Can Yılmaz, Türkiye’de tatil fiyatlarında Türk vatandaşına çıkan farkı eleştirdi:
🔺 “Almanya’dan geliyorsan 3 gün 4 gece 20 bin TL.”
🔺 “İstanbul’dan geliyorsan aynı tatil 56 bin TL.”
🔺 “İngiltere pasaportuyla 26 bin TL’ye kalıyorsun.”
🔺 “Aradaki 30 bin TL Türk vatandaşı olmanın cezası mı?”
🔺 “Dışarıdan geliyormuş gibi rezervasyon yapıyorsun.”
🔺 “Sonra otele gelince Türk olduğun anlaşılıyor.”
🔺 “Bu kez 30 bin TL daha istiyorlar.”
🔺 “Ben 26 bine Yunanistan’a giderim.”
🔺 “Halkidiki’de kalırım.”
🔺 “Mis gibi tatilimi yaparım.”
🔺 “Kirazı kiraz, çileği çilek tadında yerim.”
🔺 “Enayilik devri bitti.”
Ağrı’da evinde ölü bulunan 24 yaşındaki Irmak Ayşe Koparan’ın ablası, NEFES’e konuştu:
• Annem işçi emeklisi. Irmak Ağrı’ya yerleşirken ev tuttu, eşyalarını aldı. Kira, kredi, ulaşım masrafı derken maaşı tamamen borçlara gidiyordu.
• Karakazan’dan gönderildikten sonra Mehmet Özmüş, Karakazan okuluna gitmiş Melahat İleri’yi de yanına alarak diğer öğretmenlere yemek ısmarlamak istemiş.
• Sanki suçlu Irmak’mış gibi bir hava oluşturulmuş. Bu onu çok yıprattı. Bana ağlayarak anlatıyordu.
• Görev yerini değiştirmek için İlçe Milli Eğitim’den, şube müdürlerinden yardım istemeye çalıştı. Konuşmadığı kimse kalmadı.
• Kardeşim Mehmet Özmüş’ün kapısında yatmıştı. Bu sorundan kurtulmak için uğraşıyordu. İlçe Milli Eğitim Müdürünün, ‘70 bin lira maaş alıyor, günde 2-3 bin lirayı da yola versin ne olacak’ dediğini duyduk.
• Olay günü serviste yerine oturmuştu. Müdür yer değiştirmesini istemiş. Irmak da kayamayacağını söylemiş.
• Müdür tokat atınca kardeşim bir daha vurmasın diye elini tutmaya çalışmış.
• Müdür darp raporu alıyor ama kardeşimin yüzünde tokat izi olmadığı için o hastaneye gitmiyor.
KENEVİR NEDEN YASAK,
Bizim köyümüzde herkes tarlasının kôşesine, genelliklede en verimsiz yerine eskiden kenevir ekerdi.Ayrıca fasulye tarlalarında aralara tek tek kenevir tohumu atılırdı bu kenevirler çok iri ve heybetli olurlardı.Hasat zamanı toplanan kenevirler evlerin
Türkiye’deki pahalılığı sorgulayan Alman kadın:
• Biz Türkiye’de bu tavayı neden hak etmiyoruz?
• Almanya’dan Türkiye’ye götürmek üzere kendime bir omlet tavası aldım ve 50 Euro verdim.
• Türkiye’de bu ne alakaysa lüks bir giyim mağazasında satılıyor ve fiyatı 300 Euro.
• Neden böyle bir uçurum var? Neden bu tavayı Türkiye’dekiler hak etmiyor?
• Yalnızca bu ürün de değil her şeyde ciddi bir pahalılık var. Ayrıca bu ürünler vergiye tabi de değil.
Türk çevirmen ve aktivist Ayçin Kantoğlu’dan tüyler ürperten açıklamalar:
— Kimin bu deriler?
— Kimin bu organlar?
— Siz bir halkı organına, derisine varana kadar nasıl yağmalayabilirsiniz?
— Buna ne hakkınız var?
“Dünyanın en gelişkin deri bankasının bunların elinde olduğu söyleniyor. Fakat biz biliyoruz ki Museviler vücut bütünlüğünün bozulmaması bakımından ki onlar için önemli bir durum bu; kendi derilerini bağışlamıyorlar, kendi organlarını da bağışlamıyorlar. Peki nasıl oluyor da ellerinde dünyanın en gelişmiş organ bankasıyla deri bankası olabiliyor?”
İnsanlar Suriye'ye gidip, Türkiye'de üretilen lastikleri Türkiye'de satılan fiyatın üçte biri fiyatına değiştirmeye başlamış!
Şaşırdık mı?
Tabiki hayır!
Yıllardır öyle değil mi?
Türkiye'de üretilen her şey, Türkiye dışındaki ülkelerin vatandaşlarına daha ucuza satılıyor!
Sebebi nedir peki?
Adaletsiz, orantısız ve vicdansız vergi sistemi elbette!
Bir araba kendine, bir araba iktidara!
Bir çamaşır makinesi kendine, bir çamaşır makinesi iktidara!
Bir lastik kendine, 2 lastik iktidara!..
Daha önce defalarca Schengen almış, son 5 yıl içinde parmak izi vermiş insanları hâlâ aracı şirket kuyruklarına mahkûm etmek akıl dışıdır.
Aynı evraklar.
Aynı masraflar.
Aynı biyometri.
Aynı insanlar.
Bu artık güvenlik değil.
Bu zaman kaybı.
Bu para kaybı.
Bu resmen vize soygunudur.
Online başvuru yapılsın.
Ücret bankadan ödensin.
Belgeler kargo ile gönderilsin.
Pasaport, hak edilen uzun süreli vizeyle geri gelsin.
Bu rezalet bitmeli.
Yeter!
#VizeSoygunu
#VizeSorunu
#Schengen
#Vize
⚠️Bize ne yediriyorsunuz ? ⚠️
Aşağıdaki videoyu ben çektim. Bayram tatilinde ÇANAKKALE pazarından toplam 7 esnaftan ayrı, ayrı yerlerden satın aldığım 36 kilo Domates. Hepsini ÇÖPE ATTIM
❓ Soru şu Bunlar domates mi ?
55 yaşındayım hayatım boyunca böyle bir sebze türü görmedim.
Dışı kırmızı , içi beyaz, tam bir PETLAS araba lastiği gibi
Üşenmedim çanakkale'ye gelen bu domateslerin ekildiği bir köye gittim
Halileli köyü çiftçilerle konuştum bana öyle şeyler anlattılar ki DEHŞETE DÜŞTÜM
Bir çiftçiyle konuştum bana şunları söyledi ;
'' BİZE BU TOHUMLARI ATA TOHUMU DİYE SATIYORLAR HİÇ BİRİ ORGANİK TOHUM DEĞİL YA İSRAİL MENŞEİLİ YADA HİBRİT DENİLEN GDO SU DEĞİŞTİRİLMİŞ NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN BİR BİTKİ TÜRÜ HAYATIM TARIMCILIKLA GEÇTİ BU EKİLENLER DOMATES DEĞİL , ORGANİK DOMATESİ KESTİĞİNİZDE ODAYI DOMATES KOKUSU SARAR BUNLAR MUTANT BİR BİTKİ TÜRÜ GÖRÜNTÜSÜ DOMATES AMA,,,, DOMATES DEĞİL.
76 YAŞINDAYIM SON 10 SENEDİR KENDİ EKTİĞİM DOMATESİ KENDİM YEMİYORUM ZORUNLULUKTAN EKİYORUZ GERÇEK ORGANİK TOHUM YOKSA BİZ NE YAPABİLİRİZ. '' dedi
SAYIN TARIM BAKANI ,,SAYIN YETKİLİLER
SORUYORUZ; BİZE VE ÇOCUKLARIMIZA NE YEDİRİYORSUNUZ ❓ Bu bir suç değil mi ? bu bir BİYOLOJİK saldırı türü değil mi ?
@TCTarim@ibrahimyumakli@gidadedektifi@tuketiciajansi@ticaret@RTErdogan@GaffarYakinca@zafersahin06@mehemmed19@MHP_Bilgi@MhpTbmmGrubu
Kanada'dan Türkiye'ye gelen bir vatandaş:
"Türkiye'ye geleli 3 hafta oldu ve harcadığım internet tam 45 GB…
Kanada'da daha fazla kullanmama rağmen aylık 7 GB gidiyor. Cidden insan silkelendiğini düşünüyor."
İtalya'da 75'ten fazla şehirde ulusal genel grev çağrısı yapıldı.
Talepler:
-İsrail'e tam boykot.
-Tüm ekonomik, askeri ve diplomatik bağların tamamen koparılması.
-Gazze ve Lübnan'daki soykırıma derhal son verilmesi.
İtalyan halkı, Avrupa'daki birçok halk gibi, hükümetlerinin Siyonist terörizmin suç ortağı olmaya devam etmesini artık tolere etmiyor.
İşçiler, öğrenciler ve sıradan vatandaşlar sokaklara dökülüyor ve 'Yeter' diyor!
Filistin'le dayanışma artık sadece bir gösteri değil...
Bütün dünyada gerçek eyleme dönüşüyor.
DEVLET NASIL SOYULUR.
Resimdeki stad harika değil mi?
Peki, burası neresidir ve bu stadın yerinde önceden ne vardı dersiniz?
Burası Giresun, burada önceden SEKA Kağıt fabrikası vardı ve 6 bin insan ekmek yiyordu.
Şimdi 22 kişi top oynuyor ve on binlerce işsiz kişi de seyrediyor.
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
İzmir'de bir çiftçi, ihracatlık kirazına 15 TL fiyat verilince, kirazını kendisi 35 TL'ye satmaya başladı.
Bu kalitede kiraz İstanbul'da 300-500 TL'ye satılıyor.
Çiftçiden 15 TL'ye alınan ürün, İstanbul'da 500'tl'ye satılıyorsa o ülkede Tarım Bakanlığı diye bir bakanlık yok demektir!
AVRUPA’NIN ÇÖPLÜĞÜ TÜRKİYE!
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE REKOR UTANÇ!
Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Tüm dünya plastik kirliliğine karşı savaş açıp temiz bir gelecek senaryoları yazarken, Türkiye acı, öfkeli ve kapkara bir gerçekle yüzleşiyor.
Ülkemiz, Avrupa’nın çöpünü sırtlayarak bu alanda kırılması imkansız bir "DÜNYA REKORUNA" imza attı!
Süslü çevre sloganlarının, doğa dostu açıklamaların arkasına gizlenen o devasa pislik artık halının altına sığmıyor.
Batı’nın "Geri dönüşüm projesi" adı altında ambalajlayıp gönderdiği milyonlarca ton plastik atık, Türkiye topraklarını zehirlemeye devam ediyor.
Rakamlar net, tablo net, gerçek net: Türkiye, Avrupa’nın en büyük plastik atık ithalatçısı konumunda.
"Atık Ticareti" Yalanı, "Atık Sömürgeciliği" Gerçeği!
Yıllardır bu çevre katliamına "ticaret" denilerek meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı.
Oysa bu bir ticaret değil; gelişmiş ülkelerin kendi pisliklerini, hastalıklarını ve kimyasallarını gelişmekte olan ülkelerin üzerine yıktığı modern bir sömürgecilik düzenidir!
"Atık Ticareti" Yalanı, "Atık Sömürgeciliği" Gerçeği!
Yıllardır bu çevre katliamına "ticaret" denilerek meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı.
Oysa bu bir ticaret değil; gelişmiş ülkelerin kendi pisliklerini, hastalıklarını ve kimyasallarını gelişmekte olan ülkelerin üzerine yıktığı modern bir sömürgecilik düzenidir!
Kendi çöpünü dönüştürmekten aciz olan bir kıtanın atıklarını satın almak hangi ekonomik aklın, hangi vicdanın ürünüdür?
Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
Epstein Adası’nın kötü olduğunu mu düşünüyordunuz?
İsrail, dünyada çocuklar için ayrılmış tek askeri hapishaneyi inşa etti.
Çocuklar düzenli olarak dayak, işkence ve tecavüze maruz kalıyor.
Mahkemelerdeki mahkumiyet oranları %99,7’ye ulaşıyor.
Bu, sadece Yahudi olmayan çocuklar için geçerli.
Ben Dezenfektan Hanım;
"Kendi Bakanlığıma ,kendi şirketim üzerinden yüksek fiyatla dezenfektan aldım. Ve kendi bakanlığımı zarara uğrattım.
Fakat hakkımda hiçbir işlem yapılmadı…"