SABAHAT AKKİRAZ’IN DİKKATİNE: KAMUOYU BİLDİRİSİ VE İHTAR...
Hasan Hüseyin’in direniş şiirleri ve Alevi toplumunun bin yıllık kadim deyişleri ile nefesleri ne zaman sizin şahsi “mülkünüz” haline gelmiştir?
Alevi halkının inancını, acılarını ve değerlerini savunduğunu iddia edip, arka planda hırsızların, yolsuzların ve ülkücü faşistlerin yol arkadaşı olan, onlarla çıkar ilişkileri kurup iş tutan bir kişinin bu kutsal değerleri seslendirmesi ve bunlar üzerinden maddi-manevi rant elde etmesi asla kabul edilemez. Bu açık ikiyüzlülüğe derhal ve tamamen son verilmelidir.
Alevi halkının tarihsel ve kültürel hafızasını oluşturan bu eserleri ticari ve siyasi emellerinize alet etmeyi bırakın. Alevi deyiş ve nefeslerini kullanmayı, seslendirmeyi derhal ve tamamen sonlandırmanızı ihtar ediyoruz.
Söz konusu eserlerin tarafınızca tek bir kez daha seslendirildiği, paylaşıldığı veya herhangi bir mecrada kullanıldığı tespit edildiği an; hakkınızda hiçbir taviz, esneklik veya uzlaşı gösterilmeksizin en ağır yasal süreçler, fikri mülkiyet davaları ve hukuki işlemler ivedilikle başlatılacaktır.
@sabahatakkiraz
Türkiye Sanatçılar Birliği’nden açıklama:
Yıllarca meydanlarda, milyonların önünde bu dizelere nefes olan, haksızlığa ve talana karşı "Yuh Yuh" diyen Selda Bağcan'a en içten saygılarımızla sormak isteriz:
"Rüşveti hak bilenler", kapalı
kapılar ardında pazarlıklar yapanlar, sırf sizin "muhalif" cephenizde yer alıyor diye, "yuh'ları rafa mı kaldıracaksınız?
Mahzuni'nin o asil isyanını, halkın umutlarını kendi çıkarları ve Batı merkezli senaryolar için harcayanların üzerine dile getirmeye devam edebilecek misiniz?
@barisyarkadas@tv100 Evet kanunlar çerçevesinde haklı olabilirler,ancak bu işin bir de vicdani kısmı var. Bu eserleri vicdani olarak sahiplenip "sadece benimdir" demek popülist ve yozlaşmış bir zihniyetin esiri durumuna düşmektedir. Halkın gözünde bittiklerinin resmidir.
@Suavi_Suavi Evet kanunlar çerçevesinde çok haklısın, ancak bu işin bir de vicdani kısmı var. 1000 yıllık Alevi değişlerini, Nazım Hikmet'i vicdani olarak sahiplenip "sadece benimdir" demek popülist ve yozlaşmış bir zihniyetin esiri durumuna düşmektedir. Halkın gözünde bittiğinizin resmidir.
İmamoğlu’na Açık Mektup
Siyasette bazı gerçekleri söylemek, bazı dönemlerde cesaret ister. Bugün o gerçeği söyleme zamanıdır.
Ekrem İmamoğlu, sen Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısın. Bu görev, şüphesiz önemli bir görevdir. Milyonlarca insanın emanetini taşıyan ağır bir sorumluluktur. Ancak bu görev; seni genel başkanın üstüne çıkarmaz, parti tüzüğünün üzerinde konumlandırmaz, sana üye kayıtlarını ele geçirme, delegeleri satın alma, örgütü kendi şahsi iktidar aracına dönüştürme hakkı vermez.
Bir belediye başkanlığı, parti değildir.
Para Her Şeyi Satın Alamaz
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kaynakları üzerinden yürütülen siyasi operasyonlar artık gizlenemez bir boyuta ulaşmıştır. Belediye imkânlarının seçim organizasyonuna, delege teminine, medya yönlendirmesine ve iç örgüt yönetimine alet edildiğine dair somut izler, partinin kendi tabanında dahi konuşulmaktadır.
Para ile delegate satın alırsın. Para ile medya organlarının manşetlerini yönlendirirsin. Para ile bazı isimleri susturur, bazı isimleri konuşturursan. Ama CHP’nin iradesini, 101 yıllık kurumsal hafızasını ve tabanın onurunu satın alamazsın.
Bunu anlaman lazım.
Daha da üzücü olan şu: Bu gidişata ses çıkarmayanlar, omuzlarını silkip “biz siyasiyiz” diyerek geçiştirenler de bu tablonun ortağıdır. Siyasi olmak; ilkeden taviz vermeyi, güçlünün yanında durarak zayıfı ezmeyi, kurumları tahrip eden yapılara göz yumarak koltuk korumayı gerektirmez.
Siyasi olmak; tam tersine, kuralları, kurumları ve demokratik iradeyi savunmaktır.
Sessiz kalanlar; bu partiye, bu ülkenin muhalefet ihtiyacına ve kendi vicdanlarına ihanet ediyorlar.
38.Kongre üzerindeki “mutlak butlan” kararı, yoktan çıkmadı. Usulsüz delege kayıtları, hukuka aykırı süreçler ve örgütün sistematik biçimde şekillendirilmesi, o kararın zeminini hazırladı. Şimdi bu tablonun faturasını partiye ve Kılıçdaroğlu’na kesmek; hem ahlaki hem hukuki hem de siyasi olarak kabul edilemez.
Yangını çıkaran, söndürülmesini sabote edemez.
Önce Hesap Ver
Ekrem İmamoğlu, eğer gerçekten bu ülkenin ve bu partinin geleceğine talipsen; önce hesap ver. Belediye kaynaklarının nereye aktığını açıkla. Delege temini süreçlerinde ne rol oynadığını netleştir. Örgüt üzerindeki baskı ve satın alma iddialarına yanıt ver.
Aklanmadan aday olunamaz.
Temizlenmeden önder olunmaz.
Sorgulanmaktan kaçınarak lider kalınamaz.
Büyük liderler hesap sormaktan değil, hesap vermekten korkmaz.
Sen bir belediye başkanısın.
Önce o görevi hakkıyla yapsaydın.
Baki Düzgün
Hak-Der Genel Başkanı
@izzetcapa Tek soru:
Bertolt Brecht’in
Lorca’nın,
Paul Eluard’ın
Nazım’ın
Hasan Hüseyin’in şiirleri ve 1000 yıllık Alevi deyişleri ne zaman sanatçıların “mülkü” oldu?
MUSTAFA YAVUZ ÇOK SİNİRLENDİ, STÜDYOYU TERK ETTİ: İŞTE SANİYE SANİYE O ANLAR!
Gazeteci Mustafa Yavuz, bazı sanatçıların isimlerini tek tek sayarak, nerede neler yaptıklarını anlattı.
“Hırsızı, arsızı savunuyorsun.” diyerek sert tepkisini dile getiren Mustafa Yavuz, programda o kadar sinirlendi ki stüdyoyu terk etti.
Yavuz’un yayını terk etmesi stüdyoda şok etkisi yarattı.
İŞTE SANİYE SANİYE MUSTAFA YAVUZ’UN YAYINI TERK ETTİĞİ ANLAR:
Zülfü Abi hatırlarsan 2009 yılında “Ey Özgürlük” bestesini Vodafone şirketinin reklamlarında kullanması iznini vermiş ve besteyi 500 bin TL’ye satmıştın.
O zaman buna çok sert tepki gösterdim. Konuyu Türkiye gündemine taşıdım.
Bu gece @tv100 ‘de de söyledim. Vodafone’a kiraladığın besteyi, CHP’lilere vermiyorsun. Yoksul CHP’lilerin suçu ne?
Daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Vodafone’a hak gördüğünü bize hak görmüyor ve kolektif lincin bir aktörü haline dönüşüyorsun. Kılıçdaroğlu çevresini sosyal ölü haline getirmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsun.
Söyle Zülfü Abi; delegeye pavyonda para verilip oy devşirilmesini meşru mu görüyorsun?
🔴 Özkan Yalım’ın CHP’den istifası işleme konmamış..
Eski yönetim Yalım’ı ihraç edecekti edemedi ihraç süreci uzadı. O arada Özkan Yalım CHP’den istifa ettiğini açıklamıştı.
Bugün yapılan MYK’da Yalım’ın ihracı gündeme geldi ancak istifasının işleme konmadığı anlaşıldı.
Kılıçdaroğlu yönetimi Yalım’ın istifasını bugün işleme koydu. İstifa ettiği için ihraç kararı alınmadı 👇
Bir milletvekilinin katılımı bile mecliste temsil açısından anlamlı iken, onlarca milletvekiline, partilerin kapısını açmaması, durumun vahametini göstermeye yetmiyor mu ? Üç gün sonra fezlekesi genel kurul gündemine gelebilecek ve farklı ahlaki zaaflar nedeniyle yargılanmaları konuşulanilecek isimlerle partilerinin anılmasını istememeleri anlaşılır bir tablo.
Anlaşılması zor olan, hala bunun CHP ile anılmasından rahatsız olmayan, endişe duymayanlar !
Seçim kaybetmek namussuzluk değildir, politik beceriksizlik ve başarısızlıktır.
Rüşvet, hırsızlık ve fuhuş ise hem medeni kanunda hem de dinde namussuzluk ve yüz kızartıcı suçtur.
@Giritlii_ Felsefede nicel ve nitel büyüklük vardır, partinin tutumu,duruşu,eğitimiyle binde hatta milyonda 1 dahi olsa bile sen onuru şerefi parayla ölçülen yüzde 55 den büyüksündür.
Merkepler Adam Olur, Sen Adam Olmazsın.
Güç, Fetö terör örgütündeyken her organizasyonlarına koşup yalakalık yapan Kepaze.
Doğan Grubunda çalışırken Ciner'e küfür eden, Ciner daha çok para verince oraya geçen, patronların Satılık elemanı.
İnsan Hakları Derneği Başkanı bir Hanım için;
"Gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"
diyen NAMERT Kadın Düşmanı.
Saray talimatıyla oynanmış anketler yayınlayan İş birlikçi.
"Eline sağlık" paylaşımından ötürü sadece ama sadece savcılığa çağrıldığın için,
"Ben anket yaptım" diyerek özür dileyen Korkak.
Muhalifmiş.
"Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılmaya koşan" besili bir koyundan farkın
yok.
Kalemin satılık.
Ruhun satılık.
Hatta küfür yuvası ağzın bile satılık.
Belinde tabancayla gazetecilerin grev çadırını basan,
Çalıştığın kurumda gazeteci kıyımı yapılırken "Ne yapabilirdim" diyen,
Yanında çalışan kadın gazeteciye beyzbol sopası gösteren,
Onurlu gazeteci düşmanı, paranın kölesi bir Çukursun.
Gezideki tutumunu da unutmadım!
Ve daha niceleri.
Şimdi gelelim, senin "Akp için çalışıyor - Dış devletlerin Ajanı" iftiralarına ve vicdansızca
söylediğin
"Ayağı asfalttan başka yere değmez" sözüne,
Be Gafil!
Ben, Bu partiyi senin gibi "elinde viski kadehleriyle partime yön veren" alçakların elinden aldım ve
Halkın Partisi yaptım.
Bina görevlileri ile oturdum.
Kağıt toplayıcıların arkadaşı oldum.
Evlere temizliğe giden kadınlara yoldaş oldum.
Çok fakir sofrasına oturdum.
Emekliyle, işçiyle, garibanla hemhal oldum.
Sarayın değil, yoksulun sofrasına oturdum.
Be Müptezel!
"Akp işbirlikçisi-Dış Devlet Ajanı" diyorsun.
Terör örgütü kurşunladı beni, kucağımda Asker Şehit verdim.
İki polis kardeşim yaralandı, ölümden döndük.
Acıları hala ağır geliyor yüreğime.
Be Paranın Emrindeki tetikçi!
Defalarca linçlere uğradım, ölümlerden döndüm.
"Yakın o evi" dediler, santim geri adım atmadım.
Adalet için 70 yaşımda 500 km yol yürüdüm.
Senin gibi kaç tane namerdin hakaretlerine uğradım.
Hayatım tehditlerle ve saldırılarla geçti.
Ne zaman korktum?
Ajan veya işbirlikçi bir adamın parası olur, mal varlığı olur.
Oğlunun Amerikalarda çiftliği, Gemicikleri, Vakıfları olur.
Cevap ver!
Namusum ve Mücadelemden başka
NEYİM VAR?
Ajan ve İşbirlikçi olduğumu ispatlamaz isen,
Namussuz ve Alçaksın!
Beni daha fazla konuşturma!
Bak Fatih!
Bu güneşin altından,
Parayla işi olmayan çok adam geçmedi.
Sen bu Ruhu ve Mücadeleyi anlayacak kapasitede değilsin.
Parayla işim olsa, seni satın alır,
Saraya karşı bağlardım.
Ama benim Parayla-Pulla işim yok.
Müesses Nizamın adamları ve
Sermayenin tetikçileri,
Çarkınız kırılacak-Düzeniniz bozulacak.
Hodri Meydan!
Bu Memleketi ve Partimi Sizlerden kurtarıncaya kadar BURDAYIM.
Siz bir, ben bir.
Rahmetli Levent Kırca'yı saygıyla ve özlemle anıyorum.
En başta Sevgili Gençlerimiz olmak üzere yukarıdaki yazımı okuyan bütün Kardeşlerimden
o lafları benden duydukları için özür diliyorum.
İnanın bunlarla baş etmenin başka bir yolunu bulamadım.
Affınıza sığınıyorum.
Dostlar,
Bu yapılanmalar bir günde oluşmadı.
Koca koca sermayeler ve
Milletimizi felakete sürüklemek,
Vatanımızı bölmek için kurulan koca bir düzen var ortada.
Müesses Nizam!
Bunlar da bu yapının parçacıkları.
Lütfen dikkat edin!
Bu yapılar ne yapıyor?
Sözde muhaliflermiş gibi hem Partimizi hem de muhalefet bloğunu bölmeye uğraşıyorlar.
İşimiz gerçekten kolay değil.
Sadece daha net anlaşılabilmek için bir örnek vereyim.
Yukarıda bahsettiğim zat şimdilerde çıkmış meydana,
"Şu ilçe Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olsun."
"Bu belediye başkanı, şu başkandan daha iyi" gibi cümleler kuruyor.
Partimizde ve muhalif seçmende kafa karışıklığı oluşturmak,
Saraya olan öfkeyi başka
alanlara dağıtmak için operasyon yapıyorlar.
Bunlar Psikolojik Harp Uzmanları.
Bunlar Suret-i Haktan görünen İblisler.
Hep birlikte Başaracağız.
Başarmak Zorundayız.
Tekrar herkesten özür diliyor,
Saygılarımı sunuyorum.
Mutlak Butlan üzerine tek bir bilgisi olmadan ezbere konuşanlar şu videoyu izlesin:
CHP Büyük Kurultay Delegesi Yusuf Gögerkaya: “Ben 1.500 dolar karşılığı Özgür Özel’e oy attım. Erzurum İl Başkanı 300 bin dolar aldı.”
—
“CHP şarkılarımı kullanmasın” diyen sanatçılar şu videoyu izleyip utanırlar mı acaba?
Siz rüşveti ve ahlaksızlığı mı savunuyorsunuz?
Oy hırsızlığı sizi hiç mi rahatsız etmiyor?
Hırsızlığı, seçime hile karıştırmayı ve rüşveti meşru mu görüyorsunuz?