#İBBDavası'nda 64.Gün
Hakim, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yapmış saydı.
TİP Milletvekili Sera Kadıgil duruşmada isyan etti: "Bu yargılama mı şimdi? Bu bir müsamere!"
TİP Milletvekili Sera Kadıgil (@serakadigil):
"İmamoğlu davasında şu anda Sivri'de yaşanan şey, sıkı yönetim mahkemelerinde, DGM'lerde, hiçbir toplumsal davada görmediğimiz bir şey yaşatıyorlar.
143 suçtan yargılanan, 500-400 küsur sanıkla birlikte yargılanan bir insana diyorlar ki: "Sen savunmanı ya 5-6 saatte yaparsın ya ben seni savunma yapmadı sayacağım."
Ve mahkeme bunu yaparken alenen "hilafi hakikat", "yalan" diyemeyeceğim manipülasyona başvuruyor.
İmamoğlu buraya ilk geldiğinde de buradaydık.
İlk geldiği gün ne dedi bu adam? "İlk ben savunma yapmak istiyorum," dedi.
Bu hakim ne dedi? "Hayır, sen yapamazsın, sen son yapacaksın," dedi.
4 aydır burada mahkeme yapıyor. 4 ayın sonunda diyor ki davanın asli sanığı olarak görülen İBB başkanına: "Ya 5 saat konuşursun ya bir gidersin."
Bakın, bu yapılan şeyin adı hukuk falan değil.
Hukukta yeri yok.
Savunma hakkı asla kısıtlanamaz.
Ve buna hiç kimsenin itiraz etmemesini bekleyen bir hakim diyemiyorum; kürsüye oturttukları bir kişi var şu anda.
Yaptığı bütün işlemler hukuka aykırı.
Tutanakları artık hukuka aykırı. İmamoğlu'nun bir sözünü alıp ki başında da söylediği siyasi bir söylemi alıp, "susma hakkını kullandığını tespit ettim" diye zapta geçirip sonra da "savunma yapmaktan kaçıyorsun galiba" diye bir beyanda bulunan bir hakimle karşı karşıyayız.
Ben de içeride özetle buna tepki gösterdim. Göstermemek de elde değil.
Emin olun, yani orada oturan bütün aileler, bütün avukatların da içinden geçen bu ama insanlar aylardır sevdiklerini şurada uzaktan, 100 metre aradan, bir dakika olsun görebilmek için buraya gelip gittikleri için ve salondan atılmak istemedikleri için ağızlarını açıp söyleyemiyorlar.
Söylediğimiz şey çok açık.
Arkasındayım sonuna kadar da söylediğim şeyin.
Çünkü bu yapılan şey bir yargılama değil. Bunun adı müsameredir.
Geldiğimiz noktada siz böyle bir insana "Sen ya 5 saatte savunmanı yaparsın ya ben seni susma hakkı kullandı sayarım, havuz medyasına manşet ederim"e getirirseniz lafı, bunun adı artık bir yargılama olmaz."
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
@songurulus Türkiye cumhuriyeti mahkemeleri kumpas demiş ve nihai karar vermiş. Bunu neden görmezden geliyorsunuz? İşin bu tarafıda var neden diyemiyorsunuz? Helvacı ayıboğan ebru gerçekleri var. neden görmemek bunca çaba?