Yakınımız doğum yaptı 2-3 ay oluyor biz de hediye vs aldık doğduluk gidelim dedik, meğer misafir kabul etmiyorlarmış hala.
Sonra öğreniyoruz ki dedesi bile 1-2 kere kucağına alabilmiş. Saygı duymakla beraber bu derece korumacılık da olur mu bilemedim.
Acı çekmemiş insanı artık tanıyorum; sınanmamışı, o büyük imtihanlardan geçmemişi... Temkinsizliği, kendinden eminliği ve bazen bir bakışı bile ele veriyor onu. O zaman mesafemi ayarlıyorum. Çünkü onun göreceği çok şey var, ben ise yorgunum. Mesafemiz doğru ayarlanmalı.
“bavullarla para taşımışlar, görüntüsü var” dedikleri bavullardan jammer çıkınca “jammer kullanması yasa dışı” diyerek hiçbir şey olmamış gibi hemen öbür suça dönüşleri muazzam ya. gerçek bir shit show.
“yitiren kazanır evet. ama onu bir akşamüstü, karanlık bastığı saatlerde, bir daha hiç görmemek üzere yitiren ben, nasıl olur da kazançlı sayılabilirim? ödül onu tanımakla verildi bana, onu sevmekle verildi, o kadar.”
Belki bir sabah uyanır bakarsın ki
midendeki düğüm
gevşemiş ve kayıp gitmiş,
kalbindeki karşılık bulmamış arzular çukuru
sen farkına varmadan, yavaş yavaş,
dolmuş – yoldaki tamir edilmiş bir çukur misali, eskisi gibi olmamış ama yeterince iyi.
Kalbim yaşayamadıkların, yarım kalmışlıkların için çok kırık. Ruhum sesini gülüşünü bir daha duyamayacağı için çok eksik. Sensizlik hepimiz için çok zor, daha şimdiden. Bizi böylece bırakıp gittin ama bir daha görüşünceye dek her gün dilimizde olacaksın. Canım arkadaşım, Zelişim.
Bu ülkenin eğitimli insanla sorunu var.
- Mimar olmasanız bile.
- Avukat olmasanız bile.
- Doktor olmasanız bile.
- Müzisyen olmasanız bile.
- Ressam olmasanız bile.
Her şeyi bilme, her şeyi yapabilme arzumuz ne kadar da şiddetli.