Gerçekten merak ediyorum…
Yeni doğacak çocuğu için Gucci marka biberon arayan, Türkiye’de bulamayınca eşini Dubai’ye gönderip aldıran bir hayatın maddi kaynağı nedir?
Düğününü geçtim…
Doğum yaptığında set set altın takabilen, çocuğunun cinsiyetini öğrenmek için Boğaz’da, belki 20 gencin düğün masrafına denk para harcayan bu insanlar ne iş yapıyor?
Bu servet nereden geliyor?
Şirketleri ne kadar kazanıyor?
Ne kadar vergi ödüyorlar?
Banka hareketleriyle beyan ettikleri gelir birbirini tutuyor mu?
Bu lüks tüketimin kaynağı kayıtlı ve vergilendirilmiş kazanç mı?
Sosyal medyada sergilenen hayat ortada.
O halde çok basit bir soru var:
Bu hayatın faturası kimin parasıyla ödeniyor?
Yayının tamamı için 👇
https://t.co/ddrUdTFT7W
İmralı'da Öcalan'a bir villa yapacaklar demiştim aylar önce, şimdi villanın yapılacağı teyit edildi.
Ya çok merak ediyorum, acaba bu villa sıvasız mı olacak? Evet. Bu villa sıvasız olmalı. Buradan villayı yapanlara sesleniyorum. Bu villanın sıvasını atmayın. Sıvasını atmayın ki yüzlerce sıvasız şehit evi hatırlansın.
250 metrekare. 15 bin şehit verdi bu ülke. 250'ye bölün bakayım, her metrekaresine kaç şehit düşüyor?
5 para etmeyen kağıt üstündeki şirketlere yol verip Borsada işlem yaptırırsan boyle patlatırlar.. abuk sabuk şirketlerin isi ne borsada... neyse vardır bi bildikleri.. olan küçük yatırımcıya oldu yazik.. Ha bu zort evim zurt evim de bakalım ne olacak göreceğiz.. umarım patlamaz..
Amaçları hiç bir zaman barış, demokrasi, hukuk devleti olmadı. Kravatlı ve kravatsız teröristlerin hedefi toprak ve egemenlik elde etmek.
Sivas’a kadar uzanan Kuzeyde Karadeniz’e güneyde Akdeniz’e uzanan, GAP bölgesini Türkiye’den koparan bir Kürdistan’ı kurmak.
Bunun için zamana ihtiyaçlar var. Türkiye’yi parçalamadan önce “Batıyı birlikte yönetelim, doğuyu biz yönetiriz “diyorlar.
Türk milleti bu projeye izin vermeyecek. @zaferpartisi@ZPKadinAile@zpgencresmi
Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı’da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.
Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.
Artık söz hükmünü yitirdi.
Devlet Beyin açıkladığı “bahçeli ev” dubleks bir villa.
250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.
Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.
Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.
Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.
Öcalan’ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor.
Doğrusu da bu.
Cihat Yaycı:
"Eğer bu plan, 42 ve 66. maddeleri değiştirip federatif bir yapı kurmak içinse, bunun adı Büyük Ortadoğu Projesi’dir ve İsrail’e hizmet etmektir.
Hem iktidarı hem muhalefeti kınıyorum. Hiçbiriniz devlete sahip çıkmıyorsunuz.
Bu kadar asker ve polis neden şehit oldu?
PKK’nın şehit ettiği öğretmenler neden öldü?"
OTOYOL VE KÖPRÜLER SATILMIYOR
“Köprüler satılıyor.”
“Vatandaşa fahiş zam geliyor.”
“Çevre yolları paralı olacak.”
“Devlet 30 yılda 18 milyar dolar zarara uğrayacak.”
İddialar bunlar.
Hepsini Ankara’daki kaynaklarıma sordum. İşte cevaplar.
KÖPRÜLER SATILMIYOR
Her şeyden önce tartışılan model bir satış değil, işletme hakkı devri.
İkisi arasında hukuken de ekonomik olarak da çok temel bir fark var.
Köprülerin ve otoyolların mülkiyeti Devlette kalıyor.
Devlet malını elinden çıkarmıyor. Mülkiyeti kendisinde bulunan varlıkların belirli bir süre boyunca nasıl işletileceğine ilişkin farklı bir modeli değerlendiriyor.
Üstelik Devletin denetimi de ortadan kalkmıyor.
Karayolları Genel Müdürlüğü; bakım, onarım, yatırım, trafik güvenliği, kazalarla ve karla mücadele gibi işletmecinin üstleneceği yükümlülükleri denetlemeye devam edecek.
Yani özetle:
Mülkiyet Devlette.
Denetim Devlette.
Peki “18 milyar dolar zarar” nereden çıktı?
600 MİLYON DOLARI 30’LA ÇARPINCA KAMU ZARARI MI OLUYOR?
Muhalefetin ortaya attığı en çarpıcı rakam bu:
30 yılda 18 milyar dolar.
Hesap da görünüşte çok basit.
Köprü ve otoyolların yılda 600 milyon dolar “net kâr” ettiği varsayılıyor.
600 milyon dolar, 30 ile çarpılıyor.
Sonuç:
18 milyar dolar.
Ve bu rakam “kamu zararı” diye sunuluyor.
Fakat önemli bir sorun var.
Ortada 600 milyon doların gerçek anlamda net kâr olduğunu ortaya koyan bir hesap yok.
Ağır bakım ve yenileme giderleri ne olacak?
Personel?
Malzeme?
İşletme maliyetleri?
Amortisman?
Bunları hesaptan çıkarıp geliri “net kâr” diye yazarsanız elbette istediğiniz büyüklükte rakamlara ulaşabilirsiniz.
Ama bunun adı ekonomik analiz değil.
Varsayım üzerine varsayım koymaktır.
Üstelik işletme hakkı devredildiğinde Devletin hiçbir gelir elde etmeyeceği varsayımı da doğru değil.
İşletme dönemi boyunca sözleşmede belirlenecek esaslar doğrultusunda kamuya gelir payı ödenmesi öngörülüyor.
Bakım, onarım ve işletme maliyetlerini de işletici üstlenecek.
Dolayısıyla “Bugünkü geliri 30’la çarptım, Devlet 18 milyar dolar kaybetti” hesabının ciddi bir kamu zararı analizi olarak sunulması mümkün değil.
PEKİ VATANDAŞ FAHİŞ ÜCRET Mİ ÖDEYECEK?
Bir başka iddia bu.
Henüz belirlenmemiş tarifeler üzerinden bugünden rakamlar açıklanıyor.
Sanki sözleşme imzalanmış, geçiş ücretleri belirlenmiş, fiyat listesi gişelere asılmış!
Oysa böyle bir durum yok.
İşletme hakkının devri, işletmeciye “istediğin ücreti belirle” yetkisi verilmesi anlamına gelmiyor.
Ücretlendirme sözleşme ve mevzuat hükümlerine tabi olacak.
Mevcut uygulamadaki yıllık tarife güncellemelerinin enflasyon oranında yapılması öngörülüyor.
Dolayısıyla bugün ortada açıklanmış bir “fahiş zam tarifesi” bulunmuyor.
ÇEVRE YOLLARI DA ÜCRETLİ OLMUYOR
Bir başka iddia:
“Bugün ücretsiz kullandığımız çevre yolları yarın paralı olacak.”
Hayır.
Ücretsiz çevre yollarının ücretli hale getirilmesine yönelik bir karar bulunmuyor.
Bugün ücretsiz olan çevre yolları ücretsiz kalacak.
Olmayan bir kararı alınmış gibi anlatıp ardından o karar üzerinden iktidarı eleştirmek gazetecilik de siyaset de değil.
GARANTİ DE YOK
Belki tartışmanın en fazla birbirine karıştırılan kısmı burası.
Bu model, yap-işlet-devret projeleriyle aynı şey değil.
Kamu tarafından işletmeciye geçiş garantisi, gelir garantisi, Hazine garantisi veya borç garantisi verilmesi öngörülmüyor.
Dolayısıyla başka projelerdeki garanti modellerini alıp buraya yapıştırarak tartışma yürütmek de doğru değil.
Fiyatları şişir, sonra devlet katkı payı veriyor de sanki eski fiyatta iken yarısını karşılamış gibi, devlet olarak faturaların % 50’sini biz karşılıyoruz de…
Sanırsın ki babasının köyünden tarla bağışladı.
Aklımızla alay etmeyin.
.
Irak Türkleri olarak, Suriye'de Türkçe eğitimin kaldırılıp yerine yabancı dillerin getirilmesini şiddetle kınıyoruz.
Suriye yönetimi, ülkenin katil Baas rejiminden kurtulmasındaki ana etkenlerden biri olan Türkmenlerin devrime verdiği desteği unutmamalıdır.