Öğretmeni kolluk kuvveti ile kıyaslayıp, şiddete karşı yükselen çığlığı görevi terk gibi göstermek ne eğitime ne de devlet ciddiyetine sığar.
Polis, şiddeti durdurmak için silah kuşanır, öğretmen ise şiddeti bitirecek nesilleri yetiştirmek için kalem tutar. Kalemin kırıldığı yerde, farkındalık eylemi bir hak değil, toplumsal bir ikazdır.
Öğretmeni itibarsızlaştıran her abes mukayese, okulun güvenliğinden ve evlatlarımızın geleceğinden çalmaktadır.
Öğretmene değer vermek, Türkiye’nin geleceğine değer vermektir.
MİLLİ YAS!
Yüreğimiz dağlanıyor..
Bugün de Kahramanmaraş’ta bir okulumuzda yaşanan silahlı saldırıda can kayıplarımız ve çok sayıda yaralımız var.
Başımız sağolsun.
Ailelerimize ve eğitim camiamıza sabırlar niyaz ediyorum.
Öğretmenlerin öğrencilerin okulların güvenliğini sağlamak için daha kaç saldırı gerçekleşmeli? Sadece güvenlik bu işi çözer mi? Hayır. 4+4+4 sistemi bence değişmeli. İlkokuldan başlamak üzere hem ailelere hem öğrencilere adalet, hukuk, polis, cezaevi gibi konularda zorunlu ders verilmeli. 18 yaşına kadar bir şey olmaz algısı ortadan kaldırılmalı. Hepsinden önemlisi Öğretmenlere itibarları geri verilmeli, enerjilerini velilere mi harcasınlar eğitime mi? Yoksa geçim derdine mi?
Ey vicdan sahibi!
Bugün susarsan, yarın konuşacak bir yüz bulamayacaksın.
Bugün susarsan, o masumların kanı kelimelerine bulaşacak.
Bugün susarsan, hesap günü senin de adın o sessizler arasında yazılacak.
Bugün tarafını seç!
#İdamaSessizKalma
Dünya bu soykırıma sessiz kaldıkça, kendi sonunu hazırlıyor. Bu sessizlik ve devletlerin engel olmamaları Rabbimizin razı olmadığı bir haldir. Sonucu çetin bir cezadır.#İdamaSessizKalma
Stockholm'de aktivistler, İsrail'in idam cezası yasasını protesto etmek için boyunlarına ilmek geçirerek yürüdü.
Çünkü,Zulüm karşısında vicdan susmaz; ayağa kalkar.
#İdamaSessizKalma
Masumların kanı yerdeyken idamı “adalet” diye sunmak, zulmü kanunlaştırmaktır. Irak’ta da Filistin’de de bu kararlar adalet değil; güçlünün, zayıfı susturma aracıdır. Sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır.
#İdamaSessizKalma
Türkiye Yüzyılı Maarif Programı’nın okul öncesi hedeflerine,
alan dışı yöneticilerle ulaşmak mümkün değildir.
Programı bilmeyen yönettiğinde kalite düşer. Sonuç nettir
#anaokulunaalangerek
Özetle, emekli öğretmenlerimizin toplumda sağladığı katkı göz ardı edilmemelidir. Onların geçmişteki ve günümüzdeki değerleri, şehirde yapılacak her türlü planlamada göz önünde bulundurulmalı, onların hakları ve ihtiyaçları da eşit şekilde saygı görmelidir. Keşke bu eleştiriler, yalnızca hatalı bir bakış açısının yansıması olsa… Ama biz biliyoruz suçtan kim karlı çıkıyorsa, asıl suçlu odur. Bu yazıyı yazan da suçludur yazdıran da suçludur. Bununla beraber en büyük suç da bu hakaretlere sessiz kalmaktır.
Siz; artık siz kimseniz, perdenin arkasında kim varsa… İsteyin ya da istemeyin, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün arsasına böyle basit algı operasyonları ile çökemezsiniz, öğretmenevi olmaz okul olur, okul olmaz spor salonu olur vs. Bu ya da herhangi bir konu üzerinden genellemeler yaparak öğretmenlere hakaret alanı açamazsınız. Emekli öğretmenlerimizin şahsında tüm öğretmenlerden özür dileyene kadar da sendikal kimliğimiz ile sizinle olan tüm ilişkilerimizi durduruyoruz.
Sahi siz kimsiniz?
Editör,
Elazığ’da yapılması planlanan yeni öğretmenevi ile ilgili yazınızda yer alan, özellikle emekli öğretmenlerimize yönelik haksız, hadsiz ve yanıltıcı eleştiriler son derece yanlış ve kabul edilemez. Emekli öğretmenlerimizin toplumdaki yerini ve katkılarını küçümsemek, sadece bu değerli bireylere bel altı vuruş yapmakla kalmaz, aynı zamanda şehrimizin eğitim alanındaki geçmişine ve geleceğine olan saygıyı da zedeler. Ahde vefasızlığın nirvanasından yazılan bu yazıyı bir utanç vesikası olarak gördüğümüzü yazımın başında belirtmek isterim.
Emekli öğretmenlerimiz, yıllarca geleceğimiz olan gençlerimize emek vermiş, onları yetiştirmiş, hayatlarına dokunmuş insanlardır. Onların milletimize ve devletimize olan katkıları, meslek hayatlarıyla sınırlı değildir. Birçok emekli öğretmen, aktif olarak toplumsal projelere katılmakta, sosyal sorumluluk faaliyetlerinde yer almakta ve bilgi birikimlerini gençlerle paylaşmaktadır. Bu insanlar, sadece "çay içip muhabbet etmek" isteyen kişiler olarak tanımlanamazlar, aksine bu toplumun gerçek değerleridirler. Buna ilave ben emekli oldum ve çay içip muhabbet etmek istiyorum dostlarımla, bundan size ne? Siz kimsiniz? Bana sınır çizme yetkisini size kim veriyor? Bu hakaretleri size yazdıran manevi(!) motivasyon kalemleri nelerdir? Emekli öğretmenlerin saygınlığını küçümsemek, toplumun tüm öğretmenlerine yapılmış büyük bir hakarettir. Çok mu kulağınızı çektiler, ne yaptılarsa da sizden bir şey ortaya çıkartamadılar mı bilmiyorum; ama hadsizliğinizi, densizliğinizi ve nefretinizi görüyorum. Sakın ola “Biz hepsini değil, bir kısmını kastettik.”e kıstırmaya, sıkıştırmaya çalışmayın. Kustuğunuz nefret, yenilir yutulur cinsten değil.
Yazıda, öğretmenevinin sadece konaklama amacı gütmesi gerektiği iddia edilmiş. Ancak öğretmenevleri, öğretmenlerin bir araya gelip fikir alışverişi yapabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, moral bulabilecekleri yerlerdir. Böyle mekanlar, sadece "emekli" ya da "yeni" öğretmenler için değil, tüm eğitim camiası için gereklidir. Bu sosyal etkileşim ortamları, öğretmenlerin motivasyonunu artırır ve mesleki dayanışmayı güçlendirir. Bunu küçümsemek, eğitimin önemini anlamamaktır. Siz kim oluyorsunuz da hem öğretmenevlerine misyon hem de emekli öğretmenlerin yaşam tarzlarına sınır çiziyorsunuz?
Şehirdeki yeşil alanların korunması gerektiği, şüphesiz önemli bir konu. Bununla beraber, o alanın bir orman ya da koru olmadığı da gayet nettir, buna rağmen farz edelim ki dediğiniz gibi ve o ağaçlar kesilirse beyinleriniz oksijensiz kalacak, iyi de kardeşim müneccim misiniz? O ağaçların yapılacak öğretmenevi için kesileceği ne malum? Ağaçlar altta, o alana koca şehrin trafik sorununu çözecek(!) sayıda otobüsün sığdığını, o alanın ne kadar geniş olduğunu görmüyor musunuz? Belediye orayı durak yapmış, belediyenin bu hamlesini müteakip gelen bu yazıyı nasıl hayra yoralım? Hem belediyeyi neden uyarmıyorsunuz “Sakın ağaçlara zarar vermeyin?” diye. Hani şehrin oksijen deposu ya hani sizin de tek derdiniz bu ya… Bu hassasiyet noktasında belediye neden uyarılmıyor?
Bu tür eleştirilerde, şehirdeki tüm halkın ve öğretmenlerin ihtiyaçlarını göz ardı etmek ve emekli öğretmenleri sadece "sosyal ortam isteyen" bireyler olarak görmek, ve objektif gazetecilik(!) kimliğiyle halka bu şekilde sunmak oldukça dar bir bakış açısının da ötesinde şehirde bazı kurumlara alan açma taarruzunun öncü birliği ya da lejyoneri olma çabasıdır. Nasıl olsa halk bizden duyuyor, kim karşımızda durabilir, kimin cevabı ya da fikri daha geniş kitlelere ulaşır diye bir gaflet ve iddia ile bunu yaptınız; ama görün bakalım nasıl oluyormuş bu işler?
İlimizin yöneticilerinin, şehrin gelişimini dikkate alarak doğru kararlar almaları elbette beklentimizdir; ama bu tür dar ve güdümlü perspektiflerle yapılan önerilerin şehir adına büyük bir kayıp olacağı da açıktır. ⤵️
https://t.co/EiATy3WGyu