Mayıs 2023’te atandıkları halde güvenlik soruşturması ve idari süreçler nedeniyle Eylül 2023’te göreve başlatılan sözleşmeli öğretmenlerimiz, hizmet süresi hesaplamasındaki teknik fark nedeniyle 2026 yılı mazeret tayini hakkından yararlanamamaktadır.
Eğitim-İş olarak yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi ve öğretmenlerimize mazerete bağlı yer değiştirme başvuru hakkının tanınması için daha önce Milli Eğitim Bakanlığına başvurmuş ancak olumlu bir yanıt alamamıştık.
Bugün yayımlanan yer değiştirme başvurusunda aynı mağduriyetin devam ettiğini görmekteyiz. Bu nedenle öğretmenlerimizin mağduriyetinin giderilmesi için bir kez daha Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuruda bulunduk.
Kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerle aile birliği hakkı, sağlık mazereti gibi nedenlerle yer değiştirme başvurusunda bulunamayan öğretmenlerimizin hakkının teslim edilerek atamalara dahil edilmesi ya da Eylül ayında yeni bir mazerete bağlı yer değişikliği hakkı verilmesini talep ediyoruz.
Başvuruyu görmek için tıklayınız:
https://t.co/EOQHhkNcgE
•Öğretmenler bu hükümet iktidarında itibarsızlaştırıldı.
• bu iktidar döneminde disiplin yönetmeliği değiştirildi, öğrenciye ceza vermek zorlaştırıldı, sınıfta kalmak zorlaştırıldı.
• bu iktidar döneminde veliler kral ilan edildi, öğretmen şikayet hattı kuruldu.
• Veli tarafından her şikayet edilen öğretmene soruşturma bu dönemde açıldı, açılıyor.
• 8 yıl olan zoraki eğitim bu dönemde 12’ye çıkarıldı. Okulla alakası olmayan çocuklar zorla okullara doluşturuldu.
Ve sonra hala utanmadan “hükümetle ne alakası var?” Diyor troller.
Doğru memleketi 25 senedir babam yönetiyor zaten.
İlmi herkes taşıyamaz. Siz hiç hem âlim yahut entelektüel hem de stand-upçı bir tarihî şahsiyet gördünüz mü? Sosyal ilimlerin insanı vakur kılan bir tarafı vardır. Bu çağda ilim ve bilimi bu üslupla anlattığımızda gençlerin motive olduğu şeklindeki kolaycı savı artık tekrarlamayı bırakalım. Bu dil komedyen dili, ergen dili, popüler gösteri dilidir. Gençler bu üslupla dinlerine, kültürlerine ve medeniyetlerine sahip çıkacaklarsa, vay o misyona. İnsanlığa ve hakikate ayıp.
Hedonizm artık bir tercih değil; medeniyetin resmi ideolojisi.
Dünya bir spa merkezi, insanlık da sürekli iyi hissetmeye zorlanan yorgun bir müşteri gibi. Herkes mutluymuş gibi yapıyor, çünkü iyi görünmek artık iyi olmaktan daha kârlı. İnsan haz almak için değil de story atmak için yaşıyor. Bir kültür, hazzı merkezine aldığında önce derinliğini, sonra vicdanını kaybeder.Anlamini yitirir . Çünkü anlam dediğimiz şey ancak dopamin tükendiğinde başlar.
İcimde bir his var, istememe hissi.. Yani nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bos vaktim var, kitap okumak istemiyorum, film izlemek istemiyorum, oyun oynamak istemiyorum, yemek bile yemek istemiyorum.. Hicbir sey yapmak istemiyorum, sadece yatağa uzanıp tavanı izlemek istiyorum..
''Çok karışığım. Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun. Diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor. Bu iki yan arasında ben ise eziliyorum.''
(Frida)
Siyasal İslamcı erkeklerimis mahcuptur, hepsi adeta birer çiçektir, lütfen siyaset gibi yorucu bir iş yapmak zorunda bırakılmasınlar:(
Hatta evlerinde oturup toplumdan mümkün olduğunca uzakta tutulsunlar. Biz çalışır bakarız onlara. Gerekirse “sahipleniriz” de.
Deprem bölgelerindeki bütün binaların depreme dayanıklı olup olmadığının denetlenmesinin kişilerin insiyatifine bırakılmadan mecbur kılınması ve hemen bugün denetlemelerin başlaması gerekiyor. Bu keyfi bir şey mi ki kişilerin kabulune bırakılıyor? @ekrem_imamoglu@istanbulbld