Derneğimize; özel eğitim ve reh. mer. çalışmış,çalışan öğrt. ,fzt. ,psikologlar,ergoterapistler,dil ve konuşma terapistleri,vb. üye olabilmektedir.
Kurum sahibi veya hissedarları üye olamaz.
☆Üyelik yasal haktır.Kimse üyeliğinizi göremez☆
Üyelik için;
https://t.co/T04aSVLOkz
@ozro_der@ogretmensendika
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine getirilen yüz tanıma sistemleri, insanın doğasında olan şeyleri yok sayarak mobbingin önünü açıyor. Devler, patron kendini korurken, olan öğretmenle öğrenciye oluyor. https://t.co/de6qpwwitZ
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan öğretmenlerin koşulları iyileştirilmeli. Eşit işe eşit ücret ve eşit özlük hakları uygulanmalı.
@Yusuf__Tekin@tcmeb
Yarın buzlanma var ama özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri eğitime devam mı edecek? Zaten gormediğinizi bu kadar belli etmese misiniz? @gul_davut@ogretmensendika@ozro_der
Madem sn @Yusuf__Tekin arada marjinal bir ücret farkı yok diyor ücret farkını @tcmeb ödesin o zaman.
Elimizden çalınan eşit işe eşit ücret hakkımız iade edilmiş olur.
@Akparti@RTErdogan
📣 Kamuoyuna,
Kocaeli'de açığa çıkan; yargının ve kamuoyunun gündemine giren kartel düzeni memleketin her bölgesine, iline yayılmış durumdadır.Özel öğretim patronları, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u her yerde ihlal etmektedirler. Suç, yargıya taşınmış ve kartel düzeninin kendi aralarında kurduğu WhatsApp grubundaki yazışmalarda açığa çıkmıştır.
Bu hali ile suç sayısı daha da artırmıştır. Adı geçen kurumların patronları ve idarecileri, açıklanan asgari ücrete göre il geneli öğretmen maaşı belirlerken kurumlardan ayrılan öğretmenleri bu WhatsApp grubunda fişlemişlerdir. Kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) ile hakları gasbedilen ve kuruma dava açan öğretmenin başka bir kurumda çalışmasını engellemek, öğretmenleri iş bulamayacak duruma getirerek rıza mekanizmasını güçlendirmeye çalışmak ise öğretmen düşmanlığının en somut örnekleri arasındadır.
WhatsApp yazışmalarında Sendika karşıtlığı da göze çarpıyor . Sendikanın, öğretmenlerin haklarını savunan çizgisi patronları rahatsız ediyor. Sendikaya yaklaşım, onunla ilgili düşünceler ise kurucu ya da idareci sıfatı ile eğitim alanında bulunan kişilerin patron kimliğinin her şeyin üstünde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Sendikamız; kurulduğu günden bu yana büyük kentlerde ya da taşrada, piyasacı, patroncu politikaların beslediği ve kolladığı patron düzenine karşı kararlı bir mücadele yürütüyor. Bu mücadelenin ne kadar gerekli ve doğru olduğu kanıtlanmış bu suçlarla ispatlanıyor.
Kamuoyuna, büyüyen ve patronlara bırakılan bu eğitim alanının bir an önce sıkı ve sahici bir denetime tabi tutulması gerektiğini duyururken Millî Eğitim Bakanlığına kendi yarattığı sonuçları tek başına temizlemesinin mümkün olmadığını da ifade ediyoruz.
Burada üç neden söz konusudur:
Birincisi, Millî Eğitim Bakanlığı politikaları, bakış açısı patroncudur.
İkincisi, alanda denetimi yapabilecek sayıda müfettiş bulunmamaktadır.
Üçüncüsü, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin sendikal hakları, iş yerlerinde toplu iş sözleşmesi, yetki ve denetim hakkı gasbedilmektedir.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Kocaeli'de ve her yerde patron düzenini köşeye sıkıştırmaya devam edecektir. Mevcut kanunlar, yönetmelikler, belirli süreli iş sözleşmesi güvencesizliği ve işsizliği öğretmenlere zaten dayatmaktadır. Öğretmenlerin korkusu azalmakta, daha iyi ve insanca çalışma koşulları için sendikalı olma düşüncesi güçlenmektedir.
Patron düzenine, acemi "kartellere" başka bir durumu da buradan belirtelim. WhatsApp gruplarınızda, iş yerlerinizde, her yerdeyiz!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu
@tcmeb@Yusuf__Tekin@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17@elvangezmischp@yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
📣 Çağrı | Rehabilitasyon Alanında Çalışan Eğitim Emekçileri Buluşuyor!
Sevgili arkadaşlar,
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçileri olarak aynı sorunlarla karşılaşıyor, benzer zorlukları yaşıyoruz. Düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları, angarya işler, mobbing ve hak gaspları, yalnızca birimizin değil hepimizin meselesi.
Bizler, bu sorunları tek tek yaşarken çözüm yolunun birlikte hareket etmekten geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle 1 Eylül Pazartesi günü saat 21.00’de çevrimiçi bir toplantıda bir araya geliyoruz.
Bu toplantıda:
•Birbirimizi tanıyacağız,
•Çalışma koşullarımızı, sorunlarımızı ve taleplerimizi tartışacağız,
•Hep birlikte ortak bir mücadele hattı örmenin ilk adımını atacağız.
✊ Gel, yalnız olmadığını gör.
✊ Gel, sözünü ve talebini birlikte güçlendirelim.
✊ Gel, yan yana gelerek haklarımız için mücadele edelim.
📍 Tarih: 1 Eylül 2025, Pazartesi
🕘 Saat: 21.00
🌐 Yer: Google Meet (katılım linki paylaşılacaktır)
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon’da çalışan tüm eğitim emekçilerini toplantımıza davet ediyoruz.
📌 ‘24-‘25 HAK GASPLARI ARAŞTIRMASI
👉🏽Bu form TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu görüşmeleri için ''2024-2025 Hak Gasplarını'' tespit etmek amacıyla Öğretmen Sendikası tarafından hazırlanmıştır.
❗️Tüm üyelerimizin ve meslektaşlarımızın başlıkları eksiksiz cevaplaması, formu yaygınlaştırması elde edilen verilerin güvenirliği açısından önemlidir.
Forma linkten ulaşabilirsiniz 👇🏾
https://t.co/aIiBZ3O6PI
Sn. Yunus Kılıç'ın (@kilic_yunus) paylaşımını takipçimiz ulaştırdı. Gönderdiği mesaja şunu eklemiş arkadaşımız : "Kanımızı emiyorlar!"
Bu yakarış rehabilitasyon merkezlerinde çalışan on binlerce eğitim emekçisinin bulunduğu durumu anlatıyor. Patronlar ya da onların temsilcileri yarattıkları, dayattıkları koşullar ve kendi talepleri ile düz bir eğitim faaliyeti yürüttüklerini düşünüyorlar. Bu propaganda artık çok zayıf. Usulsüzlükler ile örülmüş bir ticaretin, MEB ve Maliye'nin kasasını eğitim emekçisini riske atarak ve onun emeğinin gasbı üzerinden kullanan bu patron takımının günahı çok.
Kişiler karşıtlığı bulundukları konumda ve on binlerce eğitim emekçisini güvencesiz çalışma koşullarına hapseden düzende üstlendikleri rolde bulsunlar. Yunus Kılıç bu nedenle sorumludur!
Bizim kaç kişi olduğumuz ile ilgili hesabı küçümsemek için yapıyor. Kendisine önerimiz çözümü konuşmasıdır. Sendikamızın harekete geçirdiği insan sayısı onun karşıtını ne kadar ciddiye aldığı ile ilgilidir.
1 Temmuz günü Ankara sokaklarında alınan olağan üstü önlemler ve hala Sendika Temsilciliğinin önünde bekleyen 'emniyet güçleri' bunun ispatıdır.
Yunus Kılıç'a sendikanın ismini (doğru şekilde) sayıklatacak bir hareketi örgütlemek bizim görevimiz olsun.
Tüm eğitim emekçileri Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasına!
❗️Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası bir yıl önce verilen sözler tutulmadığı için bugün İstanbul’dan Ankara’ya yürümeye başladılar. Valilik yürüyüşü engellemeye çalıştı.
👉🏻Her şeye para buluyorlar. 701 milyar lirayı yandaş şirketlerinden almıyorlar.
❗️Oysa her çocuğumuza bir öğün yemek verirsek 190 milyar, her okulun kapısına bir güvenlik görevlisi koyarsak maliyeti 32 milyar lira!
#ÖğretmenlerYürüyor @ogretmensendika
📣 25 Haziran’da Ankara’ya yürüyoruz!
❗️Çünkü yıllardır verdiğimiz mücadele yok sayıldı.
❗️Çünkü taleplerimiz duyulmadı.
❗️Çünkü artık sabrımız tükendi.
Bugüne dek her yolu denedik:
Bakanlığa başvurduk, meclis komisyonlarına dosyalar sunduk, basın açıklamaları yaptık, dilekçeler yazdık, patron dernekleri ile bir araya geldik, TBMM önünde 52 gün boyunca nöbet tuttuk.
Ama yetkililer susmayı tercih etti.
Şimdi biz konuşuyoruz.
Sokakta, yolda, Ankara’da…
🎯 Taleplerimiz nettir:
1️⃣ Taban Maaş Uygulaması:
Öğretmen maaşları patron inisiyatifine bırakılmamalıdır. Kamudaki gibi tüm öğretmenler için asgari bir “taban maaş” yasal güvence altına alınmalı ve uygulanmalıdır. Öğretmenlik asgari ücretle yapılacak bir meslek değildir.
2️⃣ Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi:
Özel sektör öğretmenleri her yıl sözleşme yenileme baskısıyla iş güvencesinden yoksun bırakılmaktadır. Süreli sözleşmeler, patronların baskı aracı haline gelmiştir. Tüm öğretmenler belirsiz süreli sözleşme güvencesine sahip olmalıdır.
3️⃣ Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkolu Kurulması:
Bugün eğitim emekçileri “ticaret, büro, eğitim” işkolunda gösterilerek eğitimle ilgisi olmayan işkollarıyla aynı kefeye konmaktadır. Bu durum, toplu sözleşme ve sendikal hakların engellenmesine yol açmaktadır. Eğitim, özel bir hizmettir; ayrı bir işkolu olarak tanımlanmalıdır.
4️⃣ Kamu İle Özlük Haklarında Eşitlik:
Aynı diplomayla, aynı müfredatı işleyen öğretmenler arasında kamuda ve özelde büyük uçurumlar vardır. Özlük hakları, çalışma saatleri, tatil, yeşil pasaport hakkı, eğitim-öğretim ödeneği gibi temel haklar açısından kamu ile eşitlik sağlanmalı, özel sektör öğretmenlerinin emeği değersizleştirilmemelidir.
Bu yürüyüş yalnızca öğretmenlerin yürüyüşü değildir.
Bu, emeğin yürüyüşüdür.
Bu, eşitlik, adalet ve insan onuru için bir yürüyüştür.
Tüm kamuoyunu, velileri, öğrencileri, sendikaları, emek ve meslek örgütlerini, haklı mücadelemizde yanımızda olmaya çağırıyoruz.
Gelin, hep birlikte eğitimin sesini Ankara’ya taşıyalım.
İnsanca Çalışacağız, #ÖğretmenliğiYaşatacağız!
📆 Tarih- 25 Haziran 2025
📍 Yürüyüş başlangıç: Sendika Genel Merkez Kadıköy/ İstanbul
📍Varış - Ankara
@Yusuf__Tekin@prof_mahmutozer@Suat_Ozcagdas@KezbanKonukcu@ilyastopsakal@mehmetkaramansp@senolsunat@latifselvi42@NazimMavis@necmettincalisk@rukiye_toy
📣 ❗️TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyelerine Mektubumuzdur!
Bu mektubu, özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmen ve onların endişeli aileleri adına size ulaştırıyoruz.
Geçtiğimiz sene “Taban Maaş” talebimiz ile verdiğimiz mücadelenin, geçtiğimiz yaz ayında TBMM kapısında 52 gün boyunca sürdürdüğümüz ‘Eğitim Nöbeti’ sürecinde yapılan bürokratik görüşmelerin, verilen sözlerin detaylı aktarımı mektubumuzda mevcuttur.
Sendikamız; bu görüşmelerin ertesinde oluşan olumluortamın manipüle edilmemesi, görüşme sürecinin zarar görmemesi için Meclis önündeki nöbeti sonlandırma kararı almıştı. Bu kararı alırken milletvekillerimizin sayın danışmanlarının önerilerini de dikkate aldığımızı özellikle belirtmek isteriz.
Bu kararın kolay alınmadığını söylemek isteriz çünkü kararımızın öncesinde Bakanlık tarafından Yönetmelik ile de olsa sorunumuzun çözüleceği söylenmişti ve süreç ilerlemediğinde “Ne oldu, ‘taban maaş’ nerede, kandırıldık mı?” soruları öğretmelerin yetkililere duyduğu güvenin önüne geçmişti.
TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, Sendikamız adına öğretmenleri temsilen yaptığımız konuşmada hatırlayacağınız gibi “Güven derin bir duygudur, inşa edilmesi gerekir.” demiştik fakat gelinen aşamada, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler güven duygusuna maalesef bir kez daha uzak düştüler, düşürüldüler.
Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitimciler - sizin de hak vereceğiniz üzere- MEB personelidir ve kamusal bir hizmet vermektedirler. Öğretmenlerin yasal düzenleme talebi “özel sektörün iç tartışması” şeklinde nitelendirilmemelidir. Yüz binlerce öğretmenin ve onların ailelerinin dikkatle takip ettiği belirlenmiş ve bir aşamaya kadar ilerlemiş “taban maaş” talebinin sonuca vardırılmasında sorumluluk almanız temennimizdir.
Bu, öğretmenin son çığlığıdır. Bu çığlığı dikkate almanızı, Sayın Mahmut Özer’in odasında yükselen ama zamanla dinen umudu tekrar yükseltmenizi bekleriz. TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, başkanvekilleri ve üyelerinden; tüm siyasi partilerin vekillerinden beklentimiz budur.
Saygılarımızla
İnsanca Çalışacağız, #ÖğretmenliğiYaşatacağız
@Yusuf__Tekin@prof_mahmutozer@Suat_Ozcagdas@KezbanKonukcu@ilyastopsakal@mehmetkaramansp@senolsunat@latifselvi42@NazimMavis@necmettincalisk@rukiye_toy
Sendikamız, büyük bir eğitim mücadelesini başlattığını tüm kamuoyuna duyuruyor. Coşkulu ve heyecanlıyız! Coşku ve heyecan on binlerce öğretmeni sarsın. Meşru ve haklı taleplerimiz, akıl ve yürekle verilecek bu kavgada göğe yükselsin.
Bugün 26 Mayıs! Geçen sene aynı tarihte yüzlerce öğretmen Kızılay Meydanını boydan boya yarmış; Bakanlığa ulaşmış ve orada da önüne konulan engelleri aşarak Meclis Parkında başlayacak olan eğitim nöbetinin startını vermişti.
Öğretmenlik Meslek Kanununun gündeme gireceği o günlerde başta Taban Maaş talebi olmak üzere özel öğretim kurumlarında yaşanan çok sayıda sorun gündeme getirildi. Sendikanın, memleketin her bölgesine yayılan eylemleri kamuoyunun ve eğitim sendikalarının gündemine girdi. Yükselen eylemler, eğitim nöbetinin toplumun geniş kesimlerince sahiplenilmesi; Milli Eğitim Komisyonunda görüşülmeye başlanan ÖMK'de Taban Maaş konusunun tartışılmasına neden oldu. Hükümet partisinin temsilcileri, tüm muhalefet partilerinden komisyon üyesi vekiller taban maaş konusunda görüş belirttiler. Tutanaklara verilen sözler geçirildi, toplantılar alındı. Bakanlığın blokaj tavrı aşıldı. O zamana kadar Sendika ile görüşmeyen patron dernekleriyle görüşmeler gerçekleşti. Patron dernekleri sözlü olarak "brüt taban maaşa evet" dediler. AK Parti (@Akparti ) Temsilcisi, Milletvekili ve özel öğretim kurumu sahibi Nazım Maviş (@NazimMavis ) ile sürecin devamı anlamına gelen görüşmeler gerçekleşti. Meclis'te yapılmayacak, Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden yönetmelikte yapılacak bir değişiklik ile taban maaşın getirileceği defalarca ifade edildi. En son görüşmeyi Yusuf Tekin (@Yusuf__Tekin ) ile yaptılar ve süreç bir kez daha tıkandı.
"Güven derin bir duygudur, inşa edilmesi gerekir" demiştik. Bir kez daha yüz binlerce öğretmeni kölelik koşullarına teslim ettiler. Görüşmeler bozulmasın, manipüle edilmesin düşüncesi ile sabrettik.
Sabır dönemi bitti. Yüz binlerce eğitim emekçisinin dayanacak gücü kalmadı.
◼️Taleplerimiz tüm bürokratik görüşmeleri tüketti. Tükenmeyen şey mücadeleye olan inancımız ve sendikal mücadelemize güvendir!
Bu büyük mücadeleye başlarken talebimizi sadece Taban Maaş ile sınırlamıyoruz. Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri için yaşamsal olan talepleri bir araya getiriyor; bir kez daha çözümü işaret ediyoruz.
Örneğin 10 No'lu iş kolunun düzenlemesi ile ilgili tüm sorumlulukları aldık. Gerek sendikalarla gerek Çalışma Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştirdik. Sendikal bürokrasinin alandaki tahakkümü ve iş kolundaki sendikaların uyuşukluğu bize bu sorunun ‘konsensüs’ ile çözülemeyeceğini gösterdi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Türkiye'de toplu iş sözleşmesi hakkı olmayan/gasp edilen en büyük sendikadır. Bu iş kolunun düzenlemesi zorunludur. Sendikal bürokrasi bu iş kolunu tahtı haline getirmiştir. İşçi sınıfı ve eğitim hareketi için sorumluluğu üstleniyoruz. Bu iş kolu düzenlenecek ve eğitim çalışanlarının emeğini iş kolunun içine hapsetmek isteyenler teşhir edilecektir. Sendikacılar da bu teşhirden nasibini alacaktır.
◼️Eşitlik istiyoruz! Onurumuzla yaşamak ve çalışmak istiyoruz. Öğretmenlik mesleğini dönüştürdüler. Yetmedi, mesleğin özlük haklarına saldırdılar. Öğretmeni haklarından yoksun, patronlar karşısında savunmasız ve çıplak bıraktılar. Ta ki bir sendika çıktı ve tüm maskeyi kaldırdı! Amasız, fedakar ve gönüllü bir kavga! Eğitim kavgası! Eğitim patronlara teslim edilemez diyen bir kavga! Bu mücadeleyi göğüsleyen tüm arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz.
Aşağıda yazılı olan taleplerimizi gündemine alan bir kampanya başlatıyoruz. “İnsanca Çalışmak İstiyoruz, Öğretmenliği Yaşatacağız!” ana sloganı ile başlattığımız bu kampanyada sürpriz eylemlerimiz de olacak.
Birimler, planlama grupları kuruldu. Yüzlerce öğretmen bu kampanyanın şimdiden parçasıdır. Orta yerde bir sömürü var ve darbe öğretmenlere vuruluyor. ➡️ (Devamı)