ÜSTÜN HOCA BİZİ UYARMIŞTI(4)
Bu ülke bu nüfusu taşıyamıyor.
Son sayımda 80 milyon Türk ve 20 milyon diğer yabancılar vb olmak üzere yaklaşık 100 milyon kişi tespit edilmiştir.
Sağlık- Eğitim- Tarım/ Hayvancılık/ gıda- Trafik - Barınma bu nüfusu kaldırmıyor.
Pimi çekilmiş BOMBAYIZ
Çinliler 7’den 70’e hep aynı!
Çin’deki bir tavşan parkında çekilen görüntülerde küçük bir Çinli kız çocuğu, bir tavşanı kulağından çekiştirerek eziyet ediyor. Daha da çarpıcı olanı ise yanında bulunan ebeveynlerin müdahale etmek yerine telefonlarıyla bu anı kaydetmesiydi.
Zalim Çin. 10.000 Yıldır aynı işkence, aynı zulüm. Allah tüm zalimler gibi senin de cezanı verecek. Ey Türk! Uyuma! Sen Türk'lüğünü unutsan bile düşman asla unutmaz. Zalimler için yaşasın cehennem.
Ruhi Çenet, Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımını anlattı.
Çin’in gizlemeye çalıştığı gerçekleri milyonlara ulaştırdı. Böylece Çin parasıyla gidip propaganda yapan sözde gazetecilerin yalanlarını da boşa çıkardı.
@Uyghur_Report Zalim Çin. 10.000 Yıldır aynı işkence, aynı zulüm. Allah tüm zalimler gibi senin de cezanı verecek. Ey Türk! Uyuma! Sen Türk'lüğünü unutsan bile düşman asla unutmaz. Zalimler için yaşasın cehennem.
TATARİSTAN’IN BAŞKENTİ KAZAN’IN MERKEZİNDE TÜRKİYE BAYRAĞI NEDEN DALGALANDI?
Arşivden bu fotoğraflar karşıma çıktı.
2012. Kazan. Tataristan.
O gün Kazan’ın merkezinde Filistin için meydandaydık.
Filistin halkının yaşadığı acıya sessiz kalmamak, zulme uğrayan insanların yanında olduğumuzu göstermek için oradaydık. Bugün Filistin meselesi bütün dünyanın gündeminde. Ama bizim için bu mesele bugün başlamadı. Yıllar önce de, Kazan’da, kendi şartlarımız içinde sesimizi çıkarabildiğimiz kadar çıkarıyor, Filistin halkının yanında duruyorduk.
Fotoğraflara dikkatlice bakınca üç bayrak görülüyor.
Filistin bayrağı. Tataristan bayrağı. Türkiye bayrağı.
Peki, Filistin için düzenlenen bir eylemde, Tataristan’ın başkenti Kazan’ın merkezinde Türkiye bayrağı neden dalgalanıyordu?
Çünkü o üç bayrak aslında bizim dünyaya nasıl baktığımızı anlatıyordu.
Filistin bayrağı, haksızlığa uğrayan bir halkla dayanışmamızı ifade ediyordu.
Tataristan bayrağı, kim olduğumuzu söylüyordu.
Türkiye bayrağı ise kendimizi ait hissettiğimiz büyük Türk dünyasını temsil ediyordu.
Biz Tatarlar kendi millî kimliğimizi hiçbir zaman dünyadan kopuk bir kimlik olarak görmedik. Kazan bizim için yalnızca Tataristan’ın başkenti değildir. Kazan, Türk dünyasının büyük tarihî merkezlerinden biridir. İstanbul gibi. Bakü gibi. Türkistan gibi.
Kazan’dan İstanbul’a, Bakü’den Türkistan’a uzanan büyük bir dünyanın parçası olduğumuzu o zaman da hissediyorduk.
Türkiye bayrağını Kazan’da taşımamızın sebebi buydu.
Bir gösteriş değildi. Bir protokol hareketi değildi. Birilerinin hoşuna gitmesi için de değildi.
Bu, Türk halklarının birbirine yabancı olmadığına dair inancımızdı. Birbirimizin bayrağını gördüğümüzde yabancı bir devletin sembolünü değil, yakın olduğumuz bir halkı, ortak tarihimizin ve ortak medeniyetimizin bir parçasını görüyorduk.
Kazan bizimdir. İstanbul bizimdir. Bakü bizimdir. Türkistan bizimdir.
Ama o gün meydanda olmamızın asıl sebebi Filistin’di.
Çünkü bizim Türk dünyasına duyduğumuz bağlılık, başka halkların acısına kayıtsız kalmak anlamına hiçbir zaman gelmedi.
Tam tersine.
Kendi halkının tarihini bilen insan, başka bir halkın uğradığı haksızlığı daha iyi anlar.
Biz Tatarlar da kendi tarihimizde baskının, kayıpların, suskunluğa zorlanmanın ne demek olduğunu biliyoruz. Bu yüzden Filistin’de yaşananlara uzaktan bakıp “bizi ilgilendirmez” diyemezdik.
Bir halkın acısına sessiz kalırsan, bir gün senin halkının acısına da sessiz kalırlar.
Biz buna 2012 yılında da inanıyorduk.
Bu nedenle Kazan’ın merkezinde Filistin bayrağını kaldırdık.
Bu nedenle Filistin halkının yanında durduk.
Ve bu nedenle, Tataristan bayrağının yanında Türkiye bayrağını da taşıdık.
Çünkü bizim dünyamızda bu duygular birbirine karşı değildi.
Tatar kimliği, Türk dünyasına aidiyet ve mazlum bir halkla dayanışma aynı vicdanın parçalarıydı.
Aradan on dört yıl geçti.
Ülkeler değişti. Hayat değişti. Şartlar değişti. Bizler de değiştik.
Ama bugün bu eski fotoğraflara baktığımda değişmeyen şeyleri daha açık görüyorum.
Filistin halkının özgür ve onurlu bir hayat sürme hakkına olan inancımız değişmedi.
Türk halklarının birbirine sahip çıkması gerektiğine olan inancımız değişmedi.
Kazan’ın Türk dünyasının büyük merkezlerinden biri olduğuna dair düşüncemiz değişmedi.
Ve insanın, nerede olursa olsun zulmün karşısında durması gerektiğine dair inancımız değişmedi.
Bazen bir arşiv fotoğrafı uzun uzun anlatamadığınız şeyleri tek başına anlatıyor.
2012 yılında Kazan’ın merkezinde yan yana dalgalanan Filistin, Tataristan ve Türkiye bayrakları benim için tam da böyle bir fotoğraf.
Kazan’dan Filistin’e selam olsun. 🇵🇸
Tatar halkından Filistin halkına selam olsun.
Tataristan’dan Türkiye’ye selam olsun. 🇹🇷
Kazan’dan İstanbul’a, Bakü’ye, Türkistan’a ve bütün Türk dünyasına selam olsun.
Zulme karşı dayanışmamız, Türk dünyasının kardeşliği daim olsun.
Gökçek ailesinin Avrupa’da yaptığı milyonlarca dolarlık yatırımlar…
Peki bu paranın kaynağı ne?
Bu servet nasıl oluştu?
Türkiye’den yurt dışına nasıl çıkarıldı?
Paralar hangi şirketler üzerinden taşındı?
Almanya’da neler satın alındı, hangi yatırımlar yapıldı?
Para trafiğini, şirket bağlantılarını ve satın alınan mal varlıklarını belgeleriyle ortaya koyacağız.
Bu akşam saat 21.00’de, Onlar DOSYA’da.
Emeklinin, emekçinin, vatandaşın hakkı söz konusu olunca bir araya gelemeyenler; kendi çıkarları söz konusu olunca nasıl da birlik olabiliyorlar! #çerçeveyasa
Sonra da bizden güven bekliyorlar!
#EmekliyiUnutanSistem
Bir lider düşünün; Özbek doğumlu, Kırgızistan'da yetişmiş, Uygur ve Kazak kardeşleriyle Doğu Türkistan'da bir devlet kurmuş. Peki, bu tarihi mücadelenin mimarı Alihan Töre neden Sovyetler tarafından kaçırıldı?
Türkistan tarihinin en gizemli olaylarından birine ışık tutan bu belgeseli mutlaka izleyin! İzletin!
Lütfen paylaşın👇
https://t.co/HOPumL1FdY
Yine başladık;
Sana konser yaptırmayacağız…
Seni bitireceğiz…
Müzik dünyasından sileceğiz…
1. Ben ismimi örgütlerle, derneklerle, partilerle kazanmadım ki kaybedeyim.
2. Konser benim şahsi meselemdir. Cumhuriyet hepimizin ortak meselesidir. Tercih yapmam gerekirse Cumhuriyeti seçerim ve arkama bakmam.
3. Yaşadığım sürece de işimi yapmaya devam edeceğim. Siz istiyorsunuz diye üzerimize yağmur yağacak değil.
4. Önüne konser kemiği atarak susturduğunuz, tehditlerle kapı kulu yaptığınız, parayla terbiye ettiğiniz, medya gücüyle esir aldığınız zevatla da beni aynı kefeye koymanıza asla izin vermem.
5. Her konserden sonra söylediğim gibi;
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti,
Yaşasın Laik Cumhuriyet,
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk…
Türkiye 'kötü' ile 'çok kötü' arasında tercihe zorlanıyor. Ekonomi, dış politika, Kürt sorunu, adalet... Burada tek istisna eğitim. Çünkü o hep daha kötüye gidiyor.
Akademisyen @berkesen anlattı.
Tamamı YouTube'da👇
https://t.co/jyW1RMStbK
*Birgün Gazetesi'nden İsmail Arı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın bir yatırımı için devletin vergi muafiyeti, 49 yıllık arsa tahsisi ve altyapı desteği verdiğini haberleştirdi.
Selçuk Bayraktar, bu haber nedeniyle Birgün ve İsmail Arı'ya 2 milyon TL'lik tazminat davası açtı.
Mahkeme, haberde yer alan bilgileri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sordu. Bakanlık, mahkemeye gönderdiği yazıda Selçuk Bayraktar'a ait tesise haberde belirtilen teşviklerin verildiğini doğruladı. (Birgün)
Gazeteci editör James Palmer, Doğu Türkistan’da konuştuğu ve haberleştiği tüm kaynakların tek tek yakalanıp öldürüldüğünü veya kamplara atıldığını ağlayarak anlatıyor.
#DoğuTürkistan