erkenden uyumaya başladım. gün içinde mecburi olmadıkça odadan çıkmıyorum. bomboş hissediyorum. tam anlamıyla bomboş. içimdeki cıvıl cıvıl sena’yı kaybediyormuşun gibi. ruhum soluyormuş ve ben ipin ucunu çoktan kaçırmışım gibi. hayat akıyor ve ben o akışta kendimi kaybediyorum.
ben neşemi hiç kaybetmezdim. çok zor zamanlardan da geçtim ama hep gülümsemenin bir yolunu bulurdum. son zamanlardaysa sadece nefes alıyorum gibi. konuşmaya, gülümsemeye, kimi zaman yemek yemeye takatim yokmuş gibi hissediyorum. ruhsuz şekilde dolaşıyorum etrafta, bitik şekilde.
kızının sevdiği adam ya. ne olursa olsun eleni'nin günden güne solduğunu görmüyor musun;? bu kızın yaşadığı kimlik karmaşasını ruhsal durumunu görmüyor musun? gözün düşmanlıktan başka bi şey görmez mi be adam biraz aileni anlamaya çalış. neyse sana fazla bile konuşmuyorum artık
doğru bu arada. eyüphan sustu affetti. iso gitmem dedi ona da bi şans verdi. sevcan sustu ona da şans verdi. bir tas çorba için yıllarca şirin'e göz yumdu. çünkü o da karşı gelmiyordu. oruç'un bu kadar dik durmasıyla tüm derdi.
hicranla zarife de gayet okey yaşıyorlar her şeyin sebepleri olmasına rağmen. hiçbirine kesmediği kadar cezayı bi oruç'a kesti. adamın kendini kurtarabildiği tek şeyi mesleğini aldı elinden zerre gözünü kırpmadı. canına kast etti o da umurunda değildir eminim.