birisi en iyisini yapabildiği imkanı sonuna kadar kullanıyor ve sen buna ulaşamıyosun diye eleştirilen taraf neden en iyisini yapan oluyor hiç alakayı çözemedim üstelik sorunun da ne olduğu gayet açıkken
Valla hiç marjinal olmak için kasamayacağım bu sıcak havada, önce özet geçeyim: Odyssey epey güzel olmuş arkadaş!
Bir anti - Nolan neferi olarak, son zamanlarda bu kadar zevk ve şevkle izlediğim bir epik fantezi örneği hatırlamıyorum.
Aylardır irite edici casting seçimiyle, yok efendim "bu gezegende bu filmi tam kalibrede gösteren toplam 40 salon var" geyikleriyle semiren negatif marketing bulutları kalktığında gayet etkili ve kolektif hafızalarda da uzun yıllar boyunca yer edinebilecek bir yapım çıkmış ortaya.
Yaklaşık 3000 yıl önce kaleme alınmış bir metni, bugünün kaygılarıyla da buluşturabilen bir yapımı perdeye taşımak nereden bakılırsa bakılsın meşakkatli bir iş. Kim ne derse desin, Nolan zaten bu türden kaşındırıcı iddiaların adamı. Bir iddiasını daha layıkıyla yerine getirmiş, bize de bunu dillendirmek düşer.
Nolan'ın kibrine biriken nefret ile onu ilahlaştıran sempati arasında bir yerde öyle sanıyorum ki Odyssey, sinema tarihine kazınacak bir epik fantezi örneği olacaktır. Şu sıralar "Nolan'ın en iyi filmi değil belki" önermesini çok duyuyorum da, buna sanki biz değil de zaman içerisindeki yaklaşımın tonu karar veriyormuş gibi hissediyorum. Yani "Odyysey Nolan'ın En İyi Filmi Olmuş" desem, absürt bir önerme olmaz. Sadece yeni bir üretim, demlenmesi lazım biraz hafızalarda.
1954 tarihli Ulysses gibi ya da 2004 tarihli Troy gibi parçalı uyarlamaları saymazsak, Odyssey doğrudan bir tam metin olarak değil de, alegorik yapımların ilhamı olacak biçimde sinemayı beslemekteydi (Misalen Coen Kardeşler'in "O Brother, Where Art Thou?" su gibi).
Bir woke manifestosu olacağına inanılan The Odyssey'in bu zamana kadar yapılmış en doygun kalibreli epik filmlerden biri olması beni sevindirmedi desem yalan olur. Yıl 2026, herhangi bir film için bu iddiada bulunmak beni ürpertse de, snop takılmak adına kendimi tutacak değilim. Evet, Nolan'a hâlâ kılım ama ona beslediğim antipati, sinemadan çıktığım zaman "vay be! az önce film gibi film izledim" hissiyatımın önüne geçemiyor.
Tabi ortam çok gergin. O sebeple sırf ben bu filmi beğendiğim için bana sinir olacak, küfredecek bir dolu insan olacaktır. Bir filmden keyif almayı, antipati toplamaya ya da küfür yemeye tercih ederim.
Bir taraftan da Nolan'ın akıllı telefon kullanmamasına ya da sosyal medya ile haşır neşir olmamasına duacıyım. Her ne olursa olsun kendi bildiğini okuyan insanlar bugün bolca küfür yer ama muhtemelen zamanı da aşabilirler diye düşünüyorum.
Sinema bir yorum sanatı.
Uyuz casting seçimine ya da yer yer patlak veren antipatik yaklaşımlara rağmen bu bir gerçek.
Eğer Nolan ve filmindeki antipatik bulunan casting aylarca yerden yere vurulmamış olsaydı bu filme yine böyle yaklaşır mıydık? Önemli olan bu.
Ortaya çıkan materyal, bütün bu kopan patırtırdan bağımsız bir biçimde sinemaysa, mesele bitmiştir.
Vay efendim "yabancılar gömüyor, yerliler övüyor"...
Emin olun şu hararetli gündemde kimsenin böyle hesaplar yapabileceğine inanmıyorum.
Hepi topu 3 saat süren bir film.
İzledik, beğendik, geçtik.
Nolan'a saldırmanın trend olduğu şu günlerde, ezelinden beri kanımın ısınmadığı bir adamın üretiminin nalına mıhına boş boş çakmayı ben de isterdim ama...
Olmayınca olmuyor işte!
#Odyssey
Sarsıcı bir trajedi,
Şiir gibi akan bir sinema dili…
İşte bu yüzden seviyorum sinemayı.
‘The rest is silence’
Bazı anlar zihnimizdeki o küçük kamerada sonsuza dek kalır. Bazı insanlarda öyle.
Seni, kafamdaki küçük kameraya çoktan kaydettim bile.
Hamnet.
Unpopular opinion, but I really like Paul Mescal in those quietly devastating roles, and if he decided to only do things that break my heart for the rest of his career, I’d be all in. NORMAL PEOPLE, AFTERSUN, ALL OF US STRANGERS,HAMNET,THE HISTORY OF SOUND… that’s an insane run.
Boomerlaşma pahasına, konuyla ilgili bir şey demek istiyorum: Lütfen filmleri böyle izlemeyin.
Anlıyorum, filmler ve yorumlar her taraftan üstümüze yağıyor, kaçınmak zor ama "reaktif izleme deneyiminin" esiri olmayın. Atılan tweetler, girilen entry'ler, Letterboxd'daki puanlar, +