Bir erkek olarak şunu gördüm: Bir kadın çoğu zaman son umudu tükenene kadar kalır. Sonra bir gün bir şarkının ortasında ya da aynaya bakarken gerçeği anlar. O an kavga etmez, sesini yükseltmez ve sessizce gider. Zaten gitmeye karar veren kadın, aslında çoktan içinden gitmiştir…
Bardağı taşıran son damla öfke değil, yorgunluktur. Çünkü insan yorulduğunda bakış açısı değişir. Artık açıklamaz, peşinden koşmaz, yalvarmaz, beklemez, çabalamaz. Eskisi kadar önemsemez. Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür, perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu yerde bırakır. Nokta.
Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli ev ve enerjimi asla tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.
Yaş aldıkça fark edersin ki, en sağlam dostun annendir. Kavga etsen de küssen de.. ne gider ne bırakır. Çünkü o, hayatının başından sonuna kadar seninle yürüyen tek insandır..
Yaş aldıkça tamamen kişilik değişiminden kimse bahsetmiyor. Artık hiçbir şekilde etkileyici olmak istemiyorsunuz, dinlenmek istiyorsunuz. Düzenli olmak ve sizi tüketen her şeye karşıda tamamen uzak olmak istiyorsunuz.