@kozmikilim Maalesef Twitter'da her daim linç etmeye hazır bir güruh var. Aslında astrolojik olarak hangi yerleşimler bu etkileri verir? Güzel bir çalışma konusu olur bence.😃😃
İçinde bulunduğumuz çatallanmadan yararlanan kötü zihinler var! Birbirimize düştüğümüz zaman bunları izleyip keyiflenenler var!!
Bir ülkede dostlar birbirini kırmaya başlamışsa, insanlar nefret dolu kin kusan sözler sarfetmeye başlamışsa bizler tamamen yok olmadan nasıl bir daha birbirimizle sevgi ve saygı ortamında buluşabilirizi düşünmemiz gerekmektedir.
22 yıldır Amerika’da psikiyatrist doktor olarak yaşayan biri olarak Türkiye’ye dönme hayalleri ile yaşıyorum. Yıllarca bu hayalim maalesef gerçekleşemedi. En önemli etken ise Türkiye’ye geldiğim zaman denkliğimi aldıktan sonra dahi 2 yıllık mecburi hizmetimin olmasıdır. Tıp fakültesinden mezun olduğum zaman böyle bir zorunluluk yoktu. Uzmanlığımı Amerika’da almama rağmen Türkiye bu kuralını değiştirmedi. Şayet yabancı bir doktorsanız Türkiye’ye gelmek daha kolay maalesef. Yurtdışında eğitim almış yabancı doktorlara mecburi hizmet uygulanmamasını anlayamıyorum. İngiltere, Kanada, Yeni Zellanda ve Avusturalya gibi ülkelerden sürekli iş teklifleri gelmesine rağmen ben kendi anavatanım Türkiye’de bürokrasiye takıldığım için psikiyatrist olarak çalışamıyorum. Kendi anavatanımda çalışma hakkını kolay almış yabancıları gördüğüm zaman kıskanmıyor muyum? Sinirlenmiyor muyum? Hem de nasıl?!! Bu tepkinin ırkçılıkla da bir alakası yok. Hem psikiyatrist olarak hem de din, dil, ırk, cinsiyet ayrımcılığına karşı biri olarak herkesi olduğu gibi kabul etmeme rağmen benim de hassas noktalarım var! Az veya çok! İstememe rağmen farklı sebeplerden dolayı anavatanıma dönememek gibi. O yüzden kendi örneğimi paylaşmak istedim. Zayıf olduğumuz noktalara yönelip kuvvetlendirmemiz gerekmektedir. Unutmayınız! En kuvvetli zincir en zayıf olduğu halka kadar kuvvetlidir ancak! Kızgınlıklarınızın, kırgınlıklarınızın sebebi kendi hassas noktalarınızla ilgisi olabilir. Ülkeden ayrılmak isteyenleri de suçlamıyor değilim. Biz bu hassas noktalarımıza odaklanıp sürekli kötüyü gördüğümüz sürece karanlıktan çıkış da mümkün olamaz. Çözümü yine hep birlikte çalışarak bulacağız. Birlikten kuvvet doğarmış. Bir tane ip çok zayıf olmasına rağmen bir araya geldiğinde halat haline gelerek kuvvet kazanır. Birbirimizi bazen anlayamazsak da güven çerçevesi içinde dinlemeyi ve empati kurmayı sağladığımız sürece yavaş yavaş da olsa ilerleme sağlayabiliriz. Farklı görüşlerimizi, farklı etnik ve kültürel özelliklerimizi tehdit olarak görmek yerine her birimizin bir bütüne katkı sağlayacak özelliklerimize odaklandığımız vakit daha da kuvvetlenebiliriz. İp olarak kopup yok olmak yerine bir bütün olarak hayata halatlarla zemin adıma bağlanabiliriz.
Her birimiz farklı renkleriz ve ancak bir araya gelerek rengarenk ışıl ışıl parlayan ve dünyada herkesin imrenebileceği göz kamaştıran bir ülke haline gelebiliriz.
Önemli olduğu için tekrarlıyorum. Türkiye’de ortalama yaşam beklentisi yaklaşık 70-80 yıl. Yaşadıklarımız değil geri de bıraktıklarımızla anılacağız. Yaşam kalitemiz de bizim elimiz de, geride neler bıraktıklarımız da!
Sabredip yazıyı sonuna kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Harcadığınız zamana değmiştir umarım!
Sevgi ve saygılarımı sunarım!
Dr. Harun
Bilgi kirliliği olmuş bir zamanda insanları kandırmak o kadar kolay ki!! Kelimeleri nasıl manipüle edeceğini bilinçli bilinçsiz sosyal medyadan öğrenmiş kimseler ortalığı daha da karıştırır hale gelmişler. Bir kaç kelime bir araya getirmeye çalışıyorsunuz, “okumuş cahil” diyerek kapılar yüzünüze çarpılıyor. Her alanda herkes uzman olmuş. Herkes doktor olmuş. Doktorlarsa hasta bulamıyor (mesleğimden dolayı direkt tecrübem olduğu için bu örneği veriyorum). “İlerledik. Doktorlara dayak atıyoruz artık” diye gururlanan bir toplumun parçasıyız. Sağlığımızı emanet ettiğimiz sağlıkçılarımız fiziksel, duygusal şiddete de maruz kalıyorlar. Öğretmenlerimiz düşük maaşlarla yorulmaya devam ediyorlar. Devlet okullarının kaliteleri düşerken, özel okullarda çalışan öğretmenler idareciler tarafından zorlanıyorlar. Hep birlikte hayatın farklı alanlarında yaşamın git gide zorlandığına şahit oluyoruz. Anlayacağınız hassas, kırılmaya yatkın çok noktamız var. Bu hassas noktaları bilip birbirimize düşürecek kuvvetler tetikte beklemekte. Hatta bu kuvvetler çoktan ��lkeyi yok etmeye başlamışlar ya da topal bir halde yoluna devam etsin diye kösteklemekteler. Sanal alemde manipüle eden oyuncular ortada cirit atıyor. Aktrollerle dolmuş her yer. (Fazıl Say’dan çaldığım bir kelimedir). İnsanların yıllardır kronikleşmiş bir türlü iyileşmeyen yaralarına dokundunuz mu bir kere, hele bu yaralar derin acı veren sorunları barındırıyorsa içlerinde, tam tabiri caiziyle o yaraları enfekte etmeye başlamışsınız demektir! Her birimiz hasta insanlar olarak öleceğimiz günü mü bekleyeceğiz bu şekilde? Yoksa her birimiz başkasına değil de kendimize mi soracağız sorun nerede ve nasıl iyileşebiliriz diye? Vücuttaki iyileşme süreci her bir hücrede başlar önce. Kendimize odaklanmamız şart!
Bütün taciz olaylarına, kadına karşı şiddete, eğitimde olan düzensizliklere, açık açık yapılan yolsuzluklara, akılları ile değil de sadece tanıdıkları var diye belirli yerlere hak etmeden ilerleyen insanlara, değerli beyin gö��ü varken vatandaşlarını ülkede tutamayıp yurtdışından göçmenlik yasalarıyla ülkeye sokulan kişilere, cennet gibi bir ülkede yaşarken parasızlıktan değerli kaynaklardan yararlanamayan, dünya standartlarının altında yaşayan vatandaşlara rağmen hala bir takım olaylar değişecek mi değişmeyecek mi diye kaygılanıyorsak durum gerçekten iç açıcı görünmemektedir. Bu olumsuzlukları listelerken karamsarlığa boğulup da yok olmamak lazım elbet.
Eğitim çok önemli. Cahil kesimleri manipüle etmek ve kışkırtmak kolay! İnsanları etiketlemek de çok kolay. Özgür iradesiyle konuşanı korkutarak susturmaya çalışmak psikolojik istismardır. Vatan haini, terörist diye atıfta bulunarak masum insanların kaderleriyle oynamak en büyük vatan hainliğidir. Yaratılan korku dolu ortamlarla insanları bir birine düşürerek dikkatleri başka yöne çekerek bölücülük yapmak bizi ülke olarak parçalara ayırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Birbirlerine ağıza alınmayacak sözlerle hakarette bulunan daha sonra da hiç bir şey olmamış gibi bir araya gelen siyasetçileri örnek almak maalesef birbirimize olan saygımızı daha da derinden etkileyecektir. Siyasetçilerin bu tavırlarının meslekleri icabı olduklarını düşündünüz mü hiç? Bırakalım siyasetçiler işlerini yapsınlar! Doktor olmak gibi siyaset de kendi içinde değerlendirilmelidir. Herkes siyasetçi olmuş seçmen bulmak zor. İlk başta bahsettiğim doktor- hasta örneğindeki gibi karşılaştığımız aynı problem. Herkesin her konuda uzmanlığı var. Yineliyorum! İşte bu yüzden siyaseti de siyasetçilere bırakmak lazım! Her şeyi bildiğimizi sanarken hiç bir şey bilmediğimiz ortada! Duyduğumuz, gördüğümüz, “düşünüyorum” dediğimiz her şeyi “biliyorum” diyene kadar etrafımızdaki olayların içeriğini anlayana kadar test etmeye devam etmeliyiz! (DEVAMI AŞAĞIDADIR)