Yarın, Sevr Antlaşması’nın 106. yıl dönümü 🇹🇷
10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr, Türk milletine dayatılan bir parçalanma ve teslimiyet projesiydi.
Milli Mücadele Sevr’i yırttı attı.
Lozan ise bağımsız ve egemen Türkiye’nin uluslararası tescili oldu.
Aradan 106 yıl geçti ama, Lozan’dan rahatsız olanlara bakınca, Sevr zihniyetinin bütünüyle tarihe karışmadığı görülüyor !
Bunlar görmeden imzaladıkları ihanet yasasını cansiperhane savunuyorlar. Akıllarını peynir ekmekle yemişler.
Bu büyük Necip Türk milletini tanımıyorlar🇹🇷
TÜRKİYE–SUUDİ ARABİSTAN–PAKİSTAN SAVUNMA ANLAŞMASI
1/ Türkiye–Suudi Arabistan–Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması, mevcut güvenlik ortamı dikkate alındığında sıradan bir askeri iş birliği anlaşması değildir.
2/ İran merkezli gerilim, Hürmüz ve Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, Husi tehdidi ve Suriye’de oluşan yeni düzen, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiğini göstermektedir.
3/ Resmî açıklamaya göre anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılmasını öngörmekte ve böylece üç ülke arasında açık bir kolektif savunma taahhüdü oluşturmaktadır.
4/ Bu hüküm Türkiye açısından son derece önemlidir. Suudi Arabistan veya Pakistan’a yönelik bir silahlı saldırının Türkiye bakımından hangi siyasi ve askeri yükümlülükleri doğuracağı, kolektif savunmanın coğrafi ve hukuki kapsamı ile uygulanma mekanizması açıklığa kavuşturulmalıdır.
5/ Türkiye’nin değişen bölgesel güvenlik ortamında güçlü ittifaklar ve savunma iş birlikleri geliştirmesi önemlidir. Ancak savunma iş birliği ile kolektif savunma taahhüdü aynı şey değildir. İkincisi, Türkiye’nin güvenlik yükümlülüklerini ve karşı karşıya kalabileceği riskleri doğrudan değiştirmektedir.
6/ Özellikle İran merkezli gerilimin, Husi saldırılarının ve bölgesel çatışma riskinin devam ettiği bir dönemde Türkiye’yi başka ülkelerin çatışmalarına dahil edebilecek böylesine önemli bir taahhüdün; hangi tehditleri kapsadığı, askeri yardımın niteliği ve karar mekanizmasının nasıl işleyeceği kamuoyuna ve TBMM’ye açık biçimde anlatılmalıdır.
7/ Milli güvenliği doğrudan ilgilendiren ve Türkiye’ye yeni bir kolektif savunma yükümlülüğü getiren böylesine stratejik bir düzenleme, içeriği ve sonuçları sonradan öğrenilecek sıradan bir dış politika başlığı olarak görülemez.
KARADENİZ’DE SALDIRILAR DEVAM EDİYOR ‼️
Türkiye bağlantılı Nadezhda isimli ticaret gemisi Karadeniz’de saldırıya uğradı.
Türk sahipli ve Türk mürettebatı olduğuna dair bilgileri “Otomatik Tanımlama Sistemi” üzerinden yaymasına rağmen, bu saldırının gerçekleştirilmesi ciddi bir tehdidi ortaya koymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerini koruyabilecek imkân ve kabiliyete sahiptir.
Bu irade ve kararlılık gerektiğinde sahada da açık şekilde gösterilmelidir.
Bu kapsamda;
🔻 Saldırıdan sorumlu devlet veya devletler nezdinde gerekli diplomatik girişimler en üst düzeyde ve gecikmeksizin başlatılmalı, kamuoyu düzenli ve şeffaf şekilde bilgilendirilmelidir.
🔻 Rusya Federasyonu ve Ukrayna ile ayrı ayrı olmak üzere, denizcilik makamları ile Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları arasında deniz emniyeti ve güvenliğine yönelik doğrudan iletişim, koordinasyon ve bilgi paylaşım mekanizmaları oluşturulmalıdır.
🔻 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, bölgedeki Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı gemileri yakından takip etmeli; özellikle mürettebatın karşılaşabileceği sorunlara süratle müdahale etmeli ve ailelerine gerekli desteği sağlamalıdır.
🔻 Son günlerde artış gösteren bu saldırı ve provokasyonlar karşısında, hava sahamıza yönelik (İHA sızmaları) ve ticaret gemilerimizin güvenliğine ilişkin tedbirler itidalli ancak kararlı bir anlayışla en üst seviyede sürdürülmelidir.
‼️ SAMİMİYET TESTİ
2024 yılında düzenlenen Kahramanlara Vefa Çalıştayı sonrasında, şehit aileleri ve gazilerimizin sorunlarının çözümü için hazırlanan kanun teklifleri “iki yıldır TBMM Millî Savunma Komisyonunda bekletiliyor”.
Bugün bu teklifler yeniden TBMM’ye sunuldu.
Ayrıca, şehit aileleri ve gazilerimizin sağlık hizmetlerine erişimini güçlendirecek, aynı zamanda “Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri olan askerî sağlık sisteminin yeniden tesis edilmesine yönelik kanun teklifi” de yeniden verildi.
Artık tüm siyasi partiler için bir samimiyet testi başlamıştır. Beklenen;
🔻Kendi kanun tekliflerini sunmaları veya
🔻Sunulan tekliflere yapıcı katkı sağlayarak TBMM tatile girmeden bu düzenlemelerin yasalaşmasını sağlamalarıdır.
Şimdi söz değil, icraat zamanı !
Şehit aileleri, gazilerimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleceği için herkes sorumluluğunu yerine getirmelidir.
KUVVET PLANLAMASININ ÖNEMİ !
ABD Donanması, 2012’de hizmete giren USS Fort Worth’u (LCS-3) yaklaşık 14 yıl sonra hizmet dışına çıkarıyor.
Böylece Kıyı Muharebe Gemisi (LCS) sınıfında çok sayıda gemi, planlanan yaklaşık 25 yıllık hizmet ömrüne ulaşamadan envanterden ayrılmış olacak.
LCS programı, değişen tehdit ortamı karşısında harekât konseptinin ve ihtiyaç tanımının isabetli yapılamamasının savunma projelerinde ne kadar büyük maliyetler doğurabileceğini gösteren önemli bir örnek oldu.
Savunma sanayisinde başarı yalnızca modern platform üretmek değildir.
Asıl başarı; geleceğin harekât ortamını doğru analiz etmek, konsepte dayalı ihtiyaç sistemini oluşturmak ve harekât ihtiyaçlarını doğru belirleyerek platformu buna göre geliştirmektir.
MİLGEM’in başarısının temelinde de bu anlayış yatıyor. 1990’lı yıllarda başlatılan uzun soluklu çalışmalar sonucunda, Türk Deniz Kuvvetleri’nin harekât ihtiyaçları esas alınarak geliştirilen MİLGEM; kademeli gelişim modeliyle bugün hem milli donanmanın omurgasını oluşturmuş hem de önemli bir ihracat başarısı elde etmiştir.
Savunma projelerinde doğru konsept ve doğru ihtiyaç analizi, çoğu zaman en ileri teknolojiden bile daha belirleyici olabilmektedir.
DİĞER DEVLETLER SÜREKLİ SISTEMLERINI YENILIYOR, BIZ YERIMIZDE SAYIYORUZ ‼️
🔻Birleşik Krallık’ta, Deniz Kuvvetleri ile Ulusal Sağlık Hizmeti arasında kurulan yeni ortaklık sayesinde;
⚕️Askerî sağlık personeli hem harekât ortamında hem de sivil acil sağlık hizmetlerinde görev yapabilecek şekilde yetiştiriliyor.
⚕️Barış döneminde; askeri sağlık personeli, sivil vakalarda görev alarak tecrübesini sürekli geliştiriyor; savaş ve kriz dönemlerinde ise bu birikim doğrudan silahlı kuvvetlerin harekât kabiliyetine katkı sağlıyor.
⚕️Büyük depremler, salgınlar ve diğer afetlerde askerî ve sivil sağlık kapasitesi tek bir sistem gibi çalışarak topluma daha hızlı ve etkin destek verebiliyor.
🚨Türkiye’nin de askerî sağlık sistemini yeniden tesis etmesi, asker hastaneleri ve askerî sağlık eğitim altyapısını yeniden güçlendirmesi; hem Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harekât etkinliği hem de ülkemizin afet ve krizlere hazırlığı açısından stratejik bir gerekliliktir.
TBMM KAPANMADAN KANUN MUTLAKA GEÇMELİ ‼️
🇹🇷 Türk milletinin toprak altındaki ulu kökleri Şehitlerimiz ve yaşayan anıtlar Gazilerimiz !
🇹🇷 24 aydır bekleyen kanun tekliflerimizin yarından itibaren gündeme alınması en büyük beklentimiz.
🇹🇷 Vatan size minnettar !
KONUŞMADIK !KAHRAMANLARIMIZIN YANINDA OLDUK 🇹🇷
◾️ Haziran 2024 - Kahramanlara Vefa Çalıştayı
◾️ Son 26 ayda 175 il ve ilçede 282 şehit ailesi ve gazi derneği ziyareti
(Butlan darbesi olmasa idi daha da artacaktı)
◾️ Artık muhakeme veya sağa sola cevap yetiştirme dönemi değil, “İCRA” safhası !
◾️TBMM çalışmalarına ara vermeden İVEDİLİKLE ve ÖNCELİKLE hayata geçirilmesi gereken, kanun teklifleri hazır düzenlemeler:
🔻 Er gazi ve er şehit aileleri için emsal maaş düzenlemesi,
🔻 Tüm Şehit yakınları ve Gazilerin özlük haklarının iyileştirilmesi,
🔻 İstihdam sorunlarının çözümü,
🔻 Sağlık hizmetlerindeki mağduriyetlerin giderilmesi,
🔻 Terörle mücadelede yaralanmasına rağmen gazi sayılmayanların haklarının teslim edilmesi.
◾️Daha kapsamlı düzenlemeleri içeren “ÇERÇEVE KANUN” ise EKİM ayında ele alınabilir.
KARADENİZ - MEŞRU MÜDAFAA HAKKI !
Karadeniz’de Türk bayraklı (Reyhan Sarı) ve Türkiye bağlantılı (Golden Leo) ticaret gemileri saldırıya uğradı.
Denizciler hayatını kaybetti / yaralandı, gemiler hasar gördü / battı.
Tekrar vurguluyorum;
🔻 Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı olmak üzere, denizcilik makamları ile Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları arasında deniz emniyeti ve güvenliğine yönelik koordinasyon ile bilgi paylaşımını sağlayacak doğrudan iletişim kanalları ve etkili mekanizmalar oluşturulmalıdır.
🔻 “Türk bayraklı” gemilere yapılan saldırılar “meşru müdafaa” kapsamında değerlendirilip, gerekli reaksiyonun gösterileceğine yönelik uyarılar muhataplara iletilmelidir.
Greece’s sustained militarization of the demilitarized Aegean islands represents a continuing violation of its obligations under the Lausanne and Paris Peace Treaties and undermines the established legal status of these islands.
Türkiye should maintain consistent diplomatic démarches at all levels and ensure that these treaty violations are formally recorded and raised before the competent international organizations and relevant multilateral platforms.
https://t.co/dTesEFLQ5y