Beni yoran her şeyden ve herkesten çok sıkıldığımı farkettim. Belli bir zaman sonra insanın tahammül seviyesi olmuyormuş, bazı şeyleri yaşayayınca eskisi gibi sonuna kadar gidemiyormuş insan, sadece kendi çabasıyla yürütmeye çalışmıyormuş hiçbir şeyi. Olmuyorsa bırakıyormuş.
“Doğru insan merhamet ve sevgiyle büyüdüğü için kendini belli ediyor. Kestirip atmıyor, gönlünü hoş ediyor, vazgeçip başkasına gitmeyi değil onarmayı tercih ediyor, güzel bakıyor, sevip sahip çıkıyor evin oluyor. Mesafe olsa bile anlıyorsun. Zaten insan evini uzaktan bile tanır.”
sevginin iyileştirmediği karanlık yoktur. bir insanı sevmek, bir çiçeği sevmek, bir pencereyi sevmek, bir eşyayı sevmek, bir semti sevmek. tüm kötülüğe rağmen yüreğinizden sıyırmayın bu ince ahlâkı. zira Allah, bu dünyayı katlanılabilir kılmak için adem’e ilk sevgiyi anlattı.
Bana buna mı kızdın deme seni ne bu raddeye getirdi diye sor. Asla takılmayacağım şeylere şimdi dönüp dönüp bakıyorsam bana içinde ne birikti diye sor. Anlatmaya çalışırken sesim yükseliyorsa ka�� kere susturuldun diye sor, yargılama beni.
İnsanların maddi durumları veya sahip oldukları şeyler bugüne kadar hiç ilgimi çekmedi. ben daha çok oturup kalkmasını bilmesine, kültür seviyesine, nezaketli olmasına, eğitim seviyesine,vicdanına ve merhametine dikkat ediyorum. efendilik ve iyi niyet beni o kadar etkiliyor ki.
@melikerk Süper bi yatırım..elbette ki her anne çocuğunun yanında olmasını ister iyi bir mesleği olmayan henüz anne dahi olmamış kişilerin çocuğunu bırakıyor kreşe diye elektrikle yapması kadar saçma bi düşünce de yok...
@melikerk Ama sorsan çalışma çocuklarına kendin bak der.. kendimiz için ve çocuğumuz için en önemlisi onurumuzla yaşayabilmek için bi işimiz gelirimiz olmalı..
“Beklemek çünkü, bir olmazı oldurmayı umanların safdilliğidir. Gerçekler zaten kalbinizi yormadan gelir. Bekletmek, gelmeyeceklerin işidir. Bu yüzden en çok gelmeyecek olanlar beklenir.”
Nermin Yıldırım/Unutma Dersleri