İşte “Gerçek ile Yalan”ın hikâyesi:
Bir gün Yalan, Gerçek'e rastladı ve dedi ki:
— Bugün hava ne kadar güzel!
Gerçek gökyüzüne baktı. Haklıydı. Hava gerçekten güzeldi.
Bir süre birlikte yürüdüler. Sonra bir kuyuya geldiler.
Yalan dedi ki:
— Su ne kadar berrak görünüyor. Gel birlikte yüzelim.
Gerçek suya baktı. Su gerçekten de tertemizdi. Yalan'a inandı. İkisi de kıyafetlerini çıkarıp kuyuya girdiler.
Bir süre sonra Yalan sudan çıktı, Gerçek'in kıyafetlerini giydi ve kaçtı.
Gerçek de sudan çıktı. Ama Yalan'ın kıyafetlerini giymeyi reddetti. Çıplak halde Yalan'ın peşinden koştu.
İnsanlar Gerçek'i çıplak görünce utandı, korktu ve yüzlerini çevirdi. Ama Yalan, Gerçek'in kıyafetleri içinde herkes tarafından kabul gördü.
O günden beri insanlar, çıplak Gerçek'le yüzleşmek yerine, onun kıyafetlerini giymiş Yalan'a inanmayı daha kolay buldu.
Başıma buyrukluğuma hayranım. Kimseye yaranma derdim yok, açıklama borcum da. Canım isterse giderim, isterse kalırım. Hep yanımda olanla olurum, olmayanı zorlamam. Kendi yolumu hep kendim çizerim. Ne alkışa ihtiyaç duyarım ne de onayınıza. Ben buyum, eksik ya da fazla değil. Ve evet, bazen tökezlerim, bazen yönümü kaybederim… ama bu da benim yolumun parçası. Öğrenirim, yeniden denerim. Her hatamda biraz daha kendim olurum. Ben kimseye benzememek için değil, kendime benzemek için başıma buyrukluğum.
Nefesim kesiliyor, kendime gelemiyorum! Okullara da güvenle gönderemeyeceksek evlatlarımızı ne olacak bu işin sonu? Çok büyük bir beka sorunumuz var. Sonumuz hayrolsun. Artık korkmadan bir günümüz geçmiyor. Endişeliyiz, umutsuzuz.. #OkullardaKatliamaHayır#okuldaşiddetehayır