Sevgili dostlar, tüm gün okul saldırılarına ve saldırganların eğilimlerine dair ipuçları toplamak için bilimsel literatürü taramaya çalıştım. Gün içinde dosya halinde yayınlayacağız. Önce bazı önemli ipuçlarını buradan paylaşmak istedim.
🚩Bulaşıcılık: Bir Plos One makalesine göre, bir okul saldırısından sonra yaklaşık 13 gün boyunca yeni bir saldırı olasılığı artıyor. İki saldırının peş peşe gelmesi bu bağlamda değerlendirilebilir.
🚩Profil: FBI ve ABD Gizli Servisi çalışmalarına göre tek bir saldırgan profili yok. Bunlar ani çıldırma olayları değil. Birikimle ilerleyen, planlı eylemler.
🚩Ortak duygular: Birden fazla araştırmada saldırganların evde şiddet, uyuşturucu kullanımı, disiplin soruşturmaları konusunda geçmişi olduğu görülüyor. Öfke, kin, aşağılanma, küçük düşme, dışlanma ve haksızlığa uğrama hissi bu kişilerde ortak.
🚩Önceden fark ediliyor: FBI'ın ve Almanya'da yapılan bağımsız bir araştırmanın sonuçlarına göre, bazı akranlar saldırıdan önceden haberdar ama bunu bildirmiyorlar. Bazı öğretmenler de uyarı işaretlerini görebiliyor ama bunlar blöf veya ergenlik sorunları olarak değerlendirilebiliyor. Hepsinden öte birçok saldırgan, saldırıyı gerçekleştireceğini açıkça söylüyor, Şanlıurfa örneğinde olduğu gibi.
🚩The Violence Prevention Project'in 2026 verilerine göre;
- Tüm kitlesel saldırganların yüzde 80’i saldırı öncesinde fark edilir bir kriz içindeydi.
- Yüzde 66’sı planını birilerine sızdırmıştı.
- Yüzde 70’i ise önceden intiharla ilgili ifade ya da girişimde bulunmuştu.
🚩Saldırganların dijital izleri: SAGE dergisinde 170 olaydan çıkarılan bir analize göre saldırganlar sosyal medyada şöyle davranıyor:
- Ya aşırı paylaşım ya da tamamen geri çekilme.
- Önceki okul saldırılarından bahsetme, onlara açıkça referans verme.
- Irkçı, kadın düşmanı ve nihilist içerik paylaşımları
- Umutsuzluk, yok olma temalarını içeren paylaşımlar
- 'Son mesaj' eğilimi
- Forumlar, meme kültürü, ekstrem gruplarda varlık gösterme.
🚩Video oyunları konusunda hepinizin endişeli olduğunu biliyorum ama bilimsel araştırmalarda ikisi arasında ilişki yok sevgili ebeveynler. İtibarlı araştırmalara bakıyorum, mesela bir Stanford araştırması, video oyunları ile gerçek silahlı şiddet arasında nedensel bağ bulunamadığını gösteriyor.
Kaynak dergiler, makaleler linkleri ile birlikte yayında olacak, paylaşacağım.
Ali Çağatay'la Seyir Hali
🔸İran, Hürmüz Boğazı’nda işi sıkı tutuyor
🔸İBB Davası’nda ilk tahliyeler geldi
🔸ABD ve İsrail orduları, İran’ın başkenti Tahran ile Karaj’ı birbirine bağlayan Orta Doğu’nun en yüksek köprüsünü ikinci defa bombaladı
https://t.co/42aiO8tXWq
@ProfKayaFinance Blue Owl Cspital Oracle'ın veri merkezi projesini fonlamaktan vazgecti. Bu durumda Oracle'ın yarışta geri kalacağını söyletebilir miyiz sizce?
AI will increasingly turn R&D into a high speed automated search process, where models propose designs, automation executes tests, and results feed back into the next round. This will compress timelines and reduce costs in domains with automatable experiments and clear metrics, and it will reshape how nearly every scientific and engineering field operates by 2030, even if the slowest validation steps will remain human, physical, and regulatory.
Kalıcı Ekonomik Büyüme Nasıl Yaratılır?
Bu yıl Ekonomi Nobel Ödülü’nü alan üç kişiden biri olan Joel Mokyr’in bu soruya yanıtı net:
Bilgin paylaşılmadan büyüme kalıcı olmaz.
Mokyr, ekonomik büyümenin sırrını arayan bir iktisat tarihçisi. Ona göre, sürdürülebilir kalkınmanın motoru “yararlı bilginin sürekli üretimi ve paylaşımı.”
Ama burada iki tür bilgiden söz ediyor: Kuramsal (propositional) bilgi ve pratik (prescriptive) bilgi. İlki doğanın nasıl işlediğini, “neden” sorusunun cevabını açıklayan bilimsel bilgi. İkincisi, bir şeyin nasıl yapılacağını açıklayan bilgi. Aşağıdaki görsel bu iki bilgiyi tarif ediyor.
Sanayi devrimi öncesi insanlar bir şeyin nasıl çalıştığını biliyordu ama neden çalıştığını bilmiyordu. Bu da yeniliğin üzerine yenilik eklemeyi, yani büyümeyi sürdürülebilir kılmayı engelliyordu. Çünkü gerçek ilerleme, sadece “ne yaptığını” değil, “neden işe yaradığını” bilen toplumlarda mümkün. Yani pratik yetmiyor, teori de şart! Onun için de kalkınmak için bilime, meraka ve eleştirel düşünceye alan açmak geçiyor.
Yani?
Düşünceyi suç sayan,
bilgiyi sansürleyen,
merakı ayıp-günah kapanına sokan toplumlar
aç kalmaya mahkûmdur.
Muazzam bir araştırma: İnsan beyni bir işe odaklandığında daha mutlu oluyor.
Zihni boş bıraktığında ise geçmişi, geleceği ve gereksiz düşünceleri kurcalamaya başlıyor, mutsuzluk da o anda devreye giriyor. Demek ki huzur, çoğu zaman odaklı çalışmakta.
Siz hala Tesla alabilmek için mi bekliyorsunuz?
ooooo aracı gördük diye heyecanlanırken adamlar 2-3 saniyede o aracı ödeme yapmadan hesaplarına rezarvasyon yapıyor ve 10 dakika içerisinde de arkalarına yaslana yaslana ödemelerini yaparak aracı istediği gibi alıyorlar.
24 Haziranda bunu paylaştım, o kadar etkileşime rağmen kimse çıkıp konuyla ilgili bir açıklama ve adım atmadı.
8 Temmuz günü "Botlara Karşı KorumaGlobal dijital ekibimiz, bot kullanımını büyük ölçüde azaltmış durumda. Ancak her gün yeni girişimler ortaya çıkabiliyor. Listelemeler anlık olarak takip edilerek bu tür bot girişimleri mümkün olduğunca engelleniyor." şeklinde boş durmuyor bir şeyler yapıyoruz ama her gün yeni bir şey türüyor gibi bir cümle kullandılar.
Hiç bir şey yaptıkları yok, aşağıda ki görüntüler 9 Temmuz 18.30 Envanterinde ki botla alınan araçlara ait
Eskiden bu şahıslar kendi bilgisayarlarında yaptıkları sipariş işlemlerini şimdi müşterilere şifrelenmiş java kodu atarak onların pclerinde çalıştırıyor bu sayede daha fazla kişiye botla aldırıyorlar.
@SawyerMerritt@elonmusk@BerkTezveren@teslaeurope
@teslaeurope son iki aydır gerçek müşteriyi her hafta ekran başına kilitlediğiniz yetmemiş gibi şimdi de her akşam mı aynı işkenceyi yaşatmak istiyorsunuz? Neden basit bir talep toplama ve sırasıyla satış yöntemi uygulanmıyor? Bu yöntem @tesla'ya zarar veriyor. @BerkTezveren@teslaeurope
2023'te Arjantin ölüyordu!
- Merkez Bankası'nın 12 milyar dolar borcu vardı
- Yoksulluk oranı %50'ydi
- Enflasyon %242'di
Sonra Javier Milei Başkan oldu.
12 ay içinde, şimdiye kadarki en büyük ekonomik dönüşümü gerçekleştirdi.
Nasıl mı...?!
@srkntnyldz Bunun en büyük hata olduğunu zannetmiyorum, kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasına, ucuzlamasına, koskoca bir yazılım endüstrisinin gelişmesine yol açtı. Ayrıca Intel ayrı bir firma, ürünlerini sadece IBM'e satmaları asıl Intel için bir felaket olurdu.
In 2014, Elon "gave away" Tesla's secrets to BWM.
Everyone thought he was crazy.
But this "act of charity" was actually the most ruthless business move in corporate history.
Here's why BMW never saw it coming: 🧵
Hataylı'nın ıstakozları: Zahter salataları. Ayrıca, katıklı ekmek harcı olabildikleri için, dolayısıyla katıklı ekmekler. Çoğul konuşmak zorundayım çünkü her ikisinin de onlarca farklı versiyonu var. Başlıca malzemeler: Zahter (Thymbra spicata), zeytinyağı, nar ekşisi ve soğan. Bunlara tercihe göre biber salçası, domates salçası, pul biber, domates, yeşil biber, maydanoz ve çökelek eklenebiliyor. Fotoğraftaki tümünü içeren bir salata. Bu malzemelerin tek tek sağlığa faydalarını yazamam, buralara sığmaz. Kısaca aşırı sağlıklı ve bir o kadar lezzetli, ayrıca da vejeteryan gıdalar olduklarını yazabilirim (ıstakoz gibi gut yapmazlar ayrıca).
Niye uğraşıp, zaman ayırıp paylaşıyorum bunları (istakoz hüpletmeli bir selfie paylaşmaktansa)
1. Canınız çeksin de zahter, salça, zeytinyağı vb. bilimum yerel gıdalardan sipariş edin de memleketimin kadın kooperatifleri, dolayısıyla memleketim kalkınsın diye
2. Hamburger ve pizzanın ününe ve her yerde bulunabilme lükslerine karşın, böyle çok daha sağlıklı ve lezzetli yerel ürünlerin evlerden dışarıya çıkamamasındaki haksızlığa dayanamadığımdan.
Verimli, mutedil bir Akdeniz ülkesiyiz ve yüzlerce lezzetli, sağlıklı, pratik yerel ürünümüz var. Yüzlerce üniversitemizden, binlerce işletme, pazarlama, reklamcılık, ticaret, gastronomi mezunu çıkıyor. Buna rağmen bunca yıl bu yerel ürünlerin hiç olmazsa bir iki tanesini parlatamadıysak bunun olsa olsa iki açıklaması olabilir:
1. İş bilmezlik.
2. Aşağılık kompleksi.
3. Fakirlik
Birinci madde, son yıllarda aşılıyor(du). Hatta, Hatay gastronomi turizminde epey yol katetmişti. Yine de hafiften yaygınlaşmaya başlayan Hatay peynirli künefesi ve içli köftesini saymazsak, yerel ürünlerinde tam anlamıyla parlayan bir ürün yoktu henüz. Umarım kaldığımız yerden devam ederiz.
İkinci madde için yazabileceğim bir şey yok. Aşağılık kompleksi bu toprakların aşılması güç kaderi. Aşmaya çalıştıkça şovenizme doğru bir savrulma oluyor ki o çok daha beter, özeleştiri yapamaz, dolayısıyla yol alamazsınız.
Üçüncü maddeye gelince, herkes biliyor ki para var ama dağılımı ve kullanımı yanlış. Coğrafi, biyolojik ve stratejik açıdan düşününce, fakir olmamızın ne kadar saçma, ne kadar mantıksız olduğu görülebilir zaten.
En tehlikeli yağlar göbek çevresinde biriken yağlardır. Buna karın yağı anlamında viseral yağ denir.
Karın yağları, sitokin denilen proteinleri üreterek vücutta iltihabı tetikler. Bu birçok kronik hastalığa yol açar. Ayrıca kan basıncını arttıran anjiotensinin öncüsünü üretir.
Siyah çayın sağlığımıza ne faydaları var? Çayseverler buyursun:
☕️Polifenol dediğimiz antioksidan maddeler içerir. Bunlar hücreler için zararlı olan serbest radikallerin uzaklaşmasını sağlar. Hücre hasarını ve inflamasyonu azaltır. Kronik hastalık riskinin düşmesini sağlar.
1-Deprem üretme potansiyeli yüksek "Sismik boşluk" konumda (Demirtaş ve Yılmaz 1996) olan Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Geyve-Mekece-Gemlik kolu son 20yıl ve özellikle Mudanya (#Bursa) açıklarında 04.12.2023 günü olan Mw=5.1'lik #deprem sonrası oldukça aktif bir dönem geçirmektedir.
Deprem gününün mahşeri dehşetini tekrar tekrar yaşatan görseller yüzünden telefonu kapatıp bir köşeye attım dün. Anmalardan da sadece üniversiteminkine katılabildim. 375 mesai arkadaşımızı, öğrencimizi teker teker anmak beni darmadağın etti. Önceden gitmeye niyetlenmiş olsam da diğer anmalara gidecek gücü bulamadım kendimde. Bir yılın sonunda nihayet kavuşabildiğimiz, annemlerin prefabrik evindeki soba dibi köşeme döndüm. Sonra gün bitsin diye uyudum...
Bin ömre bedel bir yıl yaşadık. İnsana dair pek çok duygu deneyimledik. Hala da deneyimliyoruz. Yazsak ciltler dolusu kitap olur (olacaktır da pek çok cilt). Ben onca duygu seli içerisinde özellikle birini anmak istiyorum: Minnet (dehşet, korku, öfke ve diğer olumsuzlar dünden beri fazlasıyla paylaşıldı zaten, toparlamaya, iyileşmeye, iyileştirmeye çalışan bir depremzede olarak olumluyu anma lüksüm olsun).
İnsana, insanlığa, vicdana, merhamete ve cesarete minnet...
Depremi duyar duymaz endişeyle bana ulaşmaya çalışan, çoğuyla daha yüzyüze tanışma fırsatı bile bulamadığım onlarca meslekdaşımın, öğrencimin, dostumun vefasına minnet.
Birkaç saniye içinde evsiz kalan binlerce depremzedeyi, içtenlikle evlerine buyur eden, memleketin dört bir yanındaki iyi yürekli insanlara minnet.
Buz tutmuş yollarda, 170 ile sürüp başka şehirlerden imdadımıza koşan abim başta olmak üzere tüm kahramanlara minnet.
İcabında, kazmayla, kürekle hatta elleriyle, durmadan, uyumadan enkaz kazan, süren artçılar nedeniyle üzerlerine çökebileceği riskine aldırmadan, açabildikleri mezar gibi geçitlere bizzat girerek insan çıkaran o muhteşem gönüllülere minnet.
Kendileri de aileleriyle beraber depremzede oldukları halde, ayakta kalabilen bir-iki hastaneye koşup, o mahşer yerinde, onca imkansızlık içinde, aç susuz insanlara yardım etmeye çalışan, yarı yıkık hastanelerden yatan hastaları çıkarabilmek için kendi hayatını riske atan sağlık çalışanlarına minnet. Kötü örnekler kadar gündeme gelmediler ama mesela Akademi Hastanesi'nde çalışan kuzenim, hastaları tahliye etmeden, eşine, henüz kırk günlük bile olmayan bebeğine dönemedi. Üniversitemin Araştırma Hastanesi'nde, yemekhanedeki dünden artmış pilavı ekmek arası yapıp yiyerek, uyumadan çalıştılar fedakar sağlık çalışanlarımız.
Depremden sonra hızla örgütlenerek aşevleri, sahra hastaneleri, çadır okullar kuran gönüllülere, derneklere, sivil toplum kuruluşlarına, muhtelif şehirlerimizin belediye örgütlerine minnet. Çoğu halen sahada, kırsal kalkınma, kültürel, tarihi dokunun yeniden imarı gibi konularda çok yararlı işler yapıyorlar.
Ve son olarak, memleketini anası bilip bu yıkık, perişan zamanlarında bile terk etmeyen, onu iyileştirebilmek için yılmadan mücadeleye devam eden tüm hemşerilerime minnet...
Unuttuklarım varsa affola...