2500 kelimenin, Yargıtay kararları doğrultusunda hakaret olup olmadıklarını derledik. Keyifli bir site oldu. Oyun oynar gibi sitede gezebilirsiniz. Emeği geçen tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim. İnceleyip olumlu olumsuz yorumlarınızı bekliyorum.
https://t.co/d26D9eJc1t
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
İranlı ünlü müzisyen Mohsen Namjoo, hakkındaki mahkumiyet kararları yüzünden 20 yıldır gidemediği İran’a dönme kararı aldı.
Namjoo, İran’a giderken video çekti, “akrep zehrinin panzehiri, yılan zehri içmek değildir!" dedi ve Şah yanlılarını eleştirdi:
“Eğer savaşı eleştiriyorsan, kesinlikle Ocak ayı katliamlarını (protestoda öldürülenleri) onaylıyorsun demektir!
Eğer bizim 'şehzade' liderimizi
beğenmiyorsan, şüphesiz molla rejiminin ajansın!
Eğer bugünlerde yerle bir olmuş Tahran
fotoğraflarını görüp kahroluyorsan, o halde İslamcı diktatörün kalıcılığını istiyorsun!
Bu siyah-beyaz bakış açınızı bu kez aşağılamayacağım.
Aksine, gücüm yettiğince sizi anlamaya
çalışacağım.
Sahi, sizin zihniniz nasıl çalışıyor?
Bir insan, daha bir yıl önce İsfahan’dan Toronto’ya gelmişken, Çehel Sütun Sarayı’nın yıkılma ihtimalini gördüğünde nasıl olur da kılı bile kıpırdamaz?
Bir faşistin, başka bir faşisti devirmesi
bahanesiyle halkınızın, akrabalarınızın, dostlarınızın, anılarınızın, vatanınızın ve o vatanın içindeki her şeyin aşağılanıp yok edilmesi gururunuza dokunmuyor mu?
Nasıl olur da hem Ocak ayında öldürülen İranlıları kendinizden sayıp sahiplenirken, Minab’da can verenleri görmezden gelirsiniz?
Nasıl olur da sokağa çağrı yapıp sonra sorumluluk almayan birine biat edersiniz?
Ey Şahseverler, meşrutiyetçiler, saltanatçılar...
Sizi tüm varlığımla anlamak istiyorum, bana yardım edin.
Zihninizde ne dönüyor ki Trump’ınızın, İsrail’in kışkırtmasıyla bir bataklığa saplandığını ve çıkışı olmadığını görmüyorsunuz?
Vurulan o yerler vatanındır, toprağındır, İran’ındır! Aşık olduğun sokaktır, mezun olduğun üniversitedir, atalarının onurunu koruyan mevzilerdir! Altyapılar, ormanlar, yollar, tesisler, rafineriler...
O füze rampasının başındaki gence, o fidan gibi delikanlıya bakıp 'Ölürse ölsün,
cehenneme kadar yolu var' diyebilen zihninizde ne dönüyor?
Şu basit, apaydınlık gerçeği nasıl anlamazsınız: O genç delikanlı, ne yaparsa yapsın, kimden emir
alırsa alsın; kalbi İran için sizinkinden daha hızlı atıyor!” (Video ve çeviri @canseItan)
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Years of political repression and creeping urban decay have hollowed out Istanbul's soul, designing dissent out of its once-vibrant streets and erasing its rich cosmopolitan past from popular memory.
My (sad) farewell to the city:
https://t.co/IwZ8f9gdsE
1. Venezuela konusunun; epey çocuksu bir uluslararası hukuka aykırılıkla veya çok bilmiş 3. Dünya Savaşı meraklılarının Çin heyecanıyla değerlendirilmemesi gerekiyor. Konunun temelinde uluslararası iktisat var.
Konu petrol; ama mesele PETROL ARZININ FAZLALIĞI. İnceleyelim.
CHP avukatı: YSK şu anda kongrenin yapılmasına karar verdi.
İcra memuru: Biz durdurma işlemi yapmıyoruz.
CHP avukatı: Durdurma talebi verilmiş, siz de kabul edip gelmişsiniz.
İcra memuru: Bizim görevimiz bu kadar.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne operasyondan yedi saat önce eski başkanın, bu operasyonu ima eden yanarlı dönerli mesajı, soruşturmanın gizliliği maddesini ihlal ediyor. Ama kime neyi hatırlatacaksınız. Türkiye bir hukuk devleti nasıl olsa.
Yarın akşam, Kadıköy’de millet iradesine, demokrasiye, adalete sahip çıkmak; hukuksuzluklara, yargı darbesine karşı hep birlikte ses yükseltmek için bulu��uyoruz!
Enerjimiz yüksek, bitiremezsiniz.
İrademiz çeliktendir, bükemezsiniz.
İnsanımız yüreklidir, korkutamazsınız.
Bizi yolumuzdan çeviremezsiniz!
🗓️10 Eylül Çarşamba
⏰20.30
📍Kadıköy, İskele Meydanı