meryem,
değil miydi ki senin bir fısıltın içimdeki binbir çığlığı bastıran? göm sesini şimdi göğsümdeki oyuğa, uyut tüm şeytanları. bir mum yak burada, devleştir gölgesini duvarlarımda o çok çirkin canavarın.
meryem,
şimdi senin sımsıkı kapattığın dudaklarının ardında bin çığlık ve binbir öfke çatık kaşlarının arasındaki çizgilerde. göğsünde bini binle çarptığın bir sevda. adıdır kıyamet. sök onu al etinden. adına paçavra de. hüznünü göğe sal, bağışla kendini içinde.
meryem, yüreğimi ellerimin arasında tutacağım göğsümün içerisinde sımsıkı
ve sen kırdıkça çatlayacağım göğsümün duvarları arasında. saçılacağım öyle dört bir yana, tane tane ve dahası çoğalarak.
Sen, sana kaç kez inandığımı bilmiyorsun. Kaç kez hayal kırıklığına uğrattığını da. Sen, seni kaç kez affettiğimi bilmiyorsun. Kaç kez beni yerle bir ettiğini de. Sen bana kaç kez söz verdiğini bilmiyorsun. Kaç kez sözünü harcadığını da. Sen kaç kez yalnız bıraktığını bilmiyorsun. Kaç kez nefessiz kaldığımı da. Sen benim kaç kez kendimle savaş verdiğimi bilmiyorsun. Kaç kez sevdiğime pişman ettiğini de. Sen hiç bir şey bilmiyorsun.