evlenip çocuk yapıp ev hanımı olup aldatılsam ve boşansam,bu süreçte iş hayatından uzak kalıp iş bulamasam kıt kanaat geçinsem: “salak mısın işi bırakmayacaktın,kimseye güvenme”
Evlenip çocuk yapıp iş hayatına devam etsem: “ küçücük bebeyi elaleme emanet ediyorsun evde otur”
5000 saat amerikan okul saldirisi + 3 tane Columbine okul saldirisi üzerine film izlemis biri olarak dogru bir tavsiye. Okul saldirganlarini ne kadar konusur ve ünlü yaparsak yenileri cogalacak. En büyük motivasyonlari isimlerini duyurmak. Hatta bir cogu eylemden önce video cekip nedenlerini ve neler yapacagini anlatiyor uzun uzun. Amerikada okul saldirisi düzenleyenlerin pek cogu kendilerine örnek olarak Columbine saldirganlarini almis. Cünkü cok havali videolar paylasmislardi. Okula gözlüklerle, deri ceketlerle gidip sov yapmislardi kendilerince. Onlar gibi bad boy olmak isteyen, ismini yasatmak isteyenler böyle eylemler yapti.
Modern psikoloji ekolleri ve modern psikolojinin üretildiği Batı medeniyeti, Gazzeli bebeklerin ilk üç yaştaki bağlanma stillerinin travmatize edilişine dair analizde bulunacak mı? Bu bebeklere dair söz söyleyecekler mi? Yoksa en etik ve en insani değerleri olan hümanistleri ancak “savaş koşullarından ötürü yeterli veriye ulaşılamıyor” mu diyecek.. Amerika kahrol ya.
Şu olayın ne kadar büyük bir felaket olduğunu çoğu kişi anlamıyor. Etkileri yıllarca sürecek, rüzgarlarla bütün Asya zehirlenecek. Tarihte örneği 2-3’ü geçmez.
Ama İsrail Gazze’de bizi anormal zulümlere öyle alıştırdı ki, artık en büyük insanî felaketleri bile normal görür olduk
Bu videodaki sosyoloji beni çok etkiledi. Çarşıda yere çok güzel bir halı seriyorlar ve insanlar yola serili olduğu halde kıyıp da basamıyor. Bazen haksızlık ediyoruz, insanın özü güzel. Yeter ki güvenelim.
biri öğrencilere burs vermiş diğeri kadınlara biber gazı yollamış başkası başka şeyler yapmış hepsi eldeki imkanlarla ne yapabiliyorlarsa her şekilde yapmış çiçek gibi çocukları toprağa veriyoruz bunun ahı elbet çıkar yanınıza kalmaz
Ege Üsteğmen bu tweeti rtlemiş. Tüm tweetlerini okudum ve ağladım. Harbiyeye başlamadan önceki gece heyecandan uyuyamamış, yaşayamadığı gençlik için kendinden özür dilemiş, ailesine bağlıymış, hayalleri varmış ve vatanına aşık bir Türk subayıymış. Ruhun şad olsun komutanım.
Ben çok vakit kaybettim. Uzun yıllarımı depresyonla, anksiyeteyle ve bana zarar veren insanlarla mücadele içerisinde ama aslında bir anlamda kaybederek geçirdim. Çünkü elimi kolumu bağlamıştım. Kendime hiç yatırım yapmadım. Her şeyden kaçmayı, ertelemeyi ana formül olarak tutuyordum.
Hayat akıyor. Sen ne kadar öyle dursan, bir şey yapmasan da hayat geçiyor ve ne yaparsan yap geri alamadığın tek şey zaman.
Bunu hep söylüyorum, biliyorum çünkü şuan neyden pişmansın diye sorsalar herhalde en çok bunu söylerim.
Durdum..Erteledim. Sıkıntılar içerisinde kendimi tanıyıp onarmaya çalışırken sadece bunu yaptım halbuki daha farklı şeyler yapabilirdim.
Çoğu zaman yemeğimi yapmadım.
Çoğu zaman arkadaş toplantılarına katılmadım.
Çoğu zaman spora gitmedim.
O belgeyi almadım.
O kursu bitirmedim.
Halbuki devam etseydim bir çok şeye, bugün bir çok şey farklı olurdu. Bunu biliyorum.
Elimde değildi evet ama elimdeydi de.
Bugün bir çok şey yine zor ama ben ağlayarakta olsa devam ediyorum çünkü durduğum daha çok zarar veriyor. Bunu maalesef ben geç öğrendim. Kısacası, iftarımızı hazırlayalım, çayımızı demleyelim.
Devam edelim.
Afiyet olsun.