@JessicaRosvy This is money they earned and they can spend it the way they want. Would I do the same thing? No! But this doesn’t mean that I can judge them. But if they inherited their money from their family and now they want to sell everything, I guess that wouldn’t be right.
SON KEZ ATATÜRK VE ATSIZ SORUNSALI...
Bu konuda yazı yazdım ama görüyorum ki yanlış anlaşılan noktalar var. Atsız'ın Atatürk'e mesafesini sadece Rıza Nur'a bağlamışım gibi ele alınmış. Yazımın o bölümünü daha net yazmam gerek:
1. Atsız, 1933'e kadar Atatürk'e ve inkılaplara çok olumlu bakmaktadır. Yazılarında, şiirlerinde bu çok açıktır.
2. Atsız, yaklaşık 1933-1960 arası Atatürk'e ve Chp yönetimine karşı mesafeli ve hatta öfkelidir. Bazı yazılarında ve eserlerinde bu açık olarak görülmektedir.
3. Atsız, yaklaşık 1960-1975 arası gençliğindeki gibi tekrar Atatürk'ün büyüklüğünü ve Türkçülüğünü takdir etmiş ve övmüştür. Bunu da yazılarında ve eserlerinde görmek mümkündür.
Bu üç madde benim şahsi düşüncelerim değildir; Atsız'ın bu konudaki makaleleri açıkça bunu göstermektedir. Peki 1933-1960 arasında Atsız'ı Atatürk'e mesafeye, hatta öfkeye iten şey nedir? Bence birkaç kırılma noktası var.
Birinci kırılma:
Zeki Velidi Togan'ın, Atatürk'ün desteklediği Türk Tarih Tezi'ni eleştirmesi ve Atsız'ın da hocası olarak gördüğü Togan'ı ilmî gerekçelerle desteklemesidir. Atsız konuya kendi açısından ilmî bakmakta, meseleyi bir Atatürk veya inkılap karşıtlığı olarak görmemektedir. Reşit Galip ile Togan arasında 1932 Temmuz'undaki Birinci Türk Tarih Kongresi'nde çıkan tartışmada Atsız, hocası Togan'ın yanında yer alır ve protesto telgrafı çeker. Reşit Galip birkaç ay sonra Maarif Vekili olunca Atsız'ı asistanlıktan alır ve bu değerli akademisyeni Malatya Ortaokulu'na Türkçe öğretmeni olarak tayin eder. Atsız'ın, Fuat Köprülü gibi büyük bir tarihçinin yanında asistanlık yaparken görevden alınması ve adeta sürgün niteliğinde Anadolu'da bir okula Türkçe öğretmeni olarak gönderilmesi, Atsız'ın bu konudaki kırılma noktalarından biridir.
İkinci kırılma:
Atsız, tahminim, genç bir aydın olarak içi öfke ve kırgınlık doluyken, o sırada yurtdışında bulunan Rıza Nur ile yazışmaya başlar. Sanıyorum, Rıza Nur Atsız'ın bu psikolojik durumunu Atatürk aleyhine manipüle eder. Atatürk'ün vefatından sonra Türkiye'ye dönen Rıza Nur, Atsız'ı manevi oğlu olarak görmeye başlar. İkinci kırılma noktası budur.
Üçüncü kırılma:
Atsız bu yıllarda Atatürk'e karşı mesafe geliştirmiştir; ama cumhuriyete karşı bir karşıtlığı yoktur. Nitekim İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçildiğinde sevindiğini "Millî Şefin Bergüzarı" başlıklı yazısında bizzat ifade etmektedir. Ne var ki 1944 yılında Başvekil Ş��krü Saraçoğlu'na açık mektup yazınca, dönemin İnönü iktidarı bu mektubu, Almanya'nın savaşı kaybedeceğinin belli olduğu bir konjonktürde, Müttefik bloğuna,yanaşmak için bir fırsat olarak görür ve Atsız ile arkadaşları hakkında, son dönemdeki Ergenekon davalarını andıran bir süreç başlatır. Aylarca gazetelerden Türkçülere saldırılır, Türkçüler Nazi olarak gösterilir. İnönü'nün amacı, "bakın biz Almancıları içeri attırdık" mesajını vererek savaşı kazanmakta olan Müttefik bloğuyla arayı düzeltmektir. Türkçülerin bu oyunda kurban edilmesi, Atsız'daki Atatürk'e dönük öfke ve mesafenin, kısmen CHP'ye ve devlete/cumhuriyete de taşınmasına yol açar. Üçüncü kırılma da budur.
Üç kırılma bunlardır. Haklı veya haksız bulabilirsiniz, duygusal bulabilirsiniz; ama Atsız'ın Atatürk'e mesafesi inkılaplara veya cumhuriyete karşı değildir. Mesele daha çok, Atatürk'ün etrafındaki dalkavukların onun kariyerini bitirmesi, bu süreçte Rıza Nur'un genç ve hassas haldeki Atsız'ı kötü yönde etkilemesi ve 1944'te yine devleti temsil eden CHP zihniyetinin dış politika manevrası uğruna iç politikada Türkçüleri ezmesi ve hapse atmasıdır.
Atsız seküler bir insandır. Daha açık söyleyelim: İslama saygı duysa da, İslam'ın Tanrı beyanı olduğuna inanmamaktadır. "Yobazlık Bir Fikir Müstehasesidir" adlı yazısında, Kur'an'ın Hz. Muhammed'in kendi sözü olduğunu yazmaktadır. Laiklik yanlısıdır, bilim yanlısıdır. Atatürk gibi Türk milliyetçisidir. Hayatının ilk ve son döneminde Atatürk'ün büyüklüğünü takdir eden yazılar yazmıştır. Hayatının belli bir dönemini temel alarak böyle bir insanı Osmanlıcı, hatta İslamcı yapmak absürttür.
Haklı bulabilirsiniz, haksız bulabilirsiniz. Ben şahsen Atsız'ın stratejik değil duygusal davrandığını ve bu nedenle hata yaptığını düşünüyorum. Bu ayrı bir konu. Ama buradan çıkıp Atsız'ı Osmanlıcı, İslamcı, cumhuriyet düşmanı yapmak absürttür.
Olmaz.
Ol-maz.
Mayor Zohran Kwame Mamdani, public figures should act responsibly, refrain from spreading misinformation, and contribute to reconciliation rather than deepening division through politically motivated and historically false statements.
We reject your inflammatory statement. Such remarks demonstrate a lack of understanding of history and realities of the region, and distort facts for political narratives.
In 2020 Azerbaijan acted within its internationally recognized sovereign territory, in line with international law and UN Security Council resolutions.
The counter-terror measures of 2023 resulted in restoration of Azerbaijan’s constitutional order following three decades of illegal occupation. Claims of “expulsion” ignore the fact that Armenian residents were offered reintegration, full equal rights, and security guarantees.
It is particularly troubling that an elected official promotes one-sided narratives while ignoring ethnic cleansing and massacres against hundreds of thousands of Azerbaijanis during the occupation period, as well as destruction of cultural and religious heritage.
Such reckless statements are unacceptable and should be removed without delay.
@NYCMayor@NYCMayorsOffice@StateDept
Azerbaycan, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin 1915 olaylarına ilişkin paylaşımına sert tepki göstererek açıklamaları “kışkırtıcı ve gerçeği yansıtmayan” ifadeler olarak nitelendirdi. Bakü yönetimi, Karabağ hakkındaki suçlamaların çarpıtma içerdiğini savunarak söz konusu açıklamaların derhal geri çekilmesini istedi.