ne uyuyabiliyorum, ne uyanabiliyorum. uzun zaman oldu, çok uykusuzum.
uzun zaman oldu.
ne hissediyorum ne de hissedilebiliyorum.
zorluğum kendimden, uyksuzluğum da yastıktan olsa gerek.
ben artık direkt ve alenen anlatamıyorum ama şöyle özetleyebilirim; yıllarca kocaman bir yatağım, kat kat yastıklarım, bembeyaz nevresim takımım, üstünde yumuşacık battaniyelerim, pofuduk küçük kırlentlerim ve gömüleceğim bir konfor hayal ettim.
kaldıklarımla beraber boğuluyorum şimdi.
tüm merhametim, ansızın delirmelerim, sahip olduğumu bilmediğim tebessümlerim, korkularım ve paramparça kalbim.
tüm poyraza değildi yenilgim, o ufak esintiye kapılıp gidişlerim.
yaşattığımı sandıklarımla boğuluyorum.
@bytheaway her varoluş, her beden, her ruh bir kez düğümler boğazını. yutkunmaya, sindirmeye çalıştığı o lokma, muhakkak bir kez zehir olur. ve bu zehrin tohumu mevcudiyetini korur.
ne varlığım kaldı ne de yokluğum.
istediklerimin uçurumundayım şimdi.
hiç istemediklerimi düşler halde buldum kendimi.
adım atmaya da halbuki biri itmişti.
söylemleriniz ve eylemleriniz.
yaptıklarınız ve yapacaklarınız.
üstten görüşleriniz ve alttan alamayışlarınız.
bir siz, bir varlık.
yokluğun ta kendisisiniz.
ne kaldı?
her şey yarım.
sokak bile adımlarımla tamamlanmıyor üstelik.
bütün olmayı bekleyemem, ukde benim adım.
ne vardı?
her şey hatır.
gökyüzü bile gözlerimle yakınlaşmıyor üstelik.
var olmayı bekleyemem, yokluk benim adım.
gece üç.
geceyi de yazmayı da senden öğrendim.
okumayı, anlaşılmamayı ve dahi yalnızlığı da.
şimdi tüm şefkatimle bekliyorum seni, yığıl diye kucağıma.
yıllar yılı yaşattım içimdeki huzursuz çocuğu.
buradayım,
yaşamayı arzuluyorum, çocuk da biliyor.
kökünden sökülüp vazoya girmiş çiçek bile yaşamak istiyor şimdi.
tüm yaşam kapıları davetkar, beni çağırıyor.
bu kez yaşamayı seçiyorum.
gecenin bu vakitleri, sokakta bıçaklandım.
yerde yatıyorum, kimse yok.
kan gövdemi değil, zihnimi götürüyor.
hiç bıçaklandığımı düşünüyorum, sokak lambasından yanmışken.
nasıl bir his olduğunu sorgularken buluyorum kendimi, son nefeslerime sadıkken.
sağa sola bakıyorum, nazik bir yavaşlık.
özenle bilenmiş, ışıldayan bıçak parlıyor.
yerde yatıyorum, kimse yok.
kimse yok.
ben birilerini duyuyorum.
-kendimi bıçaklamışım.-
zaten kimse yok.
kan gövdemi değil, zihnimi götürüyor.
sağ da sol da bana bakıyor, sonsuz bir karanlık.