Hasat ettiği incirleri özenle çuvallayan üreticiden ürünleri satın almak isteyen tüccar, "ürünlerine güveniyorsan aç da bir görelim" dediği çuval açılınca karşılaştığı kusursuz kalite karşısında mahcup olarak özür diledi.
Köpek istilacı bir türdür. Doğadaki tüm canlıları yok eder ve popülasyonunu gün geçtikçe artırır. Aynı balon balığı gibidir.
Süleymancılar Ha Leylim Muğla'nın Fethiye
Başıboş köpeklerden bulaşan kist hidatik 8 kat arttı.
Çocuklar parkta oynarken risk altında, bizler sessizce hasta oluyoruz…
Soru şu:
Bu terørde sadece “mama lobisi” mi var?
Yoksa sağlık lobisi, ilaç baronları, petshoplar, veterinerler, beslemeci dilenciler ve fason üretim yapan toptancılar aynı çarkta mı dönüyor?
Birileri bizim canımız ve sağlığımız üzerinden zenginleşirken,
biz neden hâlâ “hayvan sevgisi” bahanesiyle cehennemi yaşıyoruz?
Bu tabloyu kim koruyor, kim nemalanıyor?
Düşün canım Halkım ....
İSTANBUL’DA EKMEK İSRAFINA “MERHAMET” KILIFI!
Lütfen artık durun ve düşünün.
“Ekmek israf olmasın” diyerek poşetler dolusu ekmeği sokaklara, kaldırımlara, boş arsalara bırakmak merhamet değil; şehir düzenini ve çevreyi daha da kötüleştiren bir davranış haline geliyor.
Devletin ya da belediyelerin “Ekmeğinizi sokağa bırakın, biz kediye-köpeğe veririz” diye tanımladığı bir hizmet yok.
Peki bu ekmekleri kim topluyor?
Kim dağıtıyor?
Sorumluluğu kimde?
Gönüllüler kim ve sorumlulukları nerede başlayıp nerede bitiyor?
İstanbul’da 20 milyon insan yaşıyor. Merhametli ve vicdanlı 1 milyon kişi olduğunu varsayalım. Her biri sokağa sadece yarım ekmek bıraksa 500 bin dilim değil, yüz binlerce parça ekmek şehrin dört bir yanına saçılıyor.
Üstelik sokaktaki başıboş köpek ve kediler sadece ekmekle beslenmiyor.
Merhamet, düşünmeden sokağa yiyecek bırakmak değildir. Merhamet; doğru yöntemi bulmak, çevreyi kirletmemek ve sorumluluğu başkasına bırakmamaktır.
İstanbul’un sokaklarındaki bu görüntüye artık bir dur denilmeli.
İsrafı önleyelim derken şehri çöplüğe çevirmeyelim.