İŞ KAZALARINDA SEBEP OLANLAR EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALI
Son birkaç gün içerisinde; Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte 5 işçi yaşamını yitirdi. İzmir’in Torbalı ilçesindeki metal fabrikasında yaşanan patlamada 7 işçi yaralandı. Zonguldak��ın Kilimli ilçesinde kaçak işletilen maden ocağındaki göçükte 1 işçi hayatını kaybetti.
Ölen ve yaralanan işçi kardeşlerimiz; daha önceki iş kazalarında olduğu gibi ihmal, kar hırsı ve denetimsizliğin kurbanı olmuştur. Bu yaşananlar iş kazası değil, tam anlamıyla bir iş cinayetidir.
Art arda yaşanan bu olaylar tüm yönleriyle araştırılmalı, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ihmali bulunanlar ile iş kazalarına sebep olanlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Bilindiği üzere; iş sağlığı ve güvenliği çalışma hayatının en temel konularının başında gelmektedir. Maalesef her yıl binlerce çalışan iş kazaları nedeniyle yaşamını yitirmekte ve yaralanmaktadır. Kazaların sebeplerine bakıldığında bu kazaların büyük bir bölümünün gerekli tedbirler ve denetimlerle önlenebileceği görülmektedir.
Başta işverenler olmak üzere herkesin şunu net bir şekilde bilmesi gerekir; İş sağlığı ve güvenliği, tasarruf yapılacak bir alan değildir. İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi sağlanmalı, denetimler güçlendirilmeli ve gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmelidir.
Başta madenler olmak üzere, tüm işyerlerindeki iş kazaları ve meslek hastalıklarını sona erdirecek politikalar en etkin biçimde ve kararlılıkla uygulanmalıdır. İnsan hayatını temel almayan ekonomik ve sosyal politikalara son verilmelidir.
Özellikle kapatılmış veya çalışması durdurulmuş maden ocaklarının gerekli güvenlik koşulları sağlanmadan yeniden açılması cinayete teşebbüstür. Bu tür uygulamalarda sorumluluğu olanlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
TÜRK-İŞ olarak, iş cinayetlerinin kader olmadığını bir kez daha vurguluyor; çalışanların yaşam hakkının korunması için gerekli tüm adımların gecikmeden atılmasını talep ediyoruz.
Hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yarananlara ise acil şifalar dileriz.
Ergün ATALAY
TÜRK-İŞ Genel Başkanı
Kamuoyunu hızlı ve etkili bir biçimde bilgilendirmek amacıyla zor şartlar altında ve büyük bir özveriyle gece gündüz demeden çalışan tüm basın mensuplarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı en içten dileklerimizle kutluyoruz.
Gerçeğin kamuoyuna aktarılması için mücadele veren basın emekçileri, güvencesiz çalışma koşulları ile işsizlik ve baskılara maruz kalmaktadır. Haber peşinde gece gündüz demeden çalışan, mesai kavramı gözetmeksizin fedakârca görev yapan basın emekçileri, ne yazık ki bugün birçok temel haktan mahrum bırakılmaktadır.
Sendikalaşma özgürlüğü olmayan, işsizlikle sürekli tehdit edilen, düşük ücret gibi temel sorunlar yaşayan basın emekçilerimizin bu sorunlarına bir an önce çözüm bulunmalı, mağduriyetlerine son verilmelidir.
Bu vesileyle, halkın haber alma hakkı için emek veren tüm gazetecilerimizin ve basın çalışanlarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı bir kez daha kutluyor; görevleri başında yaşamını yitiren basın emekçilerini saygı ve rahmetle anıyor, tüm basın camiasına sağlık, başarı ve güvenli çalışma koşulları diliyoruz.
SOMA MADEN FACİASINDA HAYATINI KAYBEDEN MADEN ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ
TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 maden işçisinin şehit olduğu ve tarihimizin en büyük iş cinayetlerinden biri olarak kayıtlara geçen Soma Faciası’nın 12. yıl dönümünde bir açıklama yapmıştır.
“Kar hırsının ön plana çıktığı, emeğin geri plana itildiği politikaların bir sonucu olarak, 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da 301 maden işçimizi şehit verdik. Yaşanan bu olay, nedenleri ve sonuçları itibarıyla bir kaza değil, açık bir katliamdır.
Aradan geçen yıllara rağmen acımız azalmamış, aksine derinleşmiştir. Bu büyük kayıp yalnızca ailelerin değil, tüm işçi sınıfının ortak hafızasında yer edinmiş; unutulmamış ve unutturulmayacaktır.
Soma Faciası sonrasında yapılan mevzuat düzenlemeleriyle özellikle yer altı maden işletmelerinde çalışma koşullarında belirli iyileştirmeler sağlanmıştır. Ancak geçen 12 yıla rağmen, ilkel yöntemlerle faaliyet gösteren, kayıt dışı ve denetimsiz çalışan maden işyerlerinin varlığı da halen bilinmektedir.
Sendikal örgütlenmenin bulunmadığı, kuralsız ve denetimsiz şekilde faaliyet gösteren bu işyerleri, çalışma hayatının en önemli sorun alanlarından biri olmaya devam etmektedir.
Öte yandan Soma Faciası’na ilişkin yargı süreci, toplum vicdanında karşılığını bulmamıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan ihmallerin hukuki yaptırımları beklenen düzeyde gerçekleşmemiş, adalet duygusu zedelenmiştir.
Maden işyerlerinde üretimin, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde, en ileri teknolojik imkânlar kullanılarak gerçekleştirilmesi ve etkin, gerçek denetim mekanizmalarının işletilmesi zorunludur. İşçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri bir maliyet unsuru olarak değil, vazgeçilmez bir insan hakkı olarak değerlendirilmelidir. İnsan hayatı ve işçi emeği, ihmal edilemeyecek en yüce değerdir.
Gelişmiş ülkelerin ekonomik başarılarının temelinde, insana ve emeğe verdikleri değer yatmaktadır.
Çalışma hayatında temel amaç; insan onuruna yakışır çalışma ve yaşam koşullarını tesis etmektir. TÜRK-İŞ, bu anlayış doğrultusunda çalışanların hak ettiği koşullara ulaşması için mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.
Soma Faciası’nın 12. yıl dönümünde, hayatını kaybeden 301 Maden Şehidimizi rahmetle anıyor; ailelerine, yakınlarına ve tüm emek camiasına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.”
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü
Güvenli, sağlıklı ve insana yakışır çalışma koşulları en temel insan hakkıdır. Her yıl milyonlarca işçi, güvensiz çalışma koşulları nedeniyle yaralanmakta, hastalanmakta ya da hayatını kaybetmektedir.
Bu acı tablo, tedbir almanın ve iş güvenliği bilincinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha bizlere göstermektedir.
Güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasının bireysel bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çiziyoruz.
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü vesilesiyle, iş kazalarında kaybettiğimiz tüm emekçilerimizi rahmetle anıyor, daha güvenli yarınlar için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.
Sadaka değil, emeğimizin karşılığını almak için Enflasyona karşı kayıplarımızın telafisi için Vergi adaletsizliğini haykırmak için 17-07-2025 tarihinde işe gitmiyoruz Türk-iş’ in yaktığı eylem ateşini Adapazarı Demiryol-iş üyeleri olarak uyguluyoruz “YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ”
TÜRK-İŞ Kamu Koordinasyon Kurulu, 600 bin kamu işçisine ilk altı ay için bir puan ve ikinci altı ay için iki puan artış içeren ikinci zam teklifi üzerine Konfederasyon Genel Merkezinde toplandı.
Toplantının ardından Genel Başkan Ergün ATALAY basına açıklamalarda bulundu.
Açıklamanın tamamını ekteki videodan izleyebilirsiniz.
TÜRK-İŞ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI GERÇEKLEŞTİRDİ
13 Haziran 2025 tarihinde TÜHİS Genel Merkezinde yapılan toplantıda; aylardır ücret zammı bekleyen kamu işçilerine, İlk altı ay için %16, ikinci altı ay için %8, üçüncü altı ay için %7 ve dördüncü altı ay için %5 gibi TÜRK-İŞ Kamu Koordinasyon Kurulunun kabul ve müzakere edilemez şeklinde değerlendirdiği bir teklif sunulmuştur.
Bu nedenle; Konfederasyonumuz bir dizi eylem kararı almış ve karar çerçevesinde 17 Haziran 2025 Salı günü (dün) saat 13.00’da Kamu Koordinasyon Kurulu üyeleri T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat IŞIKHAN ile görüşerek Kamu Toplu İş Sözleşmeleri için verilen teklifin kabul ve müzakere edilebilir olmadığ��nı ve yeni bir teklifin verilmesi gerektiğini anlatmıştır.
Alınan eylem kararları çerçevesinde 18 Haziran 2025 Çarşamba günü (bugün) ise Konfederasyonumuza bağlı sendikaların yönetim kademelerinde görev alan sendikacılar ve üyelerimiz saat 11:00’da Ankara Anıttepe Anıt parkta toplanarak, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığına yürüyüş düzenlemiş ve Bakanlığın önünde Genel Başkan Ergün ATALAY bir basın açıklaması gerçekleştirmiştir.
Bu kapsamda alınacak eylem kararlarımız doğrultusunda atılacak sonraki adımlar kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Bakanlık önünde gerçekleştirilen açıklamanın tamamını aşağıdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.
TÜRK-İŞ GENEL MERKEZİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
TÜRK-İŞ Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu, hazırladığı Toplu İş Sözleşmeleri Kamu Çerçeve Anlaşma Protokolü teklifini 27 Şubat 2025 günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunmuş, fakat günümüze kadar Bakanlıktan teklifimize yönelik bir cevap alınamamıştır.
TÜRK-İŞ Kamu Koordinasyon Kurulu yaşanan bu süreci geniş bir çerçevede değerlendirmek üzere 2 Haziran 2025 Pazartesi günü saat 10:30’da Konfederasyon Genel Merkezinde bir araya gelmiş, ardından da saat 11.30’da bir basın açıklaması gerçekleştirmiştir.
Basın açıklamasına TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Ramazan AĞAR, Eyüp ALEMDAR, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcıları ve Yöneticileri, TÜRK-İŞ Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu Üyeleri, TÜRK-İŞ’e bağlı sendikaların Genel Başkanları ve Yöneticileri ile Şube Başkanları, Şube Yöneticileri ve işçiler katıldı.
TÜRK-İŞ adına açıklama yapan Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR konuşmasında;
Bugün burada kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri sürecinde geldiğimiz noktayı ve ne yazık ki, karşı karşıya olduğumuz belirsizliği sizlerle paylaşmak üzere toplandık.
Bizler, 600 bine yakın kamu işçisinin alın terini, emeğini, çocuklarının geçimini temsil ediyoruz.
Şubat ayında TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ olarak hükümete ilettiğimiz ortak teklifimizde enflasyon karşısında ezilen ücretlerin insanca yaşam seviyesine çekilmesi, sosyal haklarımızın güncellenmesi, kamu işçisinin refahının artırılması gibi son derece makul gerekçeli talepler sunduk.
Ancak gelin görün ki, bugün 2 Haziran olduğu halde…
Aradan üç ay geçmiş olmasına rağmen hükümet cephesinden hâlâ somut bir ücret teklifi gelmemiştir.
Görüşmeler başlamış olsa da, masada hâlâ boş bir sayfa duruyor.
Bu sessizlik sadece masadaki bizleri değil, evinde mutfağında tencereyi kaynatmaya çalışan yüz binlerce işçi kardeşimizi de tedirgin etmektedir.
Buradan hükümete sesleniyoruz:
Kamu işçisinin alın terini görmezden gelemezsiniz.
Üç ay boyunca susmak, bu emeği yok saymaktır.
Bu masada işçinin sabrını sınayan bir anlayış değil, sosyal diyaloga dayalı, şeffaf ve çözüm odaklı bir yaklaşım görmek istiyoruz.
Biz her zaman yapıcı olduk.
Ama bilinmelidir ki, hakkımızı alana kadar da kararlı olacağız.
Toplu sözleşme bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Bu hakkın gereği olan ücret teklifinizi bir an önce masaya koyun.
Aksi halde; işçi sınıfının sabrı taşar, bu sabır sokakta ses bulur.
Bugün burada yalnızca kamu işçilerinin değil, milyonlarca dar gelirlinin, evine ekmek götürme mücadelesi veren her emekçinin sesi olmak için toplandık.
Kamu kesimi toplu iş sözleşmesi görüşmeleri resmen başladıktan bu yana üç ay geçti.
Bizler bu sürece iyi niyetle, çözüm odaklı bir yaklaşımla, ortak akılla katkı verdik.
Emekçinin alın terini, ailesinin geçimini, çocuklarının geleceğini düşünerek masaya oturduk.
Ancak bugün itibarıyla, hükümetten hâlâ bir ücret teklifi gelmemiştir.
Bakınız hayat durmuyor!
Markette, pazarda etiketler her gün değişiyor. Kiralar, faturalar, temel gıda maddeleri, her kalemde artış var.
Bu ülkede sabit gelirliler nefes alamaz hâle geldi.
Her geçen gün işçi için kayıptır!
Masaya konmayan her teklif, soframızdan eksilen bir lokmadır.
Biz sadece zam istemiyoruz.
Biz, emeğin hakkını, insan onuruna yaraşır bir yaşamı istiyoruz.
Bugün bu ülkede bir kamu işçisi, alın teriyle çalışan bir baba ya da bir anne çocuğuna süt, yumurta, bir ayakkabı dahi almakta, evinin ihtiyaçlarını, geçimini sağlamakta zorlanıyorsa bunun sorumlusu hükümettir.
Buradan hükümete açık ve net çağrımızdır:
Bu sessizlik artık kabul edilemez.
Masaya gelecek teklif bir lütuf değil, sosyal devletin bir gereğidir.
Emekçiyi oyalamak, belirsizlik içinde bekletmek, sosyal barışa zarar verir.
Bizim sabrımızı sınamayın.
Biz bu ülkenin üretim gücüyüz, binlerce çalışan kamu işçisi adına konuşuyoruz.
Alın terinin hakkını alıncaya kadar susmayacağız.
Kamuoyunun da; bu adaletsizliğe sessiz kalmayacağına inanıyoruz.
Bu mesele; yalnızca işçinin meselesi değil, bu mesele, herkesin meselesidir, ülke meselesidir.
Çünkü bugün, ağırdan aldığınız, sustuğunuz, görmezden geldiğiniz, alın teriyle çalışan işçiler, kamu hizmetlerinin temel taşlarıdır.
Gece gündüz demeden, her koşulda çalışan biz emekçiler sayesinde kamu düzeni aksatılmadan sürmektedir.
Sözün özü şudur, açık ve nettir.
Biz emeğin karşılığını istiyoruz.
Beklemeye, oyalanmaya, belirsizliğe tahammülümüz kalmamıştır.
Her geçen gün cebimizden eksilen soframızdan alınandır.
Hükümet en kısa zamanda teklifini masaya koymalı, bu süreci uzatmadan, adil ve kabul edilebilir bir çözümle sonlandırmalıdır.
Biz buradayız.
Birliğimizden, emeğimizden ve haklı talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Biz teklifimizi sunduğumuz günden bugüne sadece takvim değişmedi, marketteki etiket değişti, kira değişti, mazot değişti…
Kısacası alım gücü düştü, geçim derdi büyüdü.
Üç ay önce sunduğumuz teklif bile bugün eridi, gitti.
İşçi, bekledikçe kaybediyor.
Bu sessizlik, emeğe yapılan haksızlıktır.
Yaşanan enflasyonun sebebi biz değiliz.
Krizin de nedeni biz değiliz, bedelini de biz ödemeyiz.
Sayın Maliye Bakanı.
“Kötü günler geride kaldı” dedi.
Peki iyi günler nerede?
İyi günler geldiyse, neden biz hissetmedik.
Kötü günler geride kaldıysa, biz hala neden geçinemiyoruz?
İyi günler geldiyse, işçiye neden hala yok.
Emeğin hiçe sayılmasına, görmezden gelinmesine, sessiz kalmayacağız.
En kısa zamanda hükümet tarafından müzakere edilebilir bir teklif sunulmazsa, müzakere ve arabulucu süreci sona eren her iş yerinde, yasal hakkımızı kullanarak üretimden gelen gücümüzü kullanacağız.
81 ilde kamu iş yerlerinde eylem planlarımızı tek tek hayata geçireceğiz.
Hükümete çağrımız nettir.
Artık oyalamayın, işçinin sabrı tükendi.
Bu masa susarsa, meydanlar konuşur.
Emeğin gücü susturulamaz.
Hak verilmez alınır deriz, emekten ve üretimden gelen gücümüzü sonuna kadar kullanırız.
YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ,
YAŞASIN BİRLİK VE DAYANIŞMA MÜCADELEMİZ.
Bu duygularla hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Basın açıklamasının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.
Yeni asgari ücret yüzde 30 artışla 22 bin 104 lira olarak açıklandı.
Yeni yılda tüm vergi, harç ve cezalar için yeniden değerleme oranı yüzde 43.93 olarak belirlenirken, 2024 yılı enflasyonu yüzde 45 civarındayken, asgari ücretteki artışın yüzde 30’la sınırlandırılması, olmadı.
AK Parti’nin 22 yıllık sosyal politikalarıyla örtüşmedi.
Üzgünüm.
“TÜRK-İŞ ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU KARAR TOPLANTISINA KATILMAYACAK”
TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, Asgari Ücret çalışmaları konusundaki gelişmeleri değerlendirerek aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:
“Asgari ücret, işçilerin aileleriyle birlikte insana yakışır geçim şartlarını asgari seviyede sağlamalarına imkan veren bir ücrettir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısıyla 10.12.2024 günü çalışmalarına başlayan Asgari Ücret Tespit Komisyonu üç kez toplanmış, ancak Hükümet ve işveren kesimi herhangi bir teklifte bulunmamıştır.
Sürdürülen Komisyon çalışmalarında; ülkenin ekonomik durumu hakkında ayrıntılı veriler açıklanmış, ancak işçinin geçim şartları konusunda resmi bir çalışma ortaya konulmamıştır.
Asgari ücret; “işçinin gıda, konut (kira, doğalgaz, elektrik, su), giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden karşılamaya yetecek ücret” olmalıdır. Komisyonda görev yapan işçiler, içinde bulundukları geçim şartlarını ortaya koymuş ve asgari ücretin bu çerçevede tespit edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulunun 19 Aralık 2024 günü “asgari ücret” gündemiyle yapılan olağanüstü toplantısında gelişmeler değerlendirilmiştir. Yapılan toplantıya, Komisyonda görev yapan işçi temsilcileri de katılım sağlamış ve asgari ücretin 29.583 TL olması gerektiğini ifade etmişlerdir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu hazırlanan teklifi makul ve dengeli bulmuş, bunun altında yapılacak bir teklif durumunda “masada yer alınmaması” kararını almıştır.
TÜRK-İŞ’in teklifine karşılık bugüne kadar ne Hükümetten ne de işverenden herhangi bir teklif gelmemiştir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 24 Aralık 2024 günü akşamı “karar için” toplantıya çağrılmıştır. TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, asgari ücret teklifi konusunda bir bilgilendirme yapılmadan düzenlenen toplantıya katılmama kararı almıştır”
ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU İKİNCİ TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki ikinci toplantısını, 16 Aralık 2024 Pazartesi günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirdi.
Çalışma Genel Müdürü Mehmet BAŞ başkanlığında gerçekleştirilen Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısına TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR, TİSK Genel Sekreteri Akansel KOÇ ve diğer komisyon üyeleri katıldı.
Komisyon Toplantısına TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR başkanlığında katılan TÜRK-İŞ Heyetinde asgari ücret ile çalışan Selma SAYIN (Aşçı), Nihan KOÇAK (Kuaför), Durmuş ÖZTÜRK (Karayollarında Taşeron İşçi) ve Sezer ÖZSEVEN (Basın Mensubu) yer aldı.
Toplantı sonrası basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR, şu değerlendirmelerde bulundu:
Değerlendirmeler HABERTÜRK ve diğer ana haber kanallarında yayınlandı.