Fenerbahçe – Manchester City Şampiyon Kulüpler Kupası maçı öncesinde City kalecisi Harry Dowd, amatör kamerasıyla İstanbul’u çekmiş.
1968 İstanbul’unun renkli görüntüleri… İnönü Stadı.. Henüz bambaşka bir İstanbul. Bu maç, aynı zamanda Manchester City’nin Avrupa Kupaları tarihindeki ilk deplasmanı. Fenerbahçe ve Türk futbol tarihinin önemli maçlarından birinin öncesi. Muazzam bir arşiv.
Gerçek hayatın gerçekçi öznelerinin de işi zor. Tüm bunları Thorstein Veblen, taa 1899 yılında yayımladığı Aylak Sınıfın Teorisinde ilmik ilmik açıklamıştı. Yazdıkları 127 yıl sonra yeniden keşfediliyor ama bu kez medyada kendine hemencecik yer buluyor çünkü ta gerçek hayattan.
“bizim büyük oğlanın müsameresi vardı. kalktım ona spartaküs kıyafeti diktirdim. yani minik bir gladyatör şeklinde. fakat bizim hanım, sen kalk spartaküs Vedat’ın oğluna Batman kıyafeti dik… benim oğlum emperyalizmin bir hayal mahsulu oldu. şimdik ben nasıl bakıcam üçüncü dünya emekçilerinin yüzüne?.”
📺Bir Demet Tiyatro
Benfica ile yarı final oynuyorsun, ilk maç Baroni penaltı kaçırıyor, ikimci maçta buna rağmen eleyecek performansı gösteirirken Gökhan Gönül’ün ağzı burnu dağılıyor, yerine giren Bekir’in hatasıyla gol yiyip eleniyorsun
2 sene önce Sevilla elenecek kıvamdayken hoca değişiyor, yine evinde eziyorken malın biri çakmak atıp maçı soğutuyor eleniyorsun, o yeni hoca Sevilla’ya Avrupa Ligi aldırıyor
Geçen sene Olypiakos’u eziyorsun yetmiyor penaltılarda yıllarca Ajax’ta Juve’de penaltıcı olmuş Tadic, Bonucci falan kaçırıyor, bu kez de Oly Komferans ligini alıyor
Sezon başı Lille elesen CL yapıcam ilk maçta golleri kendi kalene atıyorsun, ikinci maçı yine çeviriyorsun 90 artıda Jayden’in ayağı kayıyor, eline çarpan topla penaltıyla eleniyorsun, Cenk’in son saniye üst direkte patlayan kafasını saymıyorum bile
Bugün 3-1’in rövanşında Ibrox’ta rakibi dövmekten beter ediyorsun 3’ü bulamadın diye penaltılara gidiyor aynı Tadic penaltı kaçırıyor eleniyorsun
Cidden artık yorucu ve had safada kalp kırıcı olmaya başladı bu kadersizlik, şanssızlık, cenabetlik adı her neyse…
Balkonlara Fenerbahçe bayrağı asılmış,esnaf aldığı gazeteden çıkan posterleri dükkanının en güzel yerine asmıştı,çubukluyla okula giden çocuklar tahtaya “Şampiyon Fenerbahçe”yazmıştı.Cadde zaten yanıyordu.Böyle hissettiriyordu Fenerbahçe şampiyonluğu.İhtiraslı bir düş gibi…
Adriano Leite Ribeiro'nun The Players' Tribune için kaleme aldığı mektubundan:
"Futbolun en büyük israfıydım"
"Birçok insan, stadyumların ihtişamını terk edip eski mahallemde oturup unutana kadar içmemin nedenini anlamadı. Çünkü bir noktada bunu yapmak istedim ve bu, geri dönmesi zor bir karardı."
Adriano, 2004'te babasının ani ölümünün ardından derin bir depresyona girdiğinde ve ardından birkaç gün boyunca ortadan kaybolduğunda durum kontrolden çıkıyor...
"Inter'den 'kaçtığımda' ve İtalya'yı terk ettiğimde, buraya saklanmaya geldim. Üç gün boyunca favelanın her yerini dolaştım. Kimse beni bulamadı. Bulmanın bir yolu yok. Favelanın bir numaralı kuralı. Ağzını kapalı tut. Sence biri beni ihbar eder mi? Burada lanet olası fareler yok, kardeşim."
“İtalyan basını çıldırdı. Rio polisi beni “kurtarmak” için bir operasyon bile düzenledi. Kaçırıldığımı söylediler. Şaka yapıyorsun, değil mi? Burada birinin bana zarar vereceğini hayal et... Bana, bir favela çocuğuna."
“Favelaya neden gittiğimi anlamadılar. İçkiden, kadınlardan, uyuşturucudan hiç bahsetmiyorum. Özgürlük içindi. Barış istediğim içindi. Yaşamak istiyordum. Tekrar insan olmak istiyordum. Sadece biraz..."
“Onların istediklerini yapmaya çalıştım. Roberto Mancini ile pazarlık ettim. Jose Mourinho ile çok uğraştım. Moratti'nin omzunda ağladım. Ama istediklerini yapamadım."
"Birkaç hafta iyi kaldım, içkiden uzak durdum, at gibi çalıştım ama her zaman bir nüksetme oldu. Tekrar tekrar. Herkes bana laf attı. Artık dayanamıyordum."
"Bu kelimeyi seviyorum, israf. Sadece kulağa nasıl geldiği için değil, aynı zamanda hayatımı boşa harcamaya takıntılı olduğum için. Böyle, çılgınca israfta iyiyim. Bu damgayı seviyorum."
"Başkalarına açıklama yapmaktan hoşlanmıyorum. İçiyorum çünkü borç içinde kalan bir vaat olmak kolay değil. Benim yaşımda daha da kötüleşiyor bu durum."
İdrar vergisi?🟡
Roma imparatoru Vespasianus (MS 69-79), insanların idrarına vergi koymuştu.
Antik Roma'da idrar, içerdiği amonyak nedeniyle değerliydi ve imparator Vespasianus, umumi tuvaletlerden toplanan idrarın ticaretini vergilendirmeye başladı. Daha sonra bu vergileri Kolezyum gibi büyük projelere harcadı.
Vespasianus’un kendi oğlu Titus da dahil olmak üzere bazı zengin Romalılar idrar vergisine itiraz etti. Tarihçi Suetonius’a göre, Titus babasına vergiyi iğrenç bulduğunu söylediğinde, Vespasianus buna “Pecunia non olet” yani “Para kokmaz” şeklinde yanıt verdi.
Goethe'nin 24 yaşındayken yazdığı şu şiirin muhteşemliğine (ve Sabahattin Eyüboğlu çevirisinin güzelliğine) bakar mısınız: "Prometheus"
[Daha sonra Jacobi 1785 yılında bu şiiri, kendi meşhur Spinoza kitabında isimsiz ve sayfa numarasız olarak yayımladı. Alıntıdaki görsel ondan.]