@IsmailSays1_ Hocam sahada savaşan, bilhassa htş bünyesinde devrimi gerçekleştiren herhangi bir mücahidin şu işleri tasvip etmeyeceğini, o cübbelilere de bu kadından daha fazla itibar edeceklerini benden daha iyi biliyorsunuz. Neyse bunlar gelir geçer, Allah Suriyemizi muhafaza etsin.
@syrianpolanyi Selefiler kimseyi günahından dolayı tekfir etmez. Fakat devrim selefisiyle, sufisiyle, günahkarıyla müminlerindir. Bunu hatırlatmakta hakkımızdır. 13 yıl müminler canları ve mallarıyla bu cihadı desteklediler. Devletin yapıp ettiği herşey hakkında söz söyleme hakkına sahipler.
@IsmailSays1_ Konser kültür bakanlığının himayesinde düzenlendi, nitekim bakan da ödül takdim etti.
Benim kadınla bir derdim yok Allah selamet versin. Sadece devrimi sırtlayan insanların söz ve uyarılarına kulak asmayan bir tavır görünüyor yönetimde. Rabbim bizi de onları da irşad etsin.
@sancakselimo Eyvallah hocam. Ben o kadını şeytanlaştırmıyorum sadece canını kanını ortaya koymuş, devrimi sırtlamış, ödediği bedel Assalanın ödediğiyle kıyas edilemeyecek insanları inciten hamleler yerine daha somut fayda getiren işlere odaklanmalılar diyorum. Rabbim hepimizi irşad etsin.
Şu yeryüzünde kanla kurtardığı topaklarda kendi borusunu öttüremeyen bir Türkiyeli birde Suriyeli müslümanlar vardır herhalde. Memleketin namusunu kurtarıyorsun o gidip başkasının altına yatıveriyor puh içine tüküreyim
@sancakselimo Çok haklısın hocam ben de onu diyorum. Suriye'nin refahına ve kalkınmasına odaklanmak, buralara harcama yapmak varken devrimi yapanlar açısından incitici ve Suriye'nin kalkınmasına hiçbir yararı olmayan konserlerden nasıl bir fayda bekliyoruz?
@Hiramabul34 Allahualem kardeşim. Ben Şara'nın sapıttığını filan düşünmüyorum. Fakat ülkenin gidişatında, dışa dönük imajında ve sair konularda devrimi gerçekleştirenlerin hiç söz hakkının olmaması üzüyor.
Zafer Hoca dedi ki:
"Dürtüsel, tepkisel hareket eden; dürtüselliği, onun narsistik ve makyavelist tavırlar sergilemesine vesile olan kişiler, bulundukları sahayı terörize eder. Bu kişilerin dürtüselliği onları türlü hatalara sürükler. Narsistik tavırlar sergilemeleri, insanlara karşı üstenci bir üslup takınarak konuşmalarına sebep olur ve hatalarını kabul etmelerine engel olur. Makyavelist olmaları ise en basit hatalarını bile her türlü manipülasyonu mübah görerek örtmeye çalışmalarına vesile olur. Bu hasletlerin birleşimine psikolojide “dark triad (karanlık üçlü)” denir. İslami perspektiften, bu hasletleri taşıyan kişilere, cahil insanları peşinden sürükleyen “Azgın şeytanlardandır.” denilebilir.
“İnsanlardan kimi vardır ki hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.” (Hac 3)
Dürtüsel hareket eden, narsistik ve makyavelist tavırlar sergileyen kişiler, sokaktaysa sokağı terörize eder. Bu tip kişiler, bizim ülkedeki bazı saf genç kızların da sevgilisidir. Bu kızlar, bu tipleri, “... Ama Necati sizin bildiğiniz gibi değil. Özünde çok güzel insan!” diye savunur. Sonra kafaları gövdelerinden ayrılmış bir şekilde akşam haberlerine konu olurlar.
Bu üç hasleti taşıyan tipler, siyaset sahasındaysa ülkeleri, hatta dünyayı terörize eder (Bknz. Donald Trump). Bu tipleri, koca koca ülkeleri yöneten devlet başkanlarıyla bile dürtüsel, hesapsız ve patavatsız bir şekilde konuşurken görebilirsiniz. Narsistik tavırlarla, üstenci bir üslupla, rahatsız edici ve siyasi nezaketten uzak bir şekilde devlet başkanlarına hitap ederken görebilirsiniz. Makyavelist olmaları sebebiyle kazanmak için her yolu mübah görerek dünyayı terörize ederler. Onlar istediklerini aldıktan sonra dünyanın terörize olmuş olması umurlarında bile olmaz.
Bu hasletleri taşıyan tipler, ilim sahalarında bulunuyorsa bulundukları ilim sahalarını terörize eder. Misal, fıkıh sahasında bulunuyorlarsa, “Siz fıkıh bilmiyorsunuz! Ben size fıkıh anlatacağım!” tadında rahatsız edici ve üstenci bir üslupla konuşur. Hata yaptıklarında, yaptıkları hatayı kabul etmek yerine türlü çarpıtmalarla ve manipülasyonlarla konuyu saptırmaya çalışır. Haklı olarak insanlar bu kişilerin hatalarına itiraz edince bu kişiler ortalığı velveleye verip kaos çıkararak hatalarının konuşulmasına engel olmaya çalışır. Sonra kendi adamlarını manipüle edip konsolide edebilmek için kah duygusal kah provokatif konuşmalar yapar. “İnsanların/Müslümanların yegane kurtarıcısı”, “kötülüklerin amansız savaşçısı” gibi rollere bürünerek insanları manipüle etmeyi severler. Bu durum Nazi Almanyası'nda yapılan manipülasyonlara çok benzer. Yalnız gerçeğin açığa çıkma gibi bir huyu vardır.
“2. Dünya Savaşı’nda Rus tankları Berlin'e girene kadar Almanlar Rusya'yı işgal ettiklerine inanıyorlardı. Çünkü Alman gazeteleri öyle yazıyordu.”
Bu hasletleri taşıyan tipler matematik sahasına girerse aynı yöntemlerle matematik sahasını terörize eder; lügat sahasına girerse lügat sahasını terörize eder; felsefe sahasına girerse felsefe sahasını terörize eder. Terörize faaliyetlerin olduğu yerde ilim konuşulamayacağı için insanlar da kaosun, tozun, dumanın içerisinde hiçbir şey anlayamaz. Allah z.c. Hz.leri ise fesadı ve ifsad faaliyetleri yürütenleri sevmez..
“... Allah ise bozgunculuğu sevmez. Ona 'Allah'tan kork.' denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!” (Bakara 205-206)
Bu hasletleri taşıyan tipler “bizim köyün adamı” diye kesinlikle ama kesinlikle desteklenemez. Hz. Musa (a.s.) bu hatayı yaptı. Allah z.c. Hz.leri, Hz. Musa'nın (a.s.) hatasını bize ibret olması için Kitab-ı Şerif'inde anlattı. Bu saatten sonra, “İbret almayan ibret olur!”
“Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, 'Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır.' dedi.” (Kasas 15)
“Musa, 'Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet.' dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Kasas 16)
“'Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım.' dedi.” (Kasas 17)
“Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, 'Belli ki sen azgın bir kimsesin!' dedi.” (Kasas 18)
Hz. Musa (a.s.), kendi köyünün adamının esas azgınlardan olduğunu ikinci kavgada anladı. Siz kaçıncı kavgada problemin kimden kaynaklandığını anlamayı düşünüyorsunuz?
Cedelci, tartışmacı, kavgacı tipler, ulül azm peygamberlerden olan Hz. Musa'nın (a.s.) bile ayağını kaydırdı. Sizin mi ayağınızı kaydıramayacak?
“(Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir 26)"
Yıllarca ilimle uğraşmak, felsefe okumak nasip oldu. Geç anladım: Hepsi, doğruya ve hakka yönelten vicdani bir muhakeme veya imani bir tefekkür kadar etmiyor.
Ümmet-i Muhammed’den olmak en büyük şeref; Allah’ı bilmek, ahirete hazırlanmak en büyük, en önemli mesele.
Elhamdülillah İslam Hukuku dersleri için @Abdussamed55817 hocam ile hazırlamış olduğumuz İslam Hukuku ders kitabi ve fıkıh ilmine ilgi duyan herkesin başlangıç aşamasında okuyabileceği Fıkha Giriş ve Fıkıh - Ahlak ilişkisi kitabı yayımlandı. Rabbim istifade edilen eserler kılsın.
@belkibirharfim Görmezin örneğine uygun düşüyor gibi. Orada da istişare etmiş, istişare de ikna olduğu yahut aklına yatan sonuçla karar vermiş fakat sonradan ayetle bu sonucun isabetli/meşru/muradı ilahiye muvafık olmadığı anlaşılmıştır. Burada ihtimal olarak zikredilen şey gerçekleşmiş gibi
11 Eylül saldırılarının yalnızca kendisiyle sınır kalmadan; öncesini, planlanmasını ve nihai kararın alındığı süreci ele aldık. Yirmi beş yıl boyunca Orta Doğu'daki etkilerinden bizlerin günlük yaşantısına olan yansımalarına kadar pek çok meseleyi konuştuk.
Usame bin Ladin dünyanın nasıl döndüğünü, İsrail'in topraklarımızda hangi güce yaslanarak ayakta durduğunu, hangi güce taarruzla İsrail'in sendeleyeceğini görmüş, buna göre kendince en uygun eylemi yapmıştır. Bizler onun 22 yıl önce ulaştığı ufku daha yeni yeni görebiliyoruz.
Ümmetin 11 Eylül'ün ne olduğunu / niçin yapıldığını hakiki manada anlaması için üzerinden 22 yıl geçmesi, 7 Ekim ve sonrasındaki süreci müşahede etmesi gerekiyordu. Bu açıdan 11 Eylül 7 Ekim'in öncülü, 7 Ekim 11 Eylül'ün şerhidir diyebiliriz.