Messi olayı iki haftadır tüm hayat algımı duygusal olarak değiştirdi. Duygusal olarak diyorum, çünkü mantıklı olarak zaten insanlar psikoloji kitaplarında okuduğumuz gibi, yanılgı içinde davrandılar. Ama buna gerçekten bu kadar tanık olmak duygusal olarak beni çok etkiledi.
*
Ömür boyu çoğunluğun her konuda kazanan tarafı seçmesini eleştirdim. Fakat, çoğunluğun kaybeden tarafta olması felaketmiş. İnsanlar bunu kaldıramadılar. Kabus gibi iftiralar, yapay zeka paylaşımlar, sürekli birbirlerini kandırmalar. Çoğunluğun güçlüden yana olması iyi bir şeymiş.
*
Başarıya bakışım değişti. Hep "rekabeti anlamsız hale getirin" mottosunu hatırlatırım. Geçmek önemli değildir, benzersiz olmak önemlidir. Ama Messi'nin başarısının kaybeden tarafa ne yaptığını gördüm. İnsanları öfkeden sürekli sizinle ilgili yalanlar ve iftiralar uydurmak zorunda bırakmıyorsanız; yeterince başarılı değilsinizdir. Hayatımın kalanında hakkında iftira, acımasız eleştiri bulunmayan kişinin başarılı olduğunu düşünmeyeceğim.
*
Ortada muazzam kariyer. Oynadığı pozisyona göre gol atması bile beklenmemesine rağmen gelmiş geçmiş en büyük golcü. En yakın rakibinin iki katı asist. Gelmiş geçmiş en fazla ceza sahası dışından gol. En fazla kupa, en fazla frikik vs. tüm listelerde zirvede ya da zirveye gidiyor. Bir ömür kendini yere bile atmıyor. Buna rağmen sonsuz yalan istatistikler üzerinden eleştiriliyor. İnanılmaz bir şey.
*
20 yıl önce sosyal medya doğduğunda topluma bakışım değişmişti. Herkesi kültürlü, herkesi entelektüel zannederken birden bire pek çok kişinin bağlaç yazmayı bile bilmediğini, spam maillere kandığını, profil resmini falanca yapmazsa hesabının kapanacağına inandığını, bilimsel bir konuyu komplo teorisi zannettiğini görüp hayal kırıklığına uğramıştım. İki haftadır bunun daha beteri oldu. Nice okumuş, yazmış önemli kişinin troll haberlere kandığını gördüm. Çok moralim bozuldu.
*
Messi'nin yaptıklarını yapmak için insanı insan yapan prefrontal korteksi az kullanmak gerekiyor. "Otistik" falan diye tarif etmeye çalışıyorlar ya, işte o otomatik sistem. İşte otomatik sistemi sezgisel boyuta getiren bir kişi "art niyetli" olamıyor. Yapamaz, prefrontal korteks aynı zamanda art niyet bölgesidir. Messi bu bölgeyi kullanan biri olsa zaten bu kadar büyük futbolcu olamazdı. Messi'ye çok gelişmiş bir algoritma gözüyle bakmak gerekir.
*
Yıllardır hep aynı konuları anlatıyorum. Mühendislik, verimlilik, sistem, akış, termodinamiğin ikinci yasası, entropi, sezgi, otomatik sistem... Hep bazı kişileri örnek veririm. Da Vinci, Tesla, Steve Jobs vs. Messi de tam olarak bu anlattıklarıma uyan muazzam biri. Yatırımı otomatik sisteme yaptığı için yaşlandıkça verimliliği artıyor. Kasları zayıflasa da muazzam oynuyor. Messi, bunları yapıp başarısız olsa yine de daima örnek verdiğim bir futbolcu olurdu. Ama adam gelmiş geçmiş en büyük futbolcu.
*
Nietzsche "iyi savaş her davayı kutsallaştırır" der. Anlıyorum. Sosyal Psikoloji, grup, sürü vs. İki taraf olduğunda ikisi birbirini şeytan gibi görür. Ama 20 yıldır bu adamın mucizelerine hiç mi tanık olmadınız. Bazı nesiller Dünya Savaşı gördü, bazıları aya gidilişine tanık oldu. Biz de internet, sosyal medya, yapay zeka, robotlar ve Messi çağındayız. Gelecekte, bugün yüz milyon takipçisi olan kişiler unutulduğunda "Messi oynarken ben ne yapıyordum" diyeceksiniz.
*
"Facebook'ta bir kitle var, her duyduğuna inanıyor" diye diye herkes Facebook'u terk etti. Ama 15 yıl sonra inanmalarına gülüp geçtiğiniz konuları alıp Twitter'a getirdiler. Şimdi ciddi ciddi inanıyorsunuz. Ey Twitter'ın bir zamanlar sivri zekalı, eleştirel bakışlı, mizah yönü olan, araştırdığını bulan, her duyduğuna inanmayan akıllı kitlesi; yaşınız ilerledikçe Facebook dayılarına dönd��nüz. Aynı seviyede saçmalıklara inanıyorsunuz.
*
Eğer çok yakın rekabet, çok küçük farklar olsa vallahi -bu sitede bana yemin ettirdiniz- anlayacağım. Diyeceğim ki, filtre balonu yüzünden kafaları karıştı, önüne düşen içeriklerden, saçmalıklardan, sahte istatistiklerden ve yapay zeka videolardan etkilendiler. Ama bir tarafta Messi var, diğer tarafta tam tersi. Son 5 yılın istatistiklerine bakın, maç maç puanlara bakın, en iyi sezonlara bakın, maç içindeki pozisyonlara bakın, tüm gollerin pozisyonlarının nereden başladığına bakın, kimin saha içinde görevinin ne olduğuna bakın, gündeme gelmeyen istatistiklere bakın. Ne ile neyi kıyasladığınızı görün.
*
Sadece bilim konuştuğum bir hesaba 5 yılda milyonlarca like gelmiş, internette 50 kişi sayıp sövmüştü. Bu hesabın ne günahı vardı diye düşünmüştüm. Messi olayından sonra anladım ki, bir şeyleri yanlış yaptığım için değil doğru yaptığım için bunlar olmuş. Çünkü her şeyi doğru da yapsan değil, zaten her şeyi doğru yapınca bunlar oluyor. Oscar Wilde der ki; "İnsanın bıraktığı her tesir bir düşman yaratır, sevilmek için sıradan biri olmak gerekir."
*
Stephen Curry en sevdiğim basketçi, ama muazzam bir rekabet yaşadığı Lebron James daha iyi bir oyuncu. Messi en sevdiğim futbolcu ama gelmiş geçmiş en büyük futbolcu. Ben aradaki farkı ayırt edebilirim. En sevdiğiniz futbolcu başkası olabilir, ama GOAT Messi'dir. Başka birinin GOAT olduğunu düşünebilirsiniz, yine de GOAT Messi'dir.
*
İnsan beyni birey iken farklı, bir grup içindeyken farklı yargılara varır. Bunu bilimsel olarak biliyoruz. Futbol gibi basit bir konuda akışa düşen kasıtlı trol grubu tarafından üretilmiş içerikler bu kadar kolay kafanızı karıştırabiliyorsa, hem de bu kadar net konuda birden bire kendinizi gelmiş geçmiş en iyi futbolcunun kollandığını zannetmenize yol açıyorsa; önemli konularda şansınızın yaver gitmesini dilerim. Sevgiler.
Ölmüş birini özlemek, hayatta kalmanın en ağır yan etkisidir. Zamanla her şey bir şekilde düzelir, unutulur, yerini başka şeyler alır. Ama o gelmez. Ne bir ses gelir, ne bir nefes. Geriye sadece koca bir sessizlik ve insanın içine çöken onarılmaz bir boşluk kalır 🥀
The Arrival of Aragorn, Gimli and Legolas to Pelennor Fields with the frontmost black ship unfurled the standard of Elendil bearing the white tree of Gondor and the seven stars and crown of Elendil— the symbols of the ancient high-kingdom of Arnor.
Art by LUCA MICHELUCCI