İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Dünyanın en çok satan yazarlarından biri olmadan önce, üç kez psikiyatri hastanesine yatırıldı.
En ünlü kitabı 150 milyondan fazla sattı ve 80’den fazla dile çevrildi.
Bir masaya bağlandı ve elektrik şoklarına maruz bırakıldı.
O sadece, avukat olmak yerine yazar olmak isteyen bir ergendi.
Tek “suçu” buydu.
Panikleyen ailesi, onun yaratıcı zihnini bir ruhsal hastalık belirtisi sandı ve onu üç kez psikiyatri kurumuna yatırdı.
Ama onlarca yıl sonra, aynı adam boş bir sayfanın karşısına oturdu ve yalnızca on dört günde dünyayı değiştirecek bir kitap yazdı.
Adı Paulo Coelho’ydu.
Ve onun hikâyesi, bizi en sert şekilde eleştiren insanların geleceğimiz konusunda ne kadar yanılabileceğini gösteriyor.
1988 yılında Paulo, bütün ruhunu basit bir fablın içine koydu.
Bu hikâye, hayalinin peşinden çölde yolculuk eden genç bir çobanı anlatıyordu.
Kitabına “Simyacı” adını verdi.
Bu kitapta özel bir şey olduğunu biliyordu.
Ama yayın dünyası ona hiç önem vermedi.
Kitabı ilk yayımlayan yayınevi, onun raflarda tozlanmasını izledi.
Satışlar o kadar düşüktü ki yayınevi kitabı resmen bıraktı ve yayın haklarını ona geri verdi.
Ona eserinin tam bir başarısızlık olduğu söylendi.
Birçok insan o noktada pes ederdi.
Ne de olsa “uzmanlar” konuşmuştu.
Ama Paulo gerçek elektroşok seanslarından sağ çıkmıştı.
Basit bir ret mektubu onu vazgeçirecek değildi.
Kitabının ana mesajına derinden inanıyordu:
Bir şeyi gerçekten istediğinizde, bütün evren onu elde etmeniz için iş birliği yapar.
Vazgeçmeyi reddetti.
Paulo, ona bir şans vermeye hazır ikinci bir yayınevi buldu.
Ve sonra harika bir şey oldu.
Başarı, pahalı bir reklam kampanyası sayesinde gelmedi.
Kitap yavaş yavaş büyüdü.
Neredeyse sessizce.
Bir kişi kitabı okudu, kalbinin değiştiğini hissetti ve bir arkadaşına önerdi.
O arkadaş bir başkasına verdi.
Yavaş yavaş, o fısıltı bir gürültüye dönüştü.
Kitap Brezilya sokaklarından dünyanın dört bir yanına yayıldı.
Bugün “Simyacı”, tarihin en sevilen kitaplarından biri.
150 milyondan fazla sattı.
80’den fazla dile çevrildi.
Onu dünyanın en güçlü liderlerinin masalarında da bulabilirsiniz, parasız öğrencilerin sırt çantalarında da.
Eğer Paulo ailesini dinleseydi, muhtemelen hayatını mutsuz bir avukat olarak geçirecekti.
Eğer ilk yayınevini dinleseydi, başyapıtı sonsuza dek kaybolup gidecekti.
Ama o, kendi iç sesine güvenmeyi seçti.
Dünyaya şunu gösterdi:
Gerçek başarısızlık, yolculuğa başlamayı reddetmek ya da biri size “hayır” dediği anda vazgeçmektir.
Bugün yaşadığınız zorluklar bir ceza değildir.
Onlar, yolunuzda sizi bekleyen güzel şeylere hazırlıktır.
Yürümeye devam edin.
Çünkü dünya hâlâ sizin hikâyenizi bekliyor.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Hiçbir yılınızı yeni bir yer görmeden, yeni bir şey öğrenmeden kapatmayın lütfen. Yeni yerler, yeni insanlar size bu sonsuz alemi tanıtır ve asıl ufkunuz orada açılır.
İlber Ortaylı
1947 - ♾️
47 Yıl Boyunca:
1) Halkına Zulm edersen,
2) Baş örtüsü takmayan Kadınlarını darp edersen,
3) Diktatörlük rejimini istemeyen her muhalife işkence edersen,
4) İstediğin insanı şehir ortalarında inşaat Vinçleri ile idam edersen,
5) Vatandaşlarını Dil-Din-Irk-Mezhep ile bölersen,
6) Toplumun bir kısmını rejimin ile mutlu ederken, bir kısmına hayatı zindan edersen,
7) 47 yıl önce DARBE yapıp, demokratik hakları askıya alırsan,
8) BİLİM ve teknolojiye yatırım yapmak yerine İDEOLOJİK takıntılarına koca ülkeyi kurban edip, ucuz propaganda oyunları ile sosyal medya videosu hazırlamaya zamanını harcarsan:
Sözde rejimin bir günde devrilir ve vatandaşların da sokak da bunu böyle kutlar.
Daha da KÖTÜSÜ: Sen öldükten sonra, molla rejimin bile senin öldüğünü öğrenmeden önce fotografını ABD başkanı görür. Çünkü DEVLET dediğin şey köy muhtarlığına dönmüştür. Dini Lider dediğin tipler de birer ajan olmuştur.
Çünkü Liyakat yerine Sadakat, Demokrasi yerine senin sözde Diktatörlüğünü koymuşsundur.
Son 24 saat, görmek isteyen gözler için inanılmaz dersler ile dolu… Görmek istemeyenler için HAMASET Edebiyatına devam.
Neyse Türkiye bu olaylardan uzak dursun, bize zarar gelmesin yeter.
Bir de zırt pırt NATO’dan çıkalım diyen Avrasyacılara da yeter. Çökmüş ideolojilerini alıp gidip biraz matematik ve mantık dersi alsınlar.