Bak aslanım senin ağa babaların benim karşımda duramazken birazcık kendine gel.
Psikolojik danışmanlar benim için Zemzem kuyusudur.
Öğretmenler benim için Zemzem kuyusudur. Çünkü ikisi de benim mesleğim.
Haddini bilmeyip onlara laf atanın önce ağzını yıkaması gerekiyor.
Sınıfçıların sesiyim derken bile ticaret peşinde koşuyorsun sınıf öğretmenlerini istismar ediyorsun.
Yarın itibarıyla bir mesleğe karşı bu hakaretlerin nedeniyle seni Teftiş Kurulu Başkanlığına ve savcılığa vereceğiz.
Evet senin Sendikanın kurucularına fetö'cü dedim şikayet ettiler hepsinden Beraat ettim, fetö'cü değiliz demediler gizli bilgilerimize nereden ulaştı dediler sen git önce Hür Sendikanın kurucularının fetö'cü olup olmadığına bak.
Ben psikolojik danışmanların Onursal Genel Başkanıyım aynı zamanda Eğitim Gücü Sen genel başkanıyım. Sendikana zarar veriyorsun dediğin Sendikanın kurucusu benim bu kadar bilincini kaybetmişsin.
Bu saatten sonra Haddini bileceksin sınıf öğretmenlerini istismarı bırakacaksın sınıf öğretmenleri üzerinden para kazanmayı bırakıp git sınıfında öğrencilerine adam gibi eğitim ver.
Öğretmenleri de psikolojik danışmanları da yalnız bırakmayız senin gibi üzerlerinden ticari kazanç sağlayan istismarcıların da hesabını görürüz.
Adamın biri meşhur olmaya çalışıyormuş, bir türlü becerememiş. Sonra aklına bir fikir gelmiş; gitmiş Zemzem Kuyusu’na işemeye başlamış. Bunu gören halk adamı döve döve öldürmüş, bir tepeye gömmüş. Sonrasında ahali o tepenin kenarından geçerken adamın mezarını gösterip “Zemzem Kuyusu’na işeyen adam.” demeye başlamış. Meşhur olmak için iyi şeyler yapmaya gerek yok kötü şeyler de yaptığında meşhur olursun. Bunlar gibi….
Bu Hür-Senciler de Manisa’daki olay üzerinden öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara saldırarak bugün meşhur oldu. Ama nasıl oldu? Öğretmenleri kötüleyerek, pisleyerek oldu.
Artık gelip geçen öğretmenler ve psikolojik danışmanlar da o sendikayı “Öğretmenlere saldıran, psikolojik danışmanlara hakaret eden sendika.” diye gösterecek.
O kadar psikolojik danışmanlara laf atın, sonra da “Biz okula gittik, ilgilendik.” deyin. Ben ilgilenmediniz demiyorum. “Basın açıklamasında neden yoktunuz?” diyorum. Pislemişler, şimdi de üzerine tüy dikmeye çalışıyorlar.
Evet, Eğitim Gücü Sen psikolojik danışmanların sendikasıdır. Öğretmenlerin sendikasıdır.
Nasıl ki önlük üzerinden öğretmenlere laf atıldığında cesurca yürüdüysem, psikolojik danışmanları da yıllardır cesurca savunan benim ve Eğitim Gücü Sen’dir. Savunmaya da devam edecektir.
Öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara laf atanlar önce ağızlarını yıkayacak!
500 öğrenciye bir psikolojik danışman mı olur? Kime yetişecek bu kişi?
Bakanlığa “250 ve katları” dedik. “25 yıl öncesinin normu artık geçerli değil.” dedik. Gençlerimiz, çocuklarımız artık internetten sanal dünyaya, sosyal ilişkilerin zayıflamasından çok farklı risk alanlarına kadar bambaşka ve çok daha tehlikeli bir dünyaya açılıyor.
Öğretmen sınıf rehberliğini yapmadan, sınıf risk haritasını çıkarmadan rehberlik hizmeti mi yürür?
Ama görüyorsunuz; bir sendikanın üst yöneticisi bütün bunların üzerinden öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara iğrenç ağzıyla laf atma cesaretini buluyor.
72’lik otomatik av tüfeğini yüzlerce metre elinde sallayarak giderken bir kişi bile ihbar etmiyor. Dönüşte bir kişi önünü çevirmemiş.
Sonra sendikacılık kisvesiyle bir meczup çıkmış, öğretmenlerle psikolojik danışmanları suçluyor.
Destur!
Daha dün “Okullarda PDR eksikliği ciddi bir sorun” denilirken bugün yaşanan her olumsuzluğun faturası psikolojik danışmanlara kesilmeye çalışılıyor.
Psikolojik danışmanı okulun güvenlik görevlisi, disiplin kurulu ya da her olayın tek sorumlusu gibi görmek; rehberlik hizmetinin ne olduğunu anlamamaktır.
Bir öğrencinin risk altında olduğunu fark etmek elbette önemlidir. Ancak riskleri fark etmek ile tüm sorumluluğu tek bir meslek grubunun üzerine bırakmak aynı şey değildir.
Çocukların güvenliği için PDR’yi hedef göstermek değil, PDR hizmetlerini güçlendirmek gerekir.
Her okula psikolojik danışman, güçlü bir rehberlik sistemi ve kurumlar arası etkili iş birliği istiyoruz.
Suçlu aramak kolay, çözüm üretmek sorumluluktur.
@turkpdrdernegi@turkpdrtopluluk@mengindeniz
Okullarda akran zorbalığı, bağımlılık ve psikososyal destek ihtiyacı artarken PDR hizmetlerine erişim ertelenemez. Her öğrencinin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinden yararlanabilmesi için norm güncellenmelidir!
@tcmeb@Yusuf_Tekin@turkpdrdernegi#PDRNormuGecikmemeli
okulda pdrci yokmus sanirim öyle bir sey gördüm... pdrci olmamasini birak her okulda 3-5 tane olmali artik böyle bir dönemde. derse giren ögretmenler bir yere kadar ilgilenebilir. pdrciler düzenli olarak bu cocuklari takip etmeli, konusmali, ne gerekiyorsa yapmali. #saldırı
Sınıf öğretmenliği, özel eğitim, PDR ve okul öncesi gibi branşlar normal öğretmen atamalarından bağımsız şekilde atanmalıdır ve okullar açılmadan görevlerinin başında olmalıdır. Daha önceki senelerde tek yılda 7.878 sınıf öğretmeni (2023 yılı), 7.503 (2022 yılı) okul öncesi öğretmeni alındı. Yakın zamanda yüksek PDR ve Özel Eğitim ataması da olabilir. Ancak bu yüksek alımların sebebi bakanlığın planlama hatasından kaynaklanmaktadır. Yüksek alan branşlar az olan öğretmen atamasını branşlar için daha da az hâle getirmektedir. Bu işte bir standart oluşturulmalıdır. Örnek vermem gerekirse ülkede 5 yılda 100.000 öğretmen atanacaksa ve 20.000 sınıf öğretmeni, 10.000 özel eğitim öğretmeni, 10.000 PDR, 10.000 Okul Öncesi öğretmeni alınacaksa 5 yıla eşit bölüştürülüp 1 Eylül'de görevlerinin başında olacak şekilde yetiştirilmelidir. Çünkü bu öğretmenler olmadığında sınıf tamamen öğretmensiz kalmaktadır. PDR durumu biraz daha farklı. Ben bakanlık yerinde olsam Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı + İçişleri Bakanlığı ile bir olurum ve PDR atamasını öğretmen atamalarına dahil etmem. Türkiye'de ne kadar ihtiyaç varsa belirler ve yıllara yayarak öğretmen ataması bütçesine dahil etmeden alırım. Çünkü PDR bir okulda derse giren öğretmenden ziyade önleyiciliğiyle ön plana çıkan bir birim. Zamanında her okulda yeterli seviyede ve yetkide rehberlik olsaydı bu sene 30.000 tane bahçe görevlisi almaya da gerek kalmazdı.
BDT Bir Farkındalık Eğitimi Değil, Bir Psikoterapi Yaklaşımıdır
Ankara İl MEM tarafından öğretmenlere duyurulan bir eğitim programında, “Temel Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Eğitimi”nin tüm branş öğretmenlerinin katılımına açıldığı, devamında ise rehber öğretmenlere/psikolojik danışmanlara yönelik “BDT Bireysel Danışmanlık İhtisas Eğitimi” planlandığı görülmektedir.
Bilişsel Davranışçı Terapi yalnızca duygu, düşünce ve davranış arasındaki ilişki konusunda farkındalık kazandıran bir eğitim değildir. BDT değerlendirme, vaka kavramsallaştırması ve psikolojik müdahale süreçlerini içeren, bilimsel temelli bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu nedenle BDT’nin mesleki uygulamasına yönelik eğitimlerin, psikolojik yardım ve ruh sağlığı alanında gerekli temel akademik ve mesleki formasyona sahip kişiler için yapılandırılması gerekir.
Bu çerçevede, psikolojik yardım alanında temel mesleki formasyonu bulunmayan tüm branş öğretmenlerine “Temel BDT Eğitimi” adı altında psikoterapi eğitimi niteliği veya izlenimi taşıyan bir program sunulmasını mesleki yeterlik ve etik sınırlar açısından doğru bulmuyoruz.
Buna karşılık, okullarda psikolojik danışma hizmetlerini yürüten rehber öğretmen/psikolojik danışmanların BDT konusunda bilimsel ve yapılandırılmış bir eğitim almalarını önemli ve yerinde buluyoruz.
Diğer taraftan tüm branş öğretmenlerine hangi BDT uzmanının eğitim vermeyi kabul ettiğini de merak ediyoruz. Çünkü eğitimi veren uzmanların da eğitimin kimlere, hangi amaçla ve hangi yeterlik sınırları içerisinde verildiğini gözetme konusunda mesleki ve etik sorumluluğu bulunmaktadır.
Duyurudaki bir diğer önemli husus ise belgelendirmeye ilişkindir. Metinde eğitim sonunda talep eden “katılımcıların” “BDT e-Devlet sertifikası” ve “uluslararası CBT sertifikası” alabileceği belirtilmekte ancak bu sertifikaların yalnızca rehber öğretmen/psikolojik danışmanlara mı, yoksa Temel BDT Eğitimine katılan tüm branş öğretmenlerine mi verileceği açık biçimde ifade edilmemektedir. Bu belirsizliğin giderilmesi ve söz konusu belgelerin hangi eğitimi, hangi yetkinliği ve hangi uygulama sınırını temsil ettiğinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Öğretmenlerin öğrencilerin psikolojik iyi oluşunu desteklemeye yönelik bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi elbette önemlidir ve desteklenmelidir. Ancak bunun yolu öğretmenlere psikoterapi eğitimi vermek değildir. Öğretmenlere çocuk ve ergen ruh sağlığı okuryazarlığı, gelişimsel özellikler, psikolojik risk belirtilerini fark etme, destekleyici öğretmen-öğrenci iletişimi, duygu düzenlemeyi destekleyen sınıf uygulamaları, kriz durumlarında doğru yaklaşım ve öğrenciyi psikolojik danışma hizmetlerine yönlendirme konularında eğitimler verilmesi hem öğretmenin mesleki rolüyle hem de öğrencilerin yararıyla daha uyumludur.
Öğretmenin görevi psikoterapi uygulamak değil öğrenciyi anlamak, desteklemek, riskleri fark etmek ve gerektiğinde psikolojik danışmana yönlendirmektir. Meslekler arası iş birliğini güçlendirmenin yolu mesleki sınırları belirsizleştirmekten değil, her meslek grubunun kendi yetkinlik alanını güçlendirmekten geçmektedir.
Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmenlere duyurulan söz konusu programın içeriğinin, öğrenme hedeflerinin, eğiticilerinin, sertifikasyon koşullarının, sertifikaların kimlere verileceğinin ve hangi mesleki yeterliği ifade ettiğinin açık biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını gerekli görüyoruz.
Çocukların ve gençlerin ruh sağlığı söz konusu olduğunda bilimsel standartların, mesleki yeterliğin ve etik sınırların korunması; eğitimi planlayanların, duyuranların ve uygulayanların ortak mesleki sorumluluğudur.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@meb_sgb@Murat4Kucukali
Çok önceden günü ve saati belli olan tag etkinliğimizi bilip aynı gün ve saate ags50binöğretmen tagı planlayıp sonrada twitlermizi spamlamak:( birbirimizin üzerine basarak bunu yapamayz aynı gün olmasaydı alıma en çok destek verecek grup da PDRydi Öğretmen öğretmenin yanındadır🌼
Sayın Bakanım,
Millî Eğitim Bakanlığımızın öğrencilerimizin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini bütüncül biçimde desteklemeye yönelik kıymetli çalışmaları ve sahadaki ihtiyaca ilişkin ortaya koyduğu yaklaşım, psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesinin ortak bir gereklilik olarak görüldüğünü göstermektedir.
Bu doğrultuda, psikolojik danışman/rehber öğretmen norm kadro düzenlemesinin ivedilikle hayata geçirilmesinin, Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmaların sahadaki karşılığını güçlendireceğine inanıyoruz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
#PDRNormuŞimdi
Öğrenci kişilik hizmetleri birçok anlamda öğretim ve yönetim boyutunun en önemli tamamlayıcı öğesidir. Okullarda öğrencilerin bütünsel gelişimi için norm düzenlemesi artık zorunluluktur. #PDRNormuŞimdi@Yusuf__Tekin@mebpgm
Anayasal eğitim hakkı ve fırsat eşitliği, psikolojik danışmana erişimde de sağlanmalı. Yaklaşık 25 bin okulda PDR hizmeti yoksa eşitlik nerede? #PDRNormuŞimdi
TIMSS 2023 verilerine göre öğrencilerin %26’sı alay edilme veya lakap takılma, %25’i hakkında yalan söylenmesi deneyimini bildirmiştir. Bağımlılık, şiddet, zorbalık, aile içi problemler her geçen gün artmaktadır. PDR Normu HEMEN güncellenmelidir!
@turkpdrdernegi#PDRNormuŞimdi
Bir öğrencinin psikolojik danışmana ihtiyaç duyduğu an ertelenemez.
Bugün okullarda karşı karşıya olduğumuz psikososyal riskler, psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin daha güçlü bir norm yapısıyla desteklenmesini zorunlu kılıyor.
İhtiyaç belli, çözüm belli.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@mengindeniz@turkpdrtopluluk@bartubss
#PDRNormuŞimdi