Tuvalet?
İddia ediyorum; özel sektörün tuvaleti dahi, devletin tuvaletinden daha kalitelidir. Ayrıca gerçek anlamda ücretsizdir! Opet, Shell, BP gibi kurumların tuvaletleri, avm wcleri, her yıl milyarlarca tl bütçe ayırdığımız devlet kurumlarının tuvaletlerinden daha kalitelidir+
Or*spu çocuğu diktatör:
🟥 Muhalifleri 'vatan haini' ilan etti
🟥 Rakip adayları hapse attı
🟥 İnsanların mal varlıklarına el koydu
🟥 Süresi bittiği halde CB oldu
🟥 Seçimleri askıya aldı
Daniel Ortega gibi ananı avradını s*keyim senin.
ÖZGÜRÜM!
Artık Avrupadayım.
9 gözaltı
3 tutuklama
+1 yıl cezaevi
+6 ay ev hapsi
+300 soruşturma
Milyarlarca etkileşim
Binlerce tehdit/hakaret
Kafama silah dayanması
Avrupa ormanlarında ölümden dönüş...
TR'nin en kaliteli ve en büyük muhalif mizah oluşumu 'Distaste' BAŞLIYOR...
4 Temmuz: Ulus-Devlet Prangasına Karşı Bireysel Egemenlik
🖋️Merve Karataş (@drmervekaratas) yazdı.
Modern siyaset felsefesindeki en büyük hatalardan biri Herbert Butterfield'ın tanımladığı anlamda Whig tarih anlay��şını kabul etmek ve 4 Temmuz 1776'yı insanlığın kaçınılmaz bir ilerleme süreci içinde demokratik bir ulus-devlet kurma aşaması olarak görmektir.
Konuyu doğru bir temele oturtmak için 1776'nın modern ulus-devlet paradigmasının başlangıcı olmadığını ve bilakis 4 Temmuz'un, Vestfalya düzeninin dayattığı bölünmez ve mutlak egemenliğe karşı bir isyan olarak tarihe geçtiğini belirterek başlamamız icap eder. Thomas Jefferson, James Madison ve Thomas Paine gibi aydınlar, Jean Bodin ve Thomas Hobbes'un teorilerini reddetmiş ve Amerikan Devrimi, İngiliz Whig aristokrasisinin muhafazakar reformizmiyle değil; radikal cumhuriyetçi ve erken liberteryen gelenekle beslenmiştir.
Aslında 4 Temmuz'un temsil ettiği coşku radikal desentralizasyonun, yerel egemenliğin ve devleti küçültmenin zaferidir. Jefferson devletin her türlü kurumsallaşmasının tiranlık üreteceğini öngören bir sürekli devrim mantığına sahiptir. Gelgelelim bu devrim felsefesi yerini anayasal mühendisliğe bıraktığında devrimi içeriden kemiren talihsiz bir karşı-devrime de dönüşmüştür. Zira Hamilton, merkez bankası, daimi ordu, yüksek gümrük duvarları ve merkantilist devlet-sermaye ortaklığıyla modern Amerikan Leviathan'ının temellerini atmıştır.
Jeffersoncı 1776 ruhu ve Hamiltoncı devlet aklını kıyasladığımızda da, belirgin bir tezatlık görürüz:
* Bir tarafta egemenliğin odağı olarak bireye karşı, diğer tarafta federal otorite,
* Bir tarafta ekonomik vizyon olarak serbest ticaret ve sağlam paraya karşı diğer tarafta merkantilizm, korumacılık ve itibari para tekeli,
* Bir tarafta askeri doktrin olarak silahlı topluma ve milislere karşı diğer tarafta daimi düzenli ordu.
İronik olarak modern Washington'ın George III'ün Britanya'sından daha müdahaleci, daha ağır vergi meraklısı ve daha otoriter bir Hamiltoncı düzen olduğunu söyleyebiliriz.
Muhafazakarların sık başvurduğu bir argüman olduğundan Locke'çu yaratıcı metaforunun yapı sökümüne de değinmemiz önemlidir. Bağımsızlık Bildirgesi'ndeki "Bütün insanlar yaratıcıları tarafından devredilemez haklarla donatılmışlardır" cümlesi teolojik bir dogma olmaktan ziyade siyasi iktidarı mülksüzleştirmek için kullanılan stratejik bir kaldıraç olma işlevi görmüştür.
Aslında John Locke'un bu felsefi mimarisi Robert Filmer'ın kralların ilahi hakkını savunan teokratik mutlakiyetçiliğine karşı bir panzehir olarak doğmuştur ve Jefferson bu dili Amerikan bağlamına taşırken Hristiyan ortodoksisinin transandantal tanrı kavramını Spinozacı bir Deus sive Natura, yani tanrı ya da doğa rasyonalizmine esnetmiştir.
Buradaki tehlike ise Amerikan Devrimi'nin dinsel bir temel üzerine yükseldiği iddiasıdır. Durum aslında tam tersidir: Teolojik dil, seküler bir anarşinin meşruiyet zırhı olarak kullanılmıştır.
Bununla birlikte Locke'çu tezi tamamen sekülerleştirmek liberteryen tutarlılık açısından bir zorunluluktur. Zira doğal haklar teolojik bir iradeye endekslenirse devlet bu kez de kendisini ilahi düzenin seküler koruyucusu ilan ederek bireysel özgürlükleri yeni bir teokratik despotizm altında ezebilir.
Zaten tarihsel süreç de tam olarak bu sapmaya sahne olmuştur. Püriten ahlakçılık Amerikan devlet aygıtının bireysel yaşam alanlarına müdahale etmesinin en kullanışlı felsefi kılıfı haline gelmiştir.
Binaenaleyh 1776 ruhunu ilahi teyitten de bağımsız, aksiyomatik ve seküler bir hak teorisine oturtmamız gerekir. Haklar, insanın rasyonel bir varlık olarak hayatta kalma stratejisinin nesnel bir gerekliliğidir ve doğanın ampirik bir gerçeğidir.
Eğer bugün 1776 ruhunun felsefi mirasçıları aranacaksa bu ulus-devletlerin parlamento binalarında, dini otoriterlerde ya da militarist geçit törenlerinde değil; cypherpunk hareketinin, kriptografik anarşizmin ve desentralize protokollerin kod satırlarında aranmalıdır. Zira Satoshi Nakamoto'nun 2008'de Bitcoin teknik whitepaperını yayınlaması, devletlerin en büyük güç kaynağı olan itibari para tekeli ve enflasyonist müsadere mekanizmasını felsefi ve teknolojik olarak havaya uçurmuştur.
Sonuç olarak 4 Temmuz, statükonun, sınırların veya mevcut Amerikan hegemonyasının kutsandığı bir ayin olmaktan uzak olup; tam aksine devlet aygıtının ontolojik gayrimeşruiyetini ilan eden bireyci, seküler, rasyonalist ve radikal bir ikonoklazm olarak ele alınmalı ve 1776 ruhu devletlerin bireyi yutmaya çalıştığı her çağda, dijital ya da fiziksel barikatlarda yeniden üretilmesi gereken dinamik bir başkaldırı felsefesi olarak hatırlanmalıdır.
4 Temmuz'un ruhunda, modern Kamu Tercihi Teorisi'nin çok erken gelmiş bir habercisi niteliğinde bir devlet şüpheciliği vardır. ABD dizayn edilirken devlet, toplumsal sözleşmeye sadık kalan tarafsız bir hakem olarak görülmemiştir; tam aksine, doğası gereği genişleyen, yayılan ve kendi çıkarını maksimize etmeye çalı��an asimetrik bir kudret odağı olarak ele alınarak kurumsallaştırılmıştır.
Eğer bugün bir ABD başkanı istediği her keyfi kararı alamıyorsa ve ABD diğer ülkelere kıyasla aynı düzeyde bir kolaylıkla otoriterleşemiyorsa, hâlâ bu sayededir.
@Mtalhaa25@bpthaber Ayrıca benim eleştirdiğim şey şirketleri savunmak değil; fiyatların "haksız" olup olmadığına karar veren devletin, vatandaşın sırtındaki yüksek vergi yükünü görmezden gelmesindeki çelişkidir.
@Mtalhaa25@bpthaber Vergi oranının düşmesi, piyasadaki her fiyat artışının otomatik olarak "açgözlülük" olduğu anlamına gelmez. Yem, enerji, işçilik, finansman ve lojistik maliyetlerinin muhasebesini sen mi yapıyorsun?++
@wuksdg@agacliyol_ Bomboş bir düşünce biçimi... Ha ayrıca herkesi de kendiniz gibi art niyetli sanmayın la .d
Sizin diğer versiyonunuz da "Falancalar Akp'ye saldırıyorlar, en iyisi biz gidip Akp'ye oy atalım" diyenler; meşhur anadolu faresi zihin seti...
@almanydnfutbol Muhabirin sorduğu "Son 14 sezonun 13’ünde şampiyon oldunuz. Bu durum sadece Bundesliga için değil, Bayern Münih için de bir sorun değil mi?" sorusunun temel sebebi B.Münih'in rekabetten koparak tekelleşmesi ve sonucunda kendisinin de gelişememesi gibi bir şey mi? Böyle anladm.