Otomobil efsanesi Mini Cooper’ın tasarımcısının İzmirli olduğunu biliyor musunuz?
Bu küçük devin hikâyesi, Osmanlı Smryna’sında, yani bugünün İzmir’inde başlıyor.
1959’da İngiltere yollarını kasıp kavuran bu araç, İzmirli Sir Alec Issigonis’in eseri.
İşte minik devin hikayesi.
Bilim insanları bir fareyi tekrar tekrar klonladı. Sistem 58. nesilde çöktü.
20 yıl süren deneyde ilk 25 nesil görece stabildi. Sonra mutasyonlar birikmeye başladı, klonlama başarısı 27. nesilden itibaren düştü ve 58. nesil yavrular birkaç gün içinde öldü.
Biyolojiyi sonsuza kadar “kopyalayarak” yenemiyoruz.
Doğa neden eşeyli üremeyi seçti sorusunun cevaplarından biri bu olabilir:
çünkü sistem, biriken genetik hasarı temizleyecek mekanizmaya ihtiyaç duyuyor. Kendimizi klonladığımızda ise mutasyonlar birikiyor ve boom! Kanser de aynı sebepten ortaya çıkıyor üstelik bu kez epigenetik birikimle...
İnsanda uzun yaşam istiyorsak,
çözüm biyolojiyi hacklemek değil,
biyolojinin bakım-onarım sistemlerini gerçekten anlamak galiba.
İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
Önceden bir vekil bozuntusu Türkiye'ye, Türk Milletine, Atatürk'e laf ettiği zaman o vekil bozuntuları yaka paça meclisten atılır kapıda da polislerimiz ensesine çökerdi.
Buyurun izleyin. Ben eski Türkiye'yi özledim.
@AtakizAta Hiçbir zaman yok olmayacaklar. Bu dünyanın keyfini çıkaracak ve mutlu olarak ölecekler. fakat bizim şehit analarımız gariban yetim çocuğumuz veya sen ben dediğiniz gibi onların saltanatı bitecek onlarda çekecek diye heves edip duracağız . Ben umudumu kaybettim darısı sizlere
Einstein'ın ABD üniversitelerinde konferans verdiğinde öğrencilerin ona sık sık sordukları soru:
-Tanrı'ya inanmıyor musun?
Einstein hep şu cevabı verirdi:
“Spinoza'nın tanrısına inanıyorum”.
Spinoza'yı okumayan kişi aynı yerde kalır.
Şöyle özetleyebiliriz:
Spinoza'nın tanrısı ya da doğasına göre Tanrı şöyle derdi:
Dua etmeyi ve boşuna göğsüne yumruk atmayı bırak!
Yapmanı istediğim tek şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarmandır. Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum..
Kendi inşa ettiğin tapınaklara gitmeyi de bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun!
Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda ve senin kalbindedir.
Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak, çünkü ben sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkar olduğunu ya da cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim!
O yüzden, seni inandırdıkları her şey için beni suçlama.
Benimle hiçbir ilgisi olmayan ve anlamadığın halde sözde kutsal yazıları okumayı da bırak.Gün doğumunda, bir manzarada,arkadaşlarının dostluğunda, küçük bir çocuğun gözlerinde beni okuyamıyorsan, henüz yazının bilinmediği devirlerde benim adıma yazıldığı iddia edilen hiçbir kitapta beni bulamazsın!
Bana güven, ama önce kendine güven ve her şeyi benden istemeyi bırak, bana işimi nasıl yapacağımı sen mi söyleyeceksin?
Benden korkmayı da bırak; Çünkü ben öcü değilim ve seni yargılamıyorum, seni eleştirmiyorum, sana sinirlenmiyor, seni rahatsız etmiyorum, asla seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir.
Benden özür dilemeyi de bırak.
Çünkü affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yarattıysam, seni özgür iradenle donattım. Sana verdiğim akıl ve iradeni kullanarak yaşıyorsan seni nasıl suçlayabilirim?
Seni sen olduğun için nasıl cezalandırabilirim?
Bir yaratıcı bunu nasıl yapabilir?
Her türlü emirleri unut,her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için,seni kontrol etmek için,senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusudur. Bunlara inanma, sadece kendi aklını kullan.
Kendine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi başkalarına da yapma. Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen. Çünkü bu hayat ne bir test, ne bir basamak, ne bir adım, ne bir prova ne de cennete giden bir yoldur.
Ben seni tamamen özgür kıldım; Ödül yok,ceza yok,günahlar yok,erdem yok, kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor.
SADECE SEVGİ VAR!
Ancak hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün! Bu hayattan sonra ne olup olmadığını söyleyemem, ama sana bir tavsiye verebilirim; bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa.
Düşün ki bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için vardır, yani hiçbir şey yoksa, sana verdiğim bu yaşama fırsatından zevk almış olacaksın. Ama eğer bir şey varsa, orada da sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım.
Sana soracağım tek şey, beğendin mi, öğrendin mi?
En çok neyi beğendin? ‘Yaşamında ne öğrendin ve hangi güzel işleri yaptın’ olacaktır.
Bana inanmayı bırak; inanmak tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Beni sevmen yeterli.
Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettarlık hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun?.
Neşeni ifade et!
Beni övmenin doğru yolları bunlardır..
İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini papağan gibi tekrarlamaktan vazgeç..
Emin olabileceğin tek şey burada olduğun, ve yaşadığındır...
Nitekim bu dünya harikalarla doludur...
Etrafına baktığında beni görecek ve hissedeceksin...
Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki?
Beni dışarıda ararsan bulamazsın.
Beni sadece kendi içinde bulursun.
Baruch Spinoza
Baruch de Spinoza, Fransız Descartes ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük Rasyonalistinden biri olarak kabul edilir.
🔵 Bursa'daki yangında görev alan bir orman gönüllüsüyle yapılan röportaj;
➕ "Kaç saattir çalışıyorsunuz?"
➖ "Onun hesabını yapmak bize yakışmaz. Vatanımız, milletimiz sağ olsun. Yeter ki Bursa’mız yeşil kalsın."