Bilmek başka,
Bildiğini görmek başka.
Görmek başka,
Gördüğünü hissetmek başka.
Hissetmek başka,
Hissettiğini kabul etmek başka.
Kabul etmek başka,
Kabul ettiğini yaşamak bambaşka...
Uyuyorum,
Uyutuluyorum,
Bu ara gece gündüz çok uyutuluyorum.
Öyle sıkıldım ki
Sıkılmaktan da sıkıldım.
Dertlenemiyorum
Dertlenme sürem 3 sn
Şikayet etme sürem 3 sn
Bekleyemem deyip deyip
Sanki hayatı yaşamayı bekliyorum.
Beklemek ruhuma işlemiş
Hep birşey bekliyorum.
Beklemeyi kendime iş edinmişim
Beklemeden duramıyorum sanki.
Kendimi güvenli mod'a almış gibiyim
Güvende miyim? Bence değilim.
Ama bu dünyaya yaşamaya değilde beklemeye gelmiş gibi hissediyorum.
Yaşadığımı hissedemiyorum.
Ruhsuz bir teknolojik ürünmüşüm gibi hissediyorum.
Ruhum çalınmış da hislerim ezbere duygular yaşıyormuş gibi hissediyorum.
Dua ederken kalbime inen huzuru kim açıklayabilir?
Bişeyleri reddederken ruhumuzun kabul ettiklerini ne yapayım?
Herşeyi sorgulayan ben ruhumun sorgusunda neden bileklerimde ki kelepçeleri çıkarmamak için direniyorum?
Zincirlerimin ağırlığından yakınırken neden hiç olmaması gerektiginden bahsetmiyorum.
Ey öğrendiğini sandığın aklım umarım hafıza kaybına uğrarsın ve yanlış bildiğin herşeyi sonsuza dek unutursun..
Perdenin ardında saklanan yüzüm değil, henüz uyanmamış hakikatim..
Beni örten tül değil dünyayla arama çektiğim sessizlik..
Gözlerim kapalı değil, görünmeyene çevrili〽️
Yüzümü örttüm, çünkü hakikat çıplak gözle görülmez✨
Başımda taç sandığınız şey,
ruhumun taşıdığı yaralardır.
Çünkü ruh,
en derin yarasından taçlanır.
Ben, kanatan tacımı taktım.
Kendim için değil,
sizin için üzülüyorum.
Peki siz,
kendi tacınızı taşımaya hazır mısınız?
Sistem, ruhumuzu satıyormuşuz gibi gösterse de asıl yaptığı, her şey yolundaymış yanılsamasıyla ruhumuzu emmektir.
Özgür irade, özgür ruh ve özgürlük adı altında; esaret duvarları arasında, zincirlenmiş hâlde bir hayal âleminde bekletiliyoruz.
Işık göze gösterir; hakikat kalple, karanlıkta görülür. Onun ışığa ihtiyacı yoktur.
“Ruhani bir varlıkla oynama ve onun adını kötü niyetle anma. Taşıdığı yükü ve atalarının bulunduğu ruhsal düzlemden onu koruyan güçleri bilmiyorsun.
Sözlerle yaralamak ya da nefret ekmek, en karanlık dönemin kapısını açmaktır.
Işık ve hakikatle konuşan birine dokunmak, merhamet etmeyecek lanetleri uyandırmaktır.
Onun aurası güçlüdür, kudreti unutulmaz. Seni diri diri gömebilir ve açtığın yaranın bedelini sana ödettirebilir.
Bu yüzden sözlerine ve oyununa dikkat et; çünkü bunu yaptığında ateşle oynuyor olacaksın.
Sakın oynama…”
<< Tamam>>