Dijwar Brahîm xêz kir!
"Mem Ararat ji îdeolojî û serokê we mezintir e".
#dijwarBrahim#MemArarat#kommuzik
Mem Ararat ji Evdila Ocalanê we jî, ji îdeolojîya we ya qirêj jî mezintir e!
YÜZLERCE KÜRT SANATÇI'YA İMZA KOMPLOSU KURDULAR; ÖMÜR BOYU TÜM GELİRLERİNE EL KOYDULAR!
Parti şirketi olan KOM MÜZİK'ten Kürt sanatçılara imza tuzağı! YÜZLERCE KÜRT SANATÇININ ÖMÜR BOYU TÜM GELİRLERİNE EL KOYMUŞ DURUMDALAR! Bu yüzden Kürt sanatçılar kendi eserlerinden ömür boyu tek bir kuruş para kazanamıyorlar, aç ve açıkta kalmış durumdalar! Bu yüzden Kürtçe müziği bırakanlar, canına kıyanlar oldu. Buna en ufak itiraz eden, sesini çıkaran bir Kürt sanatçı kesinlikle tüm HDP/DEM Parti belediyelerinde kara listeye alınır, bir daha belediyenin düzenlenlediği konser ve festivallere katılmaz, bilinçsiz halka linç ettirilirler! Nitekim Kürt sanatçıların yüzde 90'ı tüm HDP/DEM Parti belediyelerinin kara listesindedir.
Açıklıyorum:
1. PKK'nin İstanbul'daki sivil kadroları "Kürt sanatçıların müzik dağıtım işleri" için 1987'de Kom Müzik şirketini kurdu. Yurtsever Kürt sanatçılar genellikle bu şirket ile çalışır. Bu nedenle çok zenginleşti, büyük bir şirkete dönüştü, güçlü bir dağıtım ağı oldu. Bu şirketin yönetiminde her zaman BDP, HDP, DEM Parti yöneticileri olur.
2. Yurtsever Kürt sanatçılardan Mem Ararat ve Koma Wetan'dan Kerem Gerdenzeri gibi 100'den fazla müzisyen, Kom Müzik şirketine giderek şöyle dedi: "Siz yurtsever Kürt hareketinin, Kürt partisinin müzik şirketisiniz; bu Kürdi duygularla sizi tercih ettik, albümlerimizin dağıtımını siz yapın, başkaları kazanacağına dağıtım gelirlerini siz kazanın, birlikte güçlenebiliriz (...)"
3. BDP, HDK ve DEM Parti yöneticilerinin yönetiminde olduğu Kom Müzik şirketi yöneticileri, "Değerli Kürt sanatçılar, yoldaşlar, bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz, biz her zaman sizin arkanızda olacağız. Takdir edersiniz ki albümlerinizin dağıtım işlerini yapabilmemiz için bu kâğıtlardaki sözleşmeyi imzalamanız gerekiyor" der.
4. Sanatçılar karmaşık hukuki terimlerle dolu bu sözleşmeyi pek anlayamazlar; aslında bir avukata danışmaları gerekir. Ancak, "BDP/HDP/DEM Parti'ye bağlı koskoca yurtsever Kürt hareketinin hakiki müzik kurumu bizi kandıracak değil ya, gidip bir avukata gösterip danışmak da değerli kurumlarımıza ayıp etmiş oluruz" düşüncesiyle araştırmadan imzalarlar.
5. Büyük bir heyecanla, evlerine dönüp kendi aileleri ve ekipleriyle bunu kutlarlar; ardından bu şarkıların 10–15 saniyelik tanıtım kısımlarını kendi kanallarında ya da sosyal medya hesaplarında paylaşırlar. Ama o da ne!? Sanatçılar büyük bir şok içindedir. Çünkü kendilerine şöyle uyarılar gelmiştir: "Bu şarkıyı kendi kanal ve sayfalarında yayınlamaya hakkınız yok; Kom Müzik özel izin ile yayınlamanıza izin verse bile tüm gelirleri Kom Müzik'e aittir."
6. Bu saf ve temiz yürekli sanatçılar, "Teknik bir sorun vardır, şimdi Kom Müzik ile iletişime geçeriz, sorunu çözerler; Yurtsever Kürt Hareketi'nin şirketi bizi dolandıracak değil ya!" diye düşünürler. Ancak Kom Müzik'in verdiği cevap büyük bir hayal kırıklığıdır, dolandırıcılığın âlâsıdır!
7. Kom Müzik şöyle der: "Yoldaş, siz o imzayı atmakla tüm albümlerinizin tüm gelirlerini, tüm kullanım haklarını ömür boyu bize devrettiniz.
8. İşte bu nedenle Kürt müzik sanatçıları, Sosyal medya hesaplarında kendi söyledikleri şarkılarının 10 saniyesini bile paylaşırsa parası KOM Müzik'e gidiyor. Sanatçılar tek kuruş alamıyor. Konserlerde bile kendi şarkılarını söylediklerinde ve bu konserleri klip olarak kendi kanal ve hesaplarında yayınladıklarında tüm parası KOM Müzik'e gidiyor.
9. Düşünün: Yurtsever Kürt Hareketi'nin kurumudur bu! Canımız ve kanımıza ödediğimiz bedeller üzerine kurulan kurumdur bu! Yöneticileri imza hilesiyle yüzlerce Kürt sanatçının şarkılarını, kendi öz eserleri ve emeklerini ömür boyu ipotek altına almışlar, el koymuş durumda!
10. Nitekim bu haksızlığa uğrayan sanatçılardan biri olan Mem Ararat şöyle der: "Bu müzik albümlerini hazırlamak için stüdyonun kirasını ve tüm masraflarını ben kendi cebimden ödedim, bu şarkılar kendi beste ve üretimlerimim. Miks, mastering masraflarını kendim ödedik. Hatta albüm kapağını bile hazırlayan tasarımcıya parasını ben ödedim. Baştan sona tüm çalışma ve masraflar bana aittir. Siz hiçbir emek harcamadınız. Sırf Kürt hareketinin kurumu olduğunuz için, birlik duygusuyla, yurtsever duygularla gelip dağıtım hakkını size vermek istedim. Sadece dağıtım gelirleri size ait olabilir, ben bu amaçla imza attım, zaten sizinle böyle konuştuk. Ama elimi verdim, kolumu kopardınız." Mem Ararat gibi yüzlerce Kürt müzisyen Kom Müzik şirketine bunları dedi ve halen söylüyor.
11. Kom Müzik yöneticilerinin bu değerli Kürt sanatçılara verdiği cevap şu oldu: "İmzalamasaydınız yoldaşlar! Bu imza ile albümlerinin tüm gelirleri, tüm hakları ömür boyu bize aittir. İtiraz eden olursa, sesini çıkaran olursa sonuçlarına katlanır, hain ilan edilir. Bakın size karşı karalama kampanyaları başlatılır, milyonlarca Kürt halkının gözünde itibarınız düşer. Sizin gibilerini çok gördük, onlar artık hiçbiri piyasada yok, Kürt halkı onları sokakta görse yüzlerine tükürür hale getirdik, halkın korkusundan en verimli çağlarında konser veremez oldular. Siz de ona göre adımınızı denk alın, sesinizi çıkarmayın!"
12. Bunca zulüm ve haksızlık yetmezmiş gibi bu KOM Müzik yöneticilerinin de dahil olduğu yolsuzluk, vurgun ve Kara Liste çetesi, iftira ve karalama kampanyası çerçevesinde şu iftiraları atıyorlar: "Mem Ararat, geçmişinden utandığı için eski şarkılarını artık konserlerde söylemiyor, geçmişine ve halkına sırtını döndü, paracıdır, haindir" şeklinde iftiralar yayıyorlar.Burada Mem Ararat bir örnektir, yüzlerce sanatçının durumu budur. Mem Ararat ise, "Yahu bunca haksızlığa rağmen size karşı sesimi çıkarmadım, sizi mahkemeye vermedim, hiç eleştirmedim bile; yeni eserler çıkarıp, konserler veriyorum sadece önüme bakıyorum. Neden bana saldırıyorsunuz!?'' dedi.
13. Peki KOM Müzik'in kurduğu bu imza tuzaklarının Kürt sanatçılar üzerindeki genel etkisi ne oldu?
BDP, HDP, DEM Parti yöneticilerinin başında olduğu parti şirketi Kom Müzik, yüzden fazla Kürt sanatçıyı anlattığım imza tuzağına düşürmüş. Sesini çıkaran hain ilan ediliyor, iftiralar atılıyor, itibarı yerle bir ediliyor. Tabii Kürt halkı meselenin özünü bilmediği için bu iftiralara inanıyor, hatta Kürtlerin büyük bir kesimi bu iftiraları gerçekmiş gibi kendi elleriyle daha da yaygınlaştırıyor. Kendi kıymetli sanatçılarına zulmün en büyüğünü yapıyorlar!
Bu nedenle bazı Kürt sanatçılar ömür boyu konser vermeye korktu. Onların hayatları kaydı, Kürt ulusunun meşhur yıldızları kaydı. Kürtçe müziğe küstüler, kendi sanatlarından koptular; imza komplosu ve konser ambargosu nedeniyle geçimini sağlayamadıkları için kahrından müziği bıraktılar. Hatta bazıları yaşamına son verdi.
14. Çok sevilen Kürt sanatçının imza komplosu nedeniyle Korona Pandemisinde düştüğü trajik durum!
Tüm Kürtlerin severek bağrına bastığı, çok sevdiği, baş tacı yaptığı 65 yaşlarında bir sanatçı… Bazen konserlere gider, küçük de olsa karnını doyuracak, kirasını ödeyecek kadar bir gelir elde ederdi. 2019'da koronavirüs ortaya çıkar ve 2022 yılına kadar konserler, etkinlikler tüm dünyada yasaklanır.
Bu değerli Kürt sanatçımız ve ailesi, artık yiyecek kuru ekmek alacak parası kalmamıştır. Ağlayarak Kom Müzik şirketi yöneticilerini arar: "Açım. Lütfen, ne olur bari kendi eserlerimin gelirinden küçücük bir pay verin, ailem aç kaldı, ben aç kaldım, pandemi nedeniyle sokağa çıkmak, tüm dünyada konser ve etkinlikler yasaklanmış durumda, şimdi hiçbir gelirim yok" diye yalvarır. Onurlu bir insan kendi şahsı için başkasına yalvarmaz ama ailesi, çocukları söz konusu olunca yalvarabiliyor!
Ey Xuda bu çok acı bir durum!
BDP/HDP/DEM Parti yöneticilerinin başında olduğu Peki KOM Müzik yöneticileri ne cevap vermişlerdir sizce? "Yoldaş sen Kürtlere sanatın, müziğin ve sesinle mücadelemize güç verdin, partimize hizmet ettin. Bugüne dek hiç bir gelir elde etmedin bu zorlu durumda tabii ki sen ve ailen, çocukların için elimizden geleni yapacağız" demelerini mi bekliyorsunuz!? Eğer parti yöneticilerinin Kürt aydın, tarihçi, dilbilimci ve sanatçılara böyle diyeceğini, düşünüyorsanız siyasi olarak çok cahilsiniz, hiçbir şey bilmiyorsunuz!
Tabii ki bu mağdur Kürt sanatçının talebini reddettiler. Dediler ki: "Yoldaş, sen imza atmışsın, tüm gelirler ömür boyu bize aittir, bundan dönüş yok."
Bununla yetinmediler; küstahça şunu da dediler: "Bugüne kadarki eserlerinden sana tek kuruş vermeyiz ama bundan sonra yeni albümler çıkarırsan, hah işte belki oradan sana küçük bir pay verebiliriz."
İnanılmaz bir vicdansızlık.
15. Düşünün ki HDP ve DEM Parti belediyelerinin Kara Listesi'nde olduğu için Kürt illerinde belediye konserlerine katılması yasak olan yüzlerce Kürt sanatçı; parti şirketi Kom Müzik'in imza komplosuyla ömür boyu tüm gelirlerine el koyduğu yüzlerce Kürt sanatçı bu ağır yıkım ve trajedi altında yaşıyor. Milyonlarca Kürdün gözleri önünde…
16. Soru şu: Şimdi bu Hareket ve partideki (KCK, BDP, HDP, DEM Parti vs.) kaç kişi gerçekten Kom Müzik üzerinden yapılan bu dolandırıcılığı ciddi bir şekilde araştıracak ya da bir araştırma komisyonunun kurulmasını ciddi ve ısrarlı bir şekilde isteyecek? Kaç kişi "Ya bu sorun çözülür, Kürt sanatçıların telif hakları kendilerine iade edilir yada gerçekten istifa ederim, bu parti ve hareketten ayrılırım" diyecek? Kaç kişi bunları yapacaksa bu siyasi hareket ve partide o kadar namuslu, şerefli ve onurlu insan vardır.
@bedelboseli
Yorumlara bakın
İsmi ve resmi açık, Kürt toplumuna katkı sağlayan ne kadar insan varsa Mem'i destekliyor
İsmi resmi gizli, kim olduğu bile belli olmayan ne kadar sahte hesap varsa Mem'e karşı yorum yazmış. Kendilerini gizliyorlar çünkü kirliler. Çünkü yüzleri yok karaktersizler
Kürt müzisyenlerine sesleniyoruz, çağrımız açıktır:
DEM Parti'nin ve KCK kurumlarının düzenlediği hiçbir konsere çıkmayın. Hiçbir etkinliğine adım atmayın. Toplu boykot, artık bir tercih değil zorunluluktur.
Nedenleri sıralıyorum:
1 ) KCK ve DEM Parti'nin kurumları olan MKM ve Sanatça Organizasyon silahlı güce dayanarak Kürt müzisyenlerin yüzde 90'ını kara listeye almış durumda. DEM Parti belediyelerinde ve dahi tüm Kürt illerinde Kürtçe müzik konser vermelerini yasaklıyor, kendi halkıyla buluşmalarını engelliyorlar uzun yıllardır. Albüm çıkaran Kürt müzisyenler kendilerini gösterecek sahne bulamıyor, yıldızları sönüyor, bir daha albüm çıkaramıyorlar. Yüzlerce meşhur Kürt sanatçının sesi soluğu yok olup gitti. Bundan daha büyük bir trajedi olamaz. Müzisyen yoldaşlarınızın Kürtçe şarkılarını söylemelerini yasaklayan, onların sesini sonsuza dek yok eden zalim parti ve örgütün konserlerine katılmaya vicdanınız el vermemelidir.
2 ) KOM Müzik, KCK ve DEM Parti'nin ortak şirketidir. Yüzlerce Kürt sanatçının tüm telif haklarına, bütün müzik gelirine silahlı güce dayanarak imza komplosuyla el koydu. Bu haklar çalınmıştır. İade edilmek zorundadır. KOM Müzik'in yönetiminde önce Erdal Şimşek vardı, Milletvekili adayı olunca yönetime kendi eşini koydu, çünkü Kürt sanatçıların milyonlarca dolarlık müzik haklarını her ay ceplerine indiriyorlar. Bu zulüm nedeniyle eser sahibi Kürt müzisyenler evlerine ekmek götüremiyorlar, çocukları, aileleri aç ve açıkta yaşıyor. Bazıları da ağır inşaat işleri yapmak zorunda kalıyor. Haberiniz yoktur belki ama bu nedenle canına kıyanlar da oldu.
3 ) Dünyanın hangi halkına bakarsan bak, müzisyenin bağımsız derneği vardır. Yalnız Kuzey'deki Kürt sanatçısının yoktur. Çünkü kurdurmuyorlar. KCK ve DEM Parti üst düzey yöneticileri silahlı güce dayanarak açıkça tehdit ediyor: "Kürtçe müzik, sanat üreteceksen bağımsız-ortak dernek kuramazsınız, hakkınızı arayamazsın, bütün emeklerinizi teliflerinizi ve gelirlerinizi bize teslim etmek zorundasınız."
4 ) Kürt müzisyenlerine uygulanan şiddet ve tehdit, münferit değildir. Sistematiktir, planlıdır, KCK ve DEM Parti merkezlidir.
Bu dört maddenin biri tek başına boykotu zorunlu kılar. Dördü birden varken susmak, suça ortak olmaktır.
Bütün Kürt müzisyenlerine ricamız: KCK kurumlarının ve DEM Parti belediyelerinin konserlerini, etkinliklerini topluca boykot edin. Susmayın. Sahnenize, sesinize, telifinize sahip çıkın.
Kürt müzisyen arkadaşlarınızın yüzde 90'ına bu zulüm ediyorlarken zalimlerin etkinlik ve konserlerine katılmaya vicdanınız izin vermemelidir.
1. Erdal Avcı denen bu şahıs, hem DEM Parti yöneticisi ve hem de KOM MÜZİK şirketi koordinatörü olarak gerçekten Kürt tarihinin en yıkıcı etkiye sahip dolandırıcılarından biridir. İmza komplosuyla mağdur ettikleri yüzlerce Kürt sanatçının haklarını bunlara karşı korumak insanlık görevimizdir.
2. Çünkü Erdal Avcı ve ekibi, BDP, HDP ve DEM Parti'nin adını kullanarak, PKK'nin silahlı gücünü arkasına alarak yüzlerce Kürt sanatçıya imza komplosu kurup dolandırdı, tüm sanat eserlerinin telif haklarına el koydu. Kürt halkının çok sevdiği Kürt sanatçıların albüm ve müzik gelirlerinin tümü, ömür boyu bu şahıs ve Kürt sanatçıların yüzde 90'ını tüm DEM Parti Belediyelerinde Kara Liste'ye alan çetenin cebine giriyor.
3. Sanatçıların kendi sözlerini yazdığı, kendi besteleyip söylediği, albüm çıkarırken kapak fotoğrafından istisnasız her şeyine tüm masraflarını kendisi karşıladığı şarkılarından bile, tek bir kuruş elde edemiyor. Hepsi BDP, HDP ve şimdi DEM Parti yönetimini ele geçirmiş bu yolsuzlukla adı çıkan bu Kara Liste'cilerin cebine giriyor. Bu nedenle Kürtçe müziği bırakan, piyasadan silinen, aç kalan ve bu yüzden yaşamına son veren Kürt sanatçılarımız oldu.
4. Eğer hakkını arayan bir sanatçı olursa, BDP, HDP, DEM Parti Gençlik Meclisi üyelerine silah verip "Bu şahıs partimiz ve halkımıza ihanet etmiştir, gidin tehdit edin, işkenceye verin, organize olarak iftira atın, Kürtler arasında itibarını zedeleyin, psikolojilerini bozun" diyorlar. Bu şekilde çok Kürt sanatçı ve ailesini tehdit edip işkenceye verdiler.
5. Bu Erdal Avcı'nın adını ve yüzlerce Kürt sanatçıyı nasıl dolandırdığını, fotoğraflarını, şeceresini binlerce yıllık Kürt tarihine kalıcı olarak kaydedeceğim. Web3 teknolojisi altyapısı kullanılarak yazacağım ki bu kayıtlar hiç bir otorite tarafından değiştirilemez, silinemez ve ebedi olarak korunacak şekilde küresel olarak erişilebilir, herkese açık ve şeffaf dağıtık defterlere işlenecektir. Gerçekten Kürt sanatını ve tarihini araştıranlar için kıyamete dek kalıcı ve erişilebilir olacak bu bilgiler.
6. En son 5 gün önce çok sevdiğim Kürtçe müzik yapan bir sanatçının evine Partinin üyeleri bu çetelerin yönlendirmesiyle silahlı baskın yaptı; onu evde bulamayınca tüm müzik enstrümanlarına el koyup götürdüler. Böylece sanat hayatını yıllarca sekteye uğratmış oldular, en az 4-5 yıl toparlanamaz; hem maddi kayıp, hem de travma yüzünden. Her zaman yaptıkları gibi son günlerde de, yoğun bir şekilde Kürt sanatçılara saldırıyorlar, iftira atıyorlar, linç ediyorlar.
7. Almanca kursundan çıkayım, KOM Müzik üzerinden yüzlerce Kürt sanatçıyı nasıl dolandırdıkları, hiç kimsenin inkar edemeyeceği tüm detayları açıklayacağım! Almanca ödevimiz "ülkenizdeki ünlü bir kişinin hayatını yazın" şeklindedir. Ben de Mem Ararat'ın hayatını ve başarılarını yazdım. Nitekim Erdal Avcı'nın Parti adına koordinatörlüğünü yaptığı KOM Müzik ve Kara Liste çetesi, Mem Ararat'ı da dolandırarak eserlerinin tüm gelirlerine ömür boyu el koymuş durumdalar.
Sanatçı Mem Ararat’ın avukatı Şêxo Fîlîk, 'Kom Müzik'in anlayacağı dille, yani Türkçe ile sanatçının 'Kom Müzik'le yaşadığı ihtilafa ilişkin detaylı bir açıklama yapmış. Önce Kürtçe 'destansı' bir giriş yapmış, sonra Kom Müzik’in aladığı dile geçmiş.
1/2
Ez im kefîlê keska dara zeytûnê...
Ez im wekîlê baskên êşiyayî, qulinga ji ref qetiyayî, destê li ser dil mayî
û xewnên asêmayî; ji qal û belayê heya roja axîretê...
Bi serê hemû çîrokên qedîm ku
Kabîl li Habîl neheq bû; ji vir heta fezayê...
Û li pêş çavên min Yûsif avêtin bîrê.
Ez im û li vir im!..
Helbet wek navcîn û navbînkar kê çi gotiye divê wek xwedê divê bibêjim ku ev jî parçeyekî vî karî ye... Ezê bibêjim lê çend cara li Kom Muzîkê geriyabim her carê digel ku min bi kurdî dest pê dikir wan ez hişyar dikirim ku ji kurdî fam nakin û divê tirkî biaxivim.
Lewma ezê jî bi tirkî bibêjim, ji bo ew jî ji me fam bikin;
1/2)
Sayın Kom Müzik Yetkilisi, aşağıdaki hususlara dair herhangi bir itirazınız var mı?
Mem Ararat’ın, 2014 yılından bu yana her türlü kullanım hakları Kom Müzik bünyesinde bulunan 2 adet albümünün (15 eser) kendisine devri konusu kapsamında aramızda toplamda 5 adet telefon görüşmesi oldu mu olmadı mı?
İlk telefon konuşmamızda kendimi tanıtarak; Mem Ararat’ın hem vekaletli avukatı hem de yakın dostu ve arkadaşı olduğumu, dolayısıyla sanatçı adına yazılı her türlü resmi belgeyi imzalamaya, sözlü beyanda bulunmaya, teklif sunmaya yahut sunulan teklifleri kabul etmeye tam yetkili olduğumu söyledim mi, söylemedim mi?
Bu hususa dair içinizde en küçük bir tereddüt dahi kalmaması adına; gerekirse resmi vekâletnamemi, hatta özellikle talep edeceğiniz başkaca bir belge varsa onu da derhal temin edip tarafınıza göndermeye hazır olduğumu ifade ettim mi, etmedim mi?
Bu bağlamada, burada konuşulacak meselelerin ileride sanatçı tarafından kabul edilmemesi ihtimalinde doğacak sorunun sizinle değil, ben ve sanatçı arasındaki bir “yetkisiz temsil” meselesi olacağını, yani temsile ilişkin olası bir ihtilafın sizi değil beni bağlayacağını, hatta dilerseniz söylediklerimin doğruluğunu teyit etmek için avukatınıza da danışabileceğinizi, gerek görürseniz avukatınızla bizzat da görüşmeye hazır olduğumu açıkça tarafınıza ilettim mi iletmedim mi?
Buna rağmen siz, ısrarla “Neden Mem Ararat’ın kendisi aramıyor?” diye sordunuz mu, sormadınız mı?
Ben de size, sanatçının bu mesele hakkında sizinle defalarca görüştüğünü, yapılan hiçbir görüşmeden olumlu bir netice alamadığını, dahası bu görüşmelerin giderek son derece gergin bir atmosferde geçtiğini, nihayetinde “görüşüp size döneriz” denilerek yıllarca sürüncemede bırakıldığını söyledim mi, söylemedim mi?
Sanatçının yıllarca verdiği mücadelenin, var olan iletişim kanallarını da tıkadığını, tıkanan iletişim nedeniyle de meselenin basit bir uyuşmazlıktan çıkıp taraflar arasında bir husumete evrildiğini, tarafların karşı karşıya gelemeyecek kadar gerildiği nokta da ise uyuşmazlıklarda dostane çözümünden yana olmanın bir irade beyanı olarak “arabuluculuk” müessesinin işletildiğini, bu müessesenin sanatçının icadı olmadığını, hem kanun maddelerinde yazan teknik bir prosedür olduğu hem de kadim toplumların vicdanında yer etmiş yazısız bir uyuşmazlık çözme tekniği olduğunu, mevcut durum özelinde tarafların birbirlerine son sözlerini söylediklerini ve belli bir gerginlik seviyesine ulaşmaları hasebiyle tarafların doğrudan karşı karşıya gelmesinin meseleyi çözmekten ziyade meseleye zarar verecek aşamada olduğunu, arabuluculuk yöntemiyle yürütülmesinin daha sağlıklı olacağını, en azından çözüme belli bir olgunluk kazandırdıktan sonra tarafları dahil etmemizin daha sağlılklı olacağını; bu vesileyle avukatlık sıfatımı kabul etmiyorsanız bile hiç değilse beni arabulucu olarak kabul etmeniz gerektiğini söyledim mi, söylemedim mi?
Buna karşılık siz, “Ben buna tek başıma karar veremem, yönetimle konuşup bir hafta içinde size dönüş sağlarım” dediniz mi, demediniz mi?
Her seferinde bir hafta on güne dönüş sağlarım demiş olmanıza rağmen, üzerinden aylarca zaman geçtikten sonra bana hiçbir şekilde geri dönüş sağladınız mı sağlamadınız mı? Her seferinde biz size dönüş sağlarız demenize rağmen üzerinde aylarca zaman geçtikten sonra ben size ulaşmak zorunda kaldım mı kalmadım mı? +++
Mem Ararat:
"Dem Partîyê, Kom Muzîkê û Erdal Avcî zilm û zordarî anîn serê min. Hemû mafên albûma min desteser kirin".
Di dawiyê de jî, Mem Ararat dibêje "derîyê min ji Dem Partiyê re girtî ye. Bila newên ber derîyê min"
@ararattmem#MemArarat#kommuzik#erdalavci#demparti
Pesnê zimanê Kurdî nedin, wek avê bi kar bînin!
Çawa em forsa avê nadin û em wê her roj vedixwin, da ku 'HEBÛNA' me bidome; divê em wek avê li zimanê Kurdî jî binêrin û rojane bi kar bînin.
#Kurdistan#Kurdish#RojaZimanêKurdî#15êGulanê
@ararattmem Mem Ararat ve yüzlerce Kürt müzisyenin eselerlerini KCK'nin silahlı gücünü arkasına alarak imza zoruyla gasp eden Erdal Şimşek:
https://t.co/i0hlTorbAz
Tirsonekê heram: @POTUS Trump!
Trump, Kürtleri “para için savaşıyorlar” diye itham ediyor.
Evet, Kürtler para için bile savaşacak kadar gözü kara ve cesur ! Çoluk çocuğa para lazım. Peki ABD Başkanı Trump ve askerleri, bunca silah gücüne rağmen İran’ın karasına bir tane asker bile sokmaya cesaret edebildi mi?
Aşağıdaki video, ABD Başkanı Trump’ın ne kadar korkak olduğunu, uçan kuştan bile korktuğunu gösteriyor.
Başkanları korkak, askerleri korkak. Şaka maka, İsrail olmasa ABD bölgede tırt İsrail hiç değilse meydana asker ile çıkıyor..
Leyla Qasim navê xwe bi xwîna xwe li ser dîroka Kurdistanê nivîsand; ne li ser projeyên teslîmiyetê û bazirganiya siyasî.
Tu qurbana navê Leyla Qasimê bî. Navê wê mezin e, lê yên ku Kurdan gav bi gav difiroşin, nikarin xwe bi wê veşêrin.
İJAA TOPLUMSAL BARIŞ!
Bu fotoğraflar, KDP çizgisinin Türkiye sahasında hâlâ aynı stratejik boşa düşme hâlini sürdürdüğünü gösteriyor. Türkiye’de bu kareler nötr okunmaz; her fotoğrafın ideolojik bir tercümesi, psikolojik bir karşılığı ve propagandif bir değeri vardır.
KDP’liler yıllardır aynı hatayı yapıyor: Türkiye’de münfesih PKK’cı/DEM Parti çizgisinin kurduğu sembolik, uyduruk etkinliklere ve alanlara davet ediliyor; “barış”, “özgürlük”, “Kürt birliği” gibi yumuşak kavramlarla içeri alınıyor; sonra da o kareler bu Kemalist-PKK’cı çevrenin kendi meşruiyet vitrinine dönüştürülüyor ve Kürtlerden itibar devşirmek için kullanılıyor.
Cengiz Çandar’ın bu fotoğrafları Zeydan Karalar ile birlikte servis etmesi bile başlı başına mesajdır. Bu, basit bir “misafir ağırladık” paylaşımı değildir; KDP’nin sırtından Erdoğan’a meydan okuma hamlesidir.
Bir de şu var: Bu karelere sadece Erdoğan bakmıyor. Üç ayrı devlet aklı bakıyor, iktidar çevreleri bakıyor, bürokrasi bakıyor, medya bakıyor, milyonlarca insan bakıyor. Türkiye’de iktidar ile CHP arasında yolsuzluk, yargı ve belediyeler üzerinden sert bir siyasal mücadele yürürken; KDP’li valilerin Zeydan Karalar’la (suçlu mu, suçsuz mu orasını ben bilmem) ve bu çevrelerle aynı fotoğrafta görünmesi, ister istemez “KDP Türkiye’de hangi hatta temas ediyor?” sorusunu doğurur. Siz bunu kültürel etkinlik zannedebilirsiniz; fakat siyaset bunu asla o kadar masum okumaz.
Barzani çizgisinin artık eski reflekslerle hareket etme lüksü kalmamıştır. “Kim çağırırsa gidelim, kimseyi kırmayalım” dönemi bitmiştir. Kürt birliği, hele hele PKK’cı çizgisinin düzenlediği her sahneye figüran olmak değildir. Diplomasi, her davete icabet etmek değil; hangi davetin sizi hangi hikâyeye bağladığını önceden görebilmektir.
Geçmişte Türkiye’de bir güzel kullanıldınız. Hatırlayın!
KDP bu sembolik savaşı okuyamazsa, Türkiye’ye her gelişinde birileri tarafından sahneye çıkarılır, fotoğrafı çekilir, servis edilir ve kendi iradesi dışında başka bir propagandanın malzemesi hâline getirilir. Dost görünenlerin sizi nereye sürüklediğini hâlâ fark edememek ise artık siyasi miyadınızın dolduğunu gösterir.
Bir not:Dem parti toplumsal barış ve süreç için CHP ‘nin korunmasını şart koşuyor…HDP gibi yine Kürtleri başka hesaplara bu solcu Kemalist lere feda ediyorlar..dağdaki ler ile hapistekiler sinir krizlerin de bence..
@masoud_barzani@IKRPresident@masrourbarzani
Kürtleri Niye Seviyorum?
Dünyada “müstekbir, kibirli, küstah, kendini beğenmiş ve güç delisi en kibirli insan kimdir?” diye bir sıralama yapılsa, herhalde açık ara herkes Trump der: ABD Başkanı Trump.
Müstekbire karşı kibirli davranmak, ona haddini bildirmek, hatta küfür etmek bile İslam ahlakında izzettir. O sebeple Kürtleri seviyorum.
Dünden beri Trump’ın açıklamasından sonra milletimiz, ona her türlü cevabı vermekte hiçbir beis göstermiyor. Bu atarlı giderli milletin ferdi olmaktan iftihar ediyorum. En ufak bir denge hesabı yapmadan, korku emaresi göstermeden herkes Trump’a sayıyor, sövüyor, haddini bildiriyor. Bunu İngilizce yapan var, Kürtçe yapan var, Türkçe yapan var, Arapça yapan var. Daha ne olsun?
Kürtler parti pırtı örgüt şu bu dan çok ötede bir şeydir
Bu kibirli aşağılığa gereken cevabı veriyorlar. En azından ellerindeki tek imkân sosyal medya. Emin olun, ellerinde başka bir güç olsaydı, misal Trump’ın o silahları olsaydı, onunla da cevabı verirlerdi.
Kürtlerin tereddüt gösterdikleri tek şey, etraflarındaki Müslüman milletlere ne yapacaklarını tam bilememeleridir. Bu Müslümanlık hali garip bir durum! Bu açıdan!