Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
3 Mart 2023 günü, aralarında tanıdıklarımın, arkadaşlarımın olduğu büyük bir kalabalığın tepkisiyle karşılaştım. Dokuz yüzün üzerinde hakaret ve tehdit mesajı aldım. 2 yaşındaki çocuklarıma bile küfürler edildiğini gördüm. Öyle ki, 4 mart günü dışarıya çıkarken eşim tedirgin olduğunu söyledi bana. Üniversitede insanlar selam vermeden yanımdan geçmeye başladı. Mazimiz olan insanlar tweetlerinde, yayınlarında bana pasif agresif bir tavırla laf atmaktan çekinmedi.
Bu insanların hepsi seçimin kazanıldığını ve Kılıçdaroğlu’nun hem mükemmel bir insan hem de mükemmel bir aday olduğunu düşünüyordu.
Ben muhalefetin birarada olması fikrini hep savundum ve bunu seçimi kazanmak için elzem gördüm. Lakin Altılı Masa ile Kılıçdaroğlu’nun bu muhalefet birlikteliği fikrini istismar ettiğini, hatalı bir muhalefet mimarisi inşa ettiğini, kendi adaylığı için insanlara ucuz bir tiyatro izlettiğini düşündüm. Bütün gücümle bunu hem yazılarımda hem de yayınlarımda anlatmaya çalıştım. 74 siyaset bilimi akademisyeni tarafından imzalanan “Altılı Masa’ya Sorular” bildirisini sevgili Berk Esen ve Tuğba Bozçağa ile birlikte organiza ederek yayınladık.
Bir yanda da Kılıçdaroğlu adaylık sektörü, medyaya, araştırma şirketlerine, PR ajanslarına para yağdırıyor, parti içi aktörlere sözler ve koltuklar vaat ederek disiplini sağlıyor, masadaki 4 partiye de vekil kontenjanı, veto hakkı ve kabinede 8 koltuk sözü vererek ilerliyordu.
2023 sonrasında dahi bu çirkinlikle, bu sinsi bu entrikacı siyasetle yüzleşilmedi. Üstü örtüldü, seçim mağlubiyetine ufak bir tatsızlık muamelesi yapıldı. Kurban keçileri bulundu, birçok insan “akp ajanı” olarak ifşa edildi ve boşluklar el çabukluğuyla doldurularak devam edildi.
Geldiğimiz noktada, bana 3 Mart günü hakaret eden insanlara, selam vermeyenlere, arkamdan konuşanlara karşı hiçbir kızgınlık ya da kırgınlık beslemiyorum. Onlar, Malmö maçında olağanüstü romantik bir maç çıkartan ve hırsından dolayı kendi kalesine uçan vole ile efsane bir gol atan Recep Çetin gibiler benim için. Kazanmak istiyorlardı ve büyük bir inançla hücum ettiler.
Ama bile bile, olacakları göre göre bu millete yalan söyleyen hiç kimseyi affetmiyorum. Benim için yanlış bir şeye inanmaktan daha büyük kusur gerçeğin ne olduğunun bilinmesine rağmen yanlış bir şeye inanmaktır. Kötülüğün tarifi tam olarak budur hatta.