Üzülerek gördüm ki KK gerçekleri tahlilden çok uzak bir zihinsel durumda. Ne seçmeni ne de ülkeyi umursuyor. Hiç hukuk bilgisi yok. Sorulara saçma, kaçamak cevaplar veriyor. Meşruiyet seçimden alınırken mahkeme kararı ile gelip de yapılmış 3 diğer Kurultay’a rağmen koltuğu kendisinin zannetmek ve ahlaki üstünlükten söz etmekse çok manipülatif. Bir de arındırma görevini CHP tarihinden aldım demesi var ki… görevleri Millet verir, Millet alır! Bunu unutanlara da gereken cevabı da …
Kılıçdaroğlu’nun çok ciddi hukuk anlayışı sorunu var:
- İddia makamı iddiasını ispatlamakla sorumluyken, Kılıçdaroğlu suçlananlardan “gidip aklanmasını” istiyor!
- “Para aldım” diyenin ifadesini doğru kabul ediyor ama “vermedim” diyenin yalan söylediğini iddia ediyor!
- Emniyetteki ve savcılıktaki itirafları esas alarak suçluyor ama o itirafçıların mahkemedeki “zorla itiraf ettirildim, ifademi geri alıyorum” demesini dikkate almıyor!
- Mahkeme kararı olmadığı halde peşinen CHP’li belediyelerde yolsuzluk olduğunu varsayıyor!
CHP'li İstanbul Adalar Belediyesi'ne bu sabah operasyon düzenlendi. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat dahil 37 kişi gözaltına alındı.
Operasyonlar her hafta CHP’li belediyelere yönelik olurken, henüz bir AKP’li belediyeye yönelik şafak operasyonu yapılamadı. Yargının tek gündemi CHP.
İktidar tarafından göreve getirilmesinin hemen ertesinde "CHP'nin kalesi" olarak adlandırılan İzmir'in CHP'den gitmiş olması Kılıçdaroğlu'nun siyasi hayatının özeti gibi.
Cemil Tugay belediye başkanı olarak; butlan yönetimine istemediği bir il başkanıyla çalışmayacağını söylemiş.
Butlan, “çalışacaksın” baskısı yapmış. Tugay’ın istifa edebileceğine inanmamışlar. İstifa edince de kızıyorlar.
Bu nasıl baskı, nasıl vizyonsuzluk?!
6 yaşında değildi diyerek 14 yaşında kız çocuklarının evliliğine rıza üretmeye çalışıyorlar.
Bugün yaşadığımız bütün hukuksuzluklar, rezillikler, operasyonlar tam da bunların sapkın düzeni devam etsin diye.
Adamlar Meclis'te olmadıkları halde varmış gibi göstermek için sahte yoklama pusulası düzenlemiş. Basit bir Meclis oturumunda bunu yapan ülkenin kaderini belirleyecek her konuda neler yapmaz...
Şimdi de diyorlar ki "Efendim delegeler de geçersiz." Yani nasıl bir butlan kararıysa, Kılıçdaroğlu geçerli, başka hiçbir şey geçerli değil. Karara baktım. Dedim ki herhalde kararda "Kılıçdaroğlu canı nasıl isterse öyle yönetir, eti Kemal beyin, kemiği mahkemenin" yazıyor. Hayır öyle yazmıyor.
Mutlak butlan kararında açıkça diyor ki: "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE"
Kurultay partinin organıdır. Karar açıkça "parti organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE" diyorsa seçilen Kurultay DELEGELERİ de aynen göreve devam eder.
Dolayısıyla delegelerin verdiği imza geçerlidir. Kurultay toplanmalıdır.
Ama görevsiz mahkemenin verdiği butlan kararını içine sindiren, o kararla hak etmediği koltuğa oturan bir grup adam bunu mu dinleyecek? Ne kanun bıraktılar, ne tüzük bıraktılar ne de hukuk bıraktılar.
Timur Soykan: "Gerçekten CHP'yi AKP'ye çevirdiler.
Adamlar bakın 15 günde CHP'yi tamamen AKP yaptılar.
Ne tüzük tanıyorlar, ne yasa hukuk... Yasaya uymamak konusunda tam bir AKP'li olmuşlar yani AK-CHP'liler!"
1.5 km'lik kıyı şeridi anayasa’ya aykırı olarak halka kapatıldı, özelleştirildi ve fahiş fiyatlı bir açık hava avm'sine dönüştürülerek kent suçu işlendi. tescilli tarihi binalar hukukun arka kapısından girerek yıkıldı. halkın ve hukukun sermaye karşısında bu denli güçsüz olduğu türkiye elbette eşsiz "fırsatlar" barındırıyordur.
Medikal Park, Medipol, Medikana şehrin göbeğinde, yüzlerce tıp merkezi şehrin göbeğinde, şehir hastaneleri dağ başında.
Şehir merkezindeki devlet hastanelerini kapatıp bizi özellikle acil durumlarda özel hastanelere yönlendirip yandaşlarını zengin ediyor, SGK'yı hortumluyorlar.
tutuklu ibb imar müdürü ramazan gülten savunma yapıyor:
"kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca 2 toma ve 8 otobüs çevik kuvvet bölgede nöbet tuttu. tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde yıkıldı. 9. yapının yıkımı sırasında, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. linç edilmek istendim ve ciddi şekilde yaralandım.
kalan 2 kaçak yapıya ilişkin yıkım süreci ise halen danıştay'da devam etmektedir. kamu düzenini ve kamusal alanları korumaya çalışırken bana yönelik gerçekleştirilen bu fiili saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyor.
bugüne kadar hiç kimse 1 haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. buna karşılık bugün ben, ismimin dahi açıkça zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum"
SnErd böyle biri değil.
Asla ama asla gücü, yetkiyi bırakmaz.
Şurada yazılanların gerçekleşme ihtimali binde bir bile değil.
Farklı bir ülkede mi yaşıyoruz arkadaşlar?
Hayattaki tek motivasyonu rahatsız etmek, huzur kaçırmak olan bir güruh var. Hayvanın dirisini rahatsız edemezse, ölüsünü ediyor. Öyle bir takıntı. O derece bir bozukluk.
EKREM İMAMOĞLU’NUN ŞADİ YAZICI DAVASI’NA “FİZİKEN” KATILMA TALEBİNİ KABUL EDEN HAKİMİN YERİ DEĞİŞTİ
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na “beraat” kararı veren bir hakim daha atama kararıyla görevinden oldu.
İmamoğlu’nun Tuzla’nın eski Akp’li Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada “beraat” kararı veren, daha sonra kararı istinafta bozulan hakim İstanbul Anadolu Hakimliği’nden, Edirne Hakimliği’ne gönderildi.
İstinafın “beraat” kararını bozmasıyla İmamoğlu için Yeniden yargılama kararıyla birlikte duruşma hakimi Ekrem İmamoğlu’nun duruşmaya “fiziken” katılma talebini kabul etmişti.
Ekrem İmamoğlu Silivri’den yola çıkmış, 60 kilometre gittikten sonra “araç bozuldu” denerek İmamoğlu Silivri’ye geri gönderilmişti.
İşte o hakim, son kararname ile İstanbul’dan Edirne’ye gönderildi.