moralim bozuk olduğu dönemlerde arayan arkadaşlarımın da moralini bozmamak için birkaç gün sonra kendimi toparladığımda dönüyorum. zarif, çökerken bile...
her şeyden biraz var; halkla ilişkiler var (genelde kötü), muhasebecilik var (söverek yapıyorum hep), planlama var (kan kusturuyo), dert dinleme var (kendi dertlerim yetmiyo), bebek bakıcılığı var (bebek değiller), terapi var (bana da lazım), araba tamiri var (en sevdiğim de bu)
Dünyada Çinlilerin olması bana güven veriyor. Ne bileyim ileride dünyayı istila etmeye dünya dışı varlıklar gelse, Çinliler hepsini bir şekilde yer gibi geliyor bana.
insan istediği şeyler konusunda yalvaran uman ümit besleyen değil tam olarak “arrogant” olması lazım. zaten benim diyeceksin.. tabi boktan ruhu olanlar için geçerli değil
kaç yaşında olursam olayım, moralim bozulduğunda içime kapanma ve insanlardan uzaklaşma huyumu aşamıyorum. sanki canım yandığında herkes biraz fazla geliyor bana. o anlarda tek istediğim şey, kimsenin olmadığı bir yerde kendi sesimi bile duymadan oturmak..