@lexhistoriae kanalından tanışıp düğünümde bana nedimelik yaptığı için @pektabii_ hanımefendiye çok teşekkür ederim.
(İlk buluşmamızın düğünümde olması dnjddjjd)
Turkcell’in depremden yıllar önce uyarılmasına rağmen harekete geçmediğini unutma.
Kızılay’ın çadır sattığını unutma.
Hatay’ın 3 gün kaderine terk edildiğini unutma.
Samandağ yıkık dökükken canlı yayında yıkım yok dediklerini unutma.
Enkaz altındaki insanlara sela dinlettiklerini unutma.
Deprem davalarının hala devam ettiğini, mağdurları bezdirene kadar davaları ertelediklerini unutma.
Kayıp insanları unutma.
kierkegaard’ın dediği gibi, güvenli bir limandan öğüt vermek kolaydır. seninle aynı fırtınalardan geçmemiş, aynı dalgalarla boğuşmamış, hayatı hep bir adım daha rahat akmış birinin sözleri öğüt değil, çoğu zaman gölgeden güneşi anlatmanın konforudur.
evde misafir varken belirli aralıklarla bos odaya gidip kendi kendime 3-5 dakika oturup tekrar iceri geciyorum yalnız kalmayı bu kadar sevmeseydim keske
Eğer din eğitiminde kocaya itaat anlatılmak yerine kavvam bir koca olmak ne demek anlatılmış olsa, hocalar genc kızlara kocaniza itaat edin cennete giresiniz demek yerine erkeklere; yuvanıza, eşinize sahip çıkın cennete girersiniz dense, başka kadınlara vereceğiniz ilgiyi sevgiyi karınıza verin ki yuvanız, hayatınız cennet olsun dense dindar erkekler bu kafayla büyüse o idealize edilen aile kavramı dindar insanlar arasında başlar, topluma ordan yayılırdı. Böylece milletin karısınin kızının kıyafetine bakmak yerine karısına odaklanan sarıklı cüppeliler görürdük mesela. El ele karısı ile gezen, etrafa kin, nefret, ötekileştirme değil sevgi ve nezaket yayan adamlar olurdu. Belki o zaman o başı açık (!) kadınlar benim de böyle evliliğim olsun diye imrenirlerdi. Belki o zaman kocasından görmediği sevgiyi dışarda aramamak için kendi benliğinden vaz geçmeye çalışan, onu da yarım yamalak beceremeyip hayatı zindan olan dindar kadınlar olmazdı. Belki o zaman erkekler tam erkek olurlardı. Belki o zaman kadınlar en çok İslam toplumunda eziliyor olmazdı. Belki kadının gerçekten kadın gibi yaşadığı, erkeklesmek zorunda olmadığı, narin, feminen kaldığı en nadide toplum olurdu İslam toplumu. Ortada itaat etmeye değer erkek var da isyan peşinde mi ki kadınlar?
Ev alınmayacak yerler sıralı tam liste:
- Oto yıkamacı yanı/üstü ve çevresi
- Otoyol kenarı ve altı :)
- Süpermarket üstü
- Düğün salonu yakını
- Okul cepheli
- Bir tane daha var, söylersem linçlenirim
Büyük bir marketteyiz. Çocuğun birisi feryat figan ağlıyor, yerlerde yuvarlanıyor. Muhtemelen bir oyuncağa takmış kafayı. Üç yaş sendromu. Klasik bir patlama anı yani. Yanında babası var. Yere çökmüş, çocuğun burnunu silip: "Oğlum güvendesin. Bana ne hissettiğini söyler misin? Öfke mi? Hayal kırıklığı mı? Anlat, birlikte çözelim" diyor.
Yahu çocuk zaten duygusunu tarif edemediği için ağlıyor! Edebilse anlatır zaten, siz de çözersiniz. O an çocuğun umurunda değil felsefi analizler, "öfke mi, kırılganlık mı?" tartışmaları falan…
Birisi kararlı bir şekilde "Bu oyuncağı almıyoruz!" diyecek. Veya gidip o oyuncağı alacak. Çocuk da rahatlayacak ve hayatına devam edecek. Ama yok! Hep bir müzakere ortamı, hep duygusal terapi seansları…
"Gentle parenting" markasıyla pazarlanan bu yeni endüstride, ebeveynlere sürekli bir yetersizlik hissi satılıyor. "Bir hata yaparsam çocuğum travma yaşar" kaygısı, seminerlerle, kitaplarla ve danışmanlık hizmetleriyle ticarete alet ediliyor.
Şunu unutmamak lazım: Bazı durumlarda çocuğun kulağına "güvendesin" diye fısıldayan bir dost yerine, "Bu kadar yeter, eve gidiyoruz!" diyen bir ebeveyn gerekir. Çünkü çocuklar sınırlar içinde özgürleşir. Her konuda tercih hakkı sunmak özgüven kazandırmaz.
Bir otorite figürü olmadan çocukların dünyasında güvenli alan falan da oluşmaz.
hatay için medeniyet şehri diyen arkadaşlarım tam olarak neresinde yaşıyor acaba? iki aydır tekrar memlekete döndüm, koca bi ilkellikle karşılaştım. bunun depremle de ilgisi yok. tamamen insanların davarlığı
Her gün yeni bir vergi icat edip vatandaştan fahiş vergi topluyorsan her yıl yaşanan afete de hazırlıklı olmak ZORUNDASIN. "Yok onun şu uçağı var, yok burada da bu yangın çıkmış" diye kıvırarak ülke korunmuyor. Dicle'nin kenarında kurdun kaptığı koyunun hesabını verin.