisi politiktir; sanat da hayatın kendisini ortaya koyar.
Apolitik sanatı kabul edersek, etliye sütlüye karışmadan para kazanan ticari figürlere dönüşür; insanlığımızdan ve sanatçılığımızdan uzaklaşırız.
Elbette değerlerimiz ve inançlarımız önemlidir. Kendi hayatlarımızda doğru olanı yaparak değerlerimize ve inançlarımıza sahip çıkmalıyız. Ben, "Sanatçı sanatını yapsın, beğenmeyen gitmesin." ikliminde yaşamak isterdim."
Deniz'in ve bugün tutuklanmamış olsa da otosansür uygulamak zorunda kalan, yaratıcılığını kısıtlayan, belki de korkan tüm sanatçılarımızın ve halkımızın yanındayım.
Yanlarında olmamın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğinin elbette farkındayım. Ancak fikirlerimi söylemeden hayatıma devam ettiğimde, kendime olan saygım azalıyor."
"Sen sanatını yap." diyeceklere de şimdiden şunu söylemek isterim: Sanatçının hayatı sanatıdır. Tavrı ve duruşu da sanatçılığının ayrılmaz bir parçasıdır.
UEFA'nın limitlerini aşan, TFF'nin limitlerini hayli hayli aşmış demektir..
Bu sefer sıçrayamadılar.
UEFA tarafında ceza geldi de, TFF tarafından ceza nerede?