Kimse kusura bakmasın ama futbolculuk kariyerinde bir kez bile Dünya Kupası’nda yer almamış, teknik direktörlük tecrübesi de sadece Eyüpspor ve Shakhtar Donetsk’ten ibaret olan biri şu anda Milli Takım’ın başına geçmemeli.
Belki birkaç yıl sonra olabilir, ama şu an için çok erken. Sonu yine hayal kırıklığı olur.
Verin Luis Enrique’ye 20 milyon euro, verin Klopp’a 20 milyon euro, olsun bitsin.
Ülkemizde eğitimin ücretsiz olmasından açıkçası çok memnunum. Elbette insanların göç etme hakları da vardır, buna saygı duyuyorum.
Ama ben de birçok kişi gibi aynı soruyu soruyorum:
Tıp eğitimi, Türkiye’de devlet için en maliyetli bölümlerden biri. Bir mühendis ya da öğretmen yetiştirmenin kamuya olan maliyetiyle kıyaslanamayacak düzeyde.
Devletin sağladığı ücretsiz eğitimle mezun olup, ülkesine hiç hizmet etmeden yurt dışına gitmek etik mi?
(Amerika’da yalnızca 4 yıllık tıp eğitiminin maliyeti 200 bin ila 400 bin dolar arasında değişiyor.)
Ve soruyu bir de şöyle soralım:
Bu eğitimin bedelini yıllarca vergisini veren milyonlarca vatandaş karşılıyorsa, mezun olan doktorun da bu halka karşı bir sorumluluğu yok mu?
Bu yüzden devlet, isteyen herkesin yurt dışına gitme hakkını engellemeden; tıp öğrencileriyle baştan bir hizmet sözleşmesi yapmalı.
Mezun olur olmaz kamuda çalışmak istemeyen veya yurt dışına gitmek isteyenlerden, devletin yaptığı yatırımın makul bir kısmını geri ödemesi istenmeli.
Bu bence bir ceza değil; kamuya karşı bir adalet meselesi… 🌹
Hakan Çalhanoğlu‘nun eşi Sinem Çalhanoğlu’nun paylaşıp sildiği story:
• Bugün eleştirdiğiniz takım da, hedef gösterdiğiniz kaptan da sizi Dünya Kupası’na getiren insanlar.
• Dün alkışladığınızı bugün suçlamak futbolu değil sonucu sevdiğinizi gösterir.
• Kazanırken sahiplenip kaybedince suçlu aramak kolay.
Ülkemizde gereksiz ve saçma linç kültürü öyle bir baş göstermeye başladı ki, son günlerde Deniz Satar üzerinden dönen muhabbetler bunun en net kanıtı. Kendisi Dünya Kupası için Amerika'ya görevli gidiyor diye, sosyal medyada "vergilerimizle, etliye sütlüye karışmadan, sadece güzel diye Amerika'ya gidiyor" şeklinde son derece sığ ve haksız söylemler görüyorum.
Öncelikle karşımızdaki ismin kariyerine bir bakmak gerekiyor. Deniz Satar, TRT Spor ve A Spor kanallarında uzun yıllar sunduğu sabah spor programları ve hafta sonu kuşaklarıyla rüştünü ispat etmiş, gayet başarılı bir spor sunucusudur. Kendisi İzmir Karşıyakalı, 39 yaşında ve Konya Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunudur. Yani o ekrana ve o görevlere gökten zembille inmemiş, işin mektebini okumuş ve yıllarca emek vermiştir.
Bir spor sunucusu, kurum yetkilileri tarafından Dünya Kupası'nda görevlendirildi ve oraya gidiyor diye, o insanı böyle tuhaf bir şekilde linç etmeye hiçbir hakkımız yok. İnsanlar işini yapıyor ve yapması gerekiyor. Sırf oraya gidiyor diye neyin protestosunu yapabilir ya da ne söyleyebilir? Karşımızdaki kişinin bir insan ve bir kadın olduğunu unutarak, tamamen sürü psikolojisiyle acımasız eleştiriler yapıyoruz. Onun da bir insan olduğunu, duyguları olduğunu ve en önemlisi sadece mesleğini icra ettiğini unutmamalıyız. Başarılı insanların emeğini bu kadar kolay harcamamak gerekiyor.
Hedef olacak tek bi’ sebep yok.
Uçak biletimi aldım.
Aracımı kiraladım.
Otelimi tuttum.
Dünya Kupası maçları için Amerika’ya geldim.
Ne bir sponsor marka ne bir reklam.
Ne bir kurum ne bir şirket.
Ve bunu ben son 15 YILDIR HER FUTBOL ORGANİZASYONUNDA YAPIYORUM.
İçerikleri beğenmezsiniz anlarım.
Haberciliğimi de sunuculuğumu da yetersiz bulursunuz saygı duyarım.
Ama sırf bulunduğu uçakta Milli duygularla uçaktakilerle birlikte şarkıya eşlik etti diye koca bi’ ülkeye beni siyasi tweet malzemesi yapmanızı anlayamıyorum.
Yıllarca ekranda da hayatta da “birleştirici” olmayı düstur edinmiş biri için şu düştüğüm durum çok haksızca.
şunu kabul edelim, biz türkler genetik olarak futbol gibi artık tamamen fizik gücüne dayalı oynanan sporlara yatkın değiliz. biz kısa, çelimsiz ve hantal bir milletiz. buna ergenlikteki yetersiz beslenmenin kemik gelişimine olumsuz etkisini de eklerseniz rakiplerimizden neden+
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
en nefret ettiğim olay olabilir ya ulan kendi ülkende milyonlarca ihtiyaç sahibi insan varken elin marsıgına yardım etmek olm siz ıslah olmazsınız amk ülke dışına çıkan her kurus haramdır
Kız arkadaşına yaptığı doğum günü sürprizini paylaşan bir genç, pasta yerine ihtiyaç sahibi çocuklara ikramda bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hayatında hiç pasta yememiş çocuklar yesin, biz pastayı her zaman yeriz."