"yeniden" ne güzel bir esinti ya. yeniden sevinmek, yeniden gezintilere çıkmak, yeniden saçlarını uzatmak, yeniden sevmek, yeniden civildamak, yeniden yerine alışmak. yeniden ama sanki ilk defa. mis gibi.
Yaşım ilerledikçe, dedikodu yapan, drama yaratan, değerleri benimkilerle uyuşmayan, seçimlerime saygı duymayan, duygusal manipülasyon taktikleri kullanan, kaba olan, egosuyla hareket eden, kurban zihniyetine kapılan, hata yaptığında sorumluluk almayan insanlarla daha az zaman geçirmeyi tercih ediyorum.
Nefesimi kesen yorgunluklarim ve
geriye söyle bir baktigimda affi mümkün olmayan
kırgınlıklarım var.
Yalnızım desem inandıklarıma, yalnız degilim
desem
yasadıklarıma ters düserim.
Mutsuzum desem şükrüm incinir, mutluyum desem
yüreğim..''
" Bir fotoğrafa, bir mısraya, bir şarkıya, bir türküye, titrek bir söze, alelâde bir gülüşe, bir köşe başına, dümdüz bir güne, kısacık bir âna haddinden fazla anlam yüklüyorsak yerli yersiz gelen hüzün ayrılmaz başucumuzdan.."
Oy verme işlemi başlar başlamaz oyumu verip koşarak hastaneye gidiyorum, nöbetten çıkan arkadaşlar biran önce oyunu kullanıp dinlensin ki bir gün sonra tekrar nöbete gelebilsin.
Şimdi soruyorum size hangi memur gurubu böyle çalışıyor? O yüzden;
Hemşireler düz memur değildir.
Depremin üzerinden iki ay geçti.
•Barınma sorunu çözülemiyor.
•Enkaz altındaki yüzlerce cenaze hala çıkarılmıyor.
•Çoğu aileye hala kira-taşınma destek ücreti yatırılmadı.
•Temel gıda-hijyen ürünlerinin düzenli temini koordine edilemiyor.
•Tuvalet sorunu giderilmiyor.
•Düzenli maddi yardım verilmiyor.
•Hijyen sorunu bitmiyor.
Bir kalıp peynir olmuş 200 lira. Bir kilo et olmuş 400 lira. En kötü 3+1 dairelerin kirası olmuş 7000 lira. Tüm bunlara rağmen AKP'nin hala %35 oy alabilmesi inanılmaz bir sosyolojik vaka.