#Turkey is now suffering thousands of losses and much more are there as injured still under collapsed buildings due to #earthquakeinturkey#earthquakeTurkiye#earthquake_turkey! The government and many authorized non-governmental civil org.s are organizing and leading ...1/7
İşim gereği sıklıkla İtalya’ya seyahat ediyorum ve neredeyse aynı coğrafi koşullara sahip olduğumuz, aynı tarımsal ürünleri üretebildiğimiz hatta hacimsel bazda bazı tarımsal ürünlerde daha fazla üretim kapasitesine sahip olduğumuz bu ülke ile aramızda neden bu kadar fark var anlamaya çalışıyorum.
Kurmuş olduğum sosyal ilişkiler sayesinde ve sorgulayıcı yaklaşımlarım neticesinde, verileri de bir araya getirerek gözlemlerimi paylaşmak isterim.
Bu ülkenin asıl başarısı tarımda, sanayide ya da turizmde değil.
Asıl başarı; ülkenin binlerce yıllık kültürünü ekonomik değere dönüştürebilme becerisi.
Ülkenin her bölgesi genel başarı hikayesinin farklı parçalarını oluşturuyor. Kuzey bölgelerde sanayi kültürü, markalaşma, tasarım anlayışı ve premium algı yönetimi ön plana çıkarken; orta ve güney bölgelerde ise tarih, gastronomi, tarım, mimari ve turizmin ekonomik modele entegre edilme biçimi dikkat çekiyor ancak tüm bu farklı yapıların ortak noktasını; kültürü ekonomik değere dönüştürme becerisi oluşturuyor.
İtalya bugün sadece ürün üretmiyor.
Bir yaşam tarzı satıyor.
Ve bence Türkiye ile İtalya arasındaki temel fark tam olarak burada başlıyor.
2025 itibarıyla İtalya’nın tarım ve gıda ihracatı yaklaşık 73 milyar Euro seviyesine ulaşmış durumda.
Rakam gerçekten çok büyük ama asıl önemli olan nokta; İtalya bu ihracatı hacim satarak yapmıyor. Katma değer satarak yapıyor.
Örneğin zeytinyağı…
Türkiye çok kaliteli zeytin ve zeytinyağı üretebilen bir ülke. Hatta birçok bölgemizin ürün kalitesi dünya standartlarının üzerinde ancak İtalya aynı ürünü bizden çok daha yüksek fiyatla satabiliyor. Çünkü onlar zeytinyağını sadece tarımsal ürün olarak görmüyor.
Akdeniz yaşam kültürü olarak konumlandırıyorlar.
Şişesinden etiketine, restoranından mimarisine, turizminden gastronomisine kadar her şey aynı hikâyeyi destekliyor. Ortaya da premium bir algı çıkıyor.
Aslında bu yalnızca gıda sektöründe değil.
Moda, otomotiv, kahve, peynir, şarap, tasarım, mobilya…
Hangi sektöre bakarsanız bakın aynı yaklaşımı görüyorsunuz.
Ferrari ile parmesan peynirinin arasında ilk bakışta ilişki yok gibi görünür ama aslında aynı kültürün ürünleri.
İkisinin de temelinde hikâye, ustalık, gelenek, estetik ve premium algı var.
İtalya’nın gerçek gücü de burada yatıyor.
Günümüzde dünya tüketim anlayışı artık sadece ürün üzerine kurgulanmıyor. Yaşam standardı, anlam ve kimlik satın alınıyor.
İtalya bunu çok erken fark etmiş bir ülke.
Bir başka dikkatimi çeken konu ise kırsal yapı oldu.
İtalya’da üretici olmak hala değerli bir şey. Çiftçilik ya da aile işletmesi yürütmek toplumda küçümsenen değil saygı duyulan bir alan. Bu yüzden üçüncü ve dördüncü jenerasyon aile şirketleri oldukça yaygın. En son seyahatimde gezmiş olduğum bir şarap üreticisi 500 yıldır aynı yerde, aynı ailenin yeni jenerasyon çocukları tarafından aynı işi geliştirerek yapmaya devam ediyordu.
Köyler tamamen boşalmamış.
Küçük şehirler yaşamaya devam ediyor.
Mimari korunuyor.
Üretim kültürü kaybolmuyor.
Çünkü sistem yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel olarak da korunuyor.
Bence Türkiye uzun yıllardır çok kritik bir hata yaptı.
Biz genellikle üretimi maliyet odağında değerlendirdik.
İtalya ise üretimi kimlik odağında değerlendirdi.
Biz uzun yıllar boyunca daha fazla üretip fiyat avantajıyla rekabet etmeye çalıştık ancak bu model düşük katma değer ve düşük kâr marjı üreten bir yapıya dönüştü.
İtalya ise daha fazla değer üretmeye odaklandı. Bugün moda, gastronomi, tasarım, otomotiv ve tarım dahil birçok alanda dünyaya premium ürün ve marka satabiliyor.
Bugün ortaya çıkan fark aslında yalnızca ekonomik değil.
Bir ülkenin kendine olan bakış açısıyla ilgili.
Bu yüzden İtalya’yı analiz ederken yalnızca tarım verilerine ya da turizm gelirlerine bakmak yeterli değil.
Asıl okunması gereken şey şu:
Bir ülke kendi kültürünü nasıl ekonomik değere dönüştürür?
Bence İtalya’nın dünyaya ve özellikle bize verdiği en önemli ders tam olarak bu.
Alon Mizrahi, İsrailli bir gazeteci ve dünyanın en saygın Yahudi yazarlarından biri olarak şöyle diyor:
“Tarihe tanıklık ediyoruz. İran, herkesi şaşırtacak şekilde Amerikan üslerini o kadar kapsamlı, o kadar büyük ölçekli ve o kadar kararlı bir biçimde yok ediyor ki dünya buna hazır değil.
İran, dört gün içinde bölgedeki askerî üstünlük alanını genişletmeyi başardı. Dünyanın en değerli ve pahalı askerî üslerini, mülklerini ve teçhizatlarını imha etti. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’daki Amerikan üsleri, dünyadaki en büyük askerî tesisler arasında yer alıyor.
Bu tesislerin inşası onlarca yıl sürdü ve trilyonlarca dolara mal oldu. Otuz yılı aşkın süredir yapılan askerî harcamaların büyük bir kısmının boşa gittiğinden söz ediyoruz. Yüz milyonlarca dolar değerindeki radarların bir anda imha edildiğini görüyoruz. Tüm askerî üslerin terk edildiğini, yakıldığını, yağmalandığını ve yok edildiğini görüyoruz.
Ve size şunu söyleyebilirim: Bildiğim kadarıyla ABD, Pearl Harbor hariç, tarihinde böyle bir yıkım yaşamadı; ancak o sadece bir saldırıydı.
Geleneksel bir savaşta hiçbir düşman, İran’ın şu anda Amerikan askerî güçlerine yaptığı ölçekte bir şey yapmadı. İnanması güç. Askerî durum o kadar ciddi ki sansür, bu savaşla ilgili neredeyse tüm yeni bilgileri engelliyor. Fark ettiyseniz, her geçen gün daha az bilgi ediniyoruz.
Otuz beş yıl önce, Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’tan sayısız görüntü izliyorduk. O zamanlar akıllı bombalar ve kameralar yeniydi, ama her gece görüntüler yayınlanıyordu. Şimdi ise neredeyse hiç video göremiyoruz.
Şunu anlayın: Güya dünyanın en büyük askerî gücü ve en büyük hava kuvvetine sahip ülkesi olan ABD’nin, İran’a karşı savaşın dördüncü gününde bile hava üstünlüğüne dair hiçbir işaret görmüyoruz. Tahran ya da İran’ın herhangi bir bölgesi üzerinde uçan Amerikan uçaklarının görüntüleri nerede?
Amerikan askerleri İran topraklarına ayak basmayı hayal bile edemiyor. Bu savaşın ne kadar umutsuz olduğunu anlamak için, daha dördüncü günde Trump yönetiminden gelen akıl almaz öneri ve fikirleri dinlemek yeterli.
Basra Körfezi’nden ayrılan petrol tankerlerine askerî refakat öneriyorlar. Bu ne demek? Binlerce İran füzesinin menzilindeki bir bölgeye Amerikan gemileri mi gönderilecek? Şu anda Hürmüz Boğazı’ndan kimse geçemiyor. İranlılar buna onlarca yıldır hazırlanıyor.
Kürt milislerini silahlandırarak İran’ı işgal etme fikrini ortaya atıyorlar. İran haritasını hiç gördünüz mü? Görünüşe göre Trump yönetimi görmemiş. İran’ın ne kadar büyük olduğunu biliyor musunuz?
İran’ı işgal etmek ne demek? 10.000 kişilik bir milis gücünün İran’ı işgal edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Ya 50.000? Ya 100.000? İran onları yutar.
ABD ve İsrail bu savaşı çoktan kaybetti. Evet, milyonlarca sivili evlerinde öldürebilirler; güçlü bombaları var ve binaları yok edebilirler. Ancak bu savaşı kazanamayacaklar.
İran’ın askerî altyapısı ve silahları ülkenin dört bir yanında, yerin derinliklerinde bulunuyor. Ne Amerikalıların ne de özellikle İsraillilerin bunlara ulaşma şansı var. Çok kötü bir durumdalar. Başlattıkları işi bitirme ihtimalleri yok.
Bütün bunlar sona erdiğinde ABD bir daha Batı Asya’ya geri dönemeyecek. Orta Doğu’da Amerikan varlığı kalmayacak. Bunu şimdiden kesin olarak söylüyorum.”
“Biz bu savaşı kaybettik.
ABD, tarihinin en büyük yenilgisini alıyor.
Bir daha asla Asya’ya geri dönemeyecek.”
#IranIsraelWar #Iran #Israël #Abd #Trump #netanyahudead #netanyahu #IranRevolution2026
Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara. Bir başka cambaz yanaşmış:
“Kaça bu eşek?”
“Bin lira!”
“Aldım gitti, ver elini helalleşelim!”
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:
“Yahu görmüyor musun, bu eşek topal. Onun için ucuza verdi!”
“O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış. Bu nedenle topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”
Eşeği satana koşmuşlar:
“Yahu bu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!”
Satıcı gülmüş:
“Eşek topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben koydum!”
Alıcıya koşmuşlar:
“Yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş. Seni de kandırdı, parayı aldı!”
Alıcı dövünmeğe başlamış:
“Vay namussuz vay! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!”..
Çağımız insanının ahlâk yapısının özeti...!
Yalan söylediklerini biliyoruz.
Yalan söylediklerini biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.
Ama hâlâ yalan söylüyorlar.
"Every time the Epstein affair resurfaces, bombs explode somewhere in the world and cause a distraction." Senator Claude Malhuret stood up in the French Senate this week and systematically torched every single member of Trump's cabinet.
Nobody was spared. Not one.
"A year ago, here in France, I compared Trump's presidency to Nero's Court. I was wrong. It's the miracle court," Malhuret began. Then he went through the roster.
"An anti-vaxxer, former heroin addict as Minister of Health." (That's RFK Jr)
"A climate-skeptic Minister of Economy." (That's Scott Bessent)
"An alcoholic TV host, Minister of the Armed Forces." (That's Pete Hegseth)
"An old Qatar agent, Minister of Justice." (That's Pam Bondi, whose former firm collected $115,000 a month lobbying for Qatar)
"A groupie of Putin, Minister of National Security." (That's Tulsi Gabbard)
Then he pulled back and went bigger.
"A Turkish proverb says: when a clown settles in a palace, he does not become king. It is the palace that becomes a circus."
Malhuret pointed out that since Trump created his so-called Board of Peace, he has launched more military strikes than Biden did in his entire term. He called out the Boeing jet Qatar gifted Trump worth $400 million.
He called out the stock market manipulation that only insiders benefit from. He called out the Gulf investment deals enriching Trump and his family.
"Any one of these conflicts of interest would have caused an immediate procedure of impeachment here," Malhuret said. "But we are not here. We are in MAGA's America where public business is conducted in favor of private interests."
Then came the line that cut deepest. "Every time the Epstein affair resurfaces, bombs explode somewhere in the world and cause a distraction."
This is how the world sees us now. Not through Fox News. Not through Truth Social. Through the cold, clear eyes of allied nations watching a great country be hollowed out by crooks.
Every American should hear this speech. Share it everywhere.
Aşağıda gördüğünüz "Lider", Cumhurbaşkanı seçildikten 6 yıl sonra dünya çapında tarihin gördüğü en büyük ekonomik kriz yaşandı.
Yani (1929) Büyük Buhran.
Kriz Amerika ve Avrupa'da başladı...
Milyonlarca insan işsiz ve evsiz kaldı.
Almanlar bile ısınmak için karşılıksız bastıkları paraları yakmak zorunda kalmıştı. Sanayi ülkeleri, tarım ülkelerine muhtaç olmuştu...
Mustafa Kemal Atatürk ne mi yaptı?
682 nolu (1925) kanunla (682 Her Nevi Fidan ve Tohumların Meccanen Tevzi ve Devlet Uhdesinde Bulunan Arazinin Fidanlık İhdası İçin Ziraat Vekaletine ve İdarei Hususiyelere Bilabedel Teffizi Hakkında Kanun) vatanın, bir zamanlar padişahların kişisel malı olan tüm ekilebilr arazilerini, öküzüyle beraber çiftçiye bedava dağıttı.
Osmanlı döneminde ekenden ekmeyenden, evlenenden bekar kalandan ya da hayvanını kaybedenden bile vergi alınırdı...
Atatürk tüm bu lüzumsuz vergileri kaldırdı..
Ekildi, biçildi.
Verimli üretim için çağdaş tarım okulları açtı.
Okuma bilmeyeni millet mektebine çağırdı.
Bir an evvel okuma öğrenilsin diye yeni alfabeyi getirdi..
Sonunda Avrupa'ya döndü ve "Malımı alanın, malını alırım." dedi.
(Kliring Sistemi: Kliring, ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmalarının temelde malla ödemeyi öngören bir türü. Kliringde anlaşmalı ülkeler arasında ithalat ve ihracat işlemleri döviz kullanılmadan mahsup ve takas yoluyla ve kliring kurumları aracılığıyla gerçekleştirilir...)
Sanayi ülkelerine yüksek fiyattan tarım ürünü sattı.
Kazandığı her kuruş parayla da bir başka fabrika açtı.
Bir yandan da sanayiye yatırım yaptı.
"Atatürk hiç borç almadı." derler. Bu bilgi tam olarak gerçeği yansıtmıyor.
Doğrusu ise, Atatürk'e kimse borç vermek istememiştir.
Nitekim bulduğu parayla fabrika açıyordu.
Mesela Rusya'dan alınan borç ile Karabük Demir Çeliği açmıştır...
Bu "Yüce Adam"ın ülkesi, tarihin gördüğü en sert küresel buhrandan yara almadan çıktı.
Hem de iktisatçısı yokken !...
Okuma yazma bilmeyen çiftçisiyle yaptı bunu.
Bu başarıyı incelemek için İngiltere'den maliyeciler gelmiştir...
Çobandan pilot, kağnıdan uçak çıkaran " Adam"dır
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK !...
1210. nöbet: Kütüphanesiz bir üniversitede; öğrencisiz bir kampüs: Arkada 1. yurt (Hamlin Hall), önce kulüp odaları boşaltılıp yurt odası yapıldı; sonra hepsi boşaltılıp idari ofise çevrildi.
@drozcanyucel Yahu yazmayayim diyorum olmuyor: Yargıdaki durumla ne alakası var doktorluktaki durumun!! Ne yem atılsa hemen peşinden koşuluyor!! Hadi cahili anladım da, akıllısı da cahilden önce koşuyor!
Bir Vatan Fedaisi: Topkapılı Cambaz Mehmet
6 Ekim 1923 günü…
Muzaffer Türk ordusu İstanbul’a girerken, bir adam gözyaşları içindeydi.
O bir kahramandı.
O bir cambazdı.
Ama asıl unvanı: Vatan fedaisiydi.
Kim miydi o?
🧵(Flood)
Şanlı Türk ordusunu 5 Temmuz 1938'de Hatay'a girerken görüyorsunuz. Lütfen izleyin ve Atatürk'ün Hatay'ı canı pahasına kurtarışından bahsettiğim bu bilgiseli sonuna kadar okuyun.
1⃣- Atatürk Hatay meselesini şahsi davası bilmiş ve kırk asırlık Türk yurdu dediği Hatay’ın düşman eline bırakılmaması hususundaki kararlılığından hiç vazgeçmemişti.
💥Orman yangınları kadar önemli başka bir konu daha var ve çok sayıda insanın umurunda bile değil;
💥Bakın bu videoda tehdit, kin ve düşmanlığa tahrik, hakaret, devletin anayasal düzenine ve Laik Üniter yapısına karşı fiili söylem ve eylem ne ararsan var!
💥Eşkalleri net şekilde görünen bu şahıslarla ilgili herhangi bir adli işlem yapıldığını görmedim! Gören bilen varsa paylaşsın!
Sessizliğinizin sebebi nedir?
Biz de böyle tehditler savurabiliyor muyuz?
Serbest mi?
@AliYerlikaya@yilmaztunc@adalet_bakanlik@TC_icisleri@EmniyetGM
Alternatif Mezuniyet geçit töreni!
Bugün yeni mezun arkadaşlarımız artık gelenekselleşen alternatif mezuniyet töreni ile lisans öğrenimlerine coşkulu bir şekilde veda ediyor, aramıza katılıyorlar.
Mezun camiamıza hoşgeldiniz arkadaşlar 🩵
#kabuletmiyoruzvazgeçmiyoruz
İTÜ mezunu bu kızımız Kanal İstanbul hakkında tüm gerçekleri anlatmayı bir Türk vatandaşı olarak kendine görev edinmiş
Ağzına yüreğine sağlık
Tebrik ediyorum 👏 👏 https://t.co/8XHhQ2FfyC
@iriscibre Avrupa'da dünyaca tanınmış bir firmanın yöneticisinin bana söylediği şu söz; Türkiye çok büyük ilerlemeler yapabilecek potansiyele sahip ancak en büyük engeliniz, başkanınız Erdoğan.. kimse Türkiye'ye bu nedenle yaklaşmak istemiyor.
23 yıl Türkiye için heba olmuştur..
Haydi canlar, en demokratik hakkımız boykot, tüketmiyoruz…bizim paramızla -kene gibi- ülkemizi ve cumhuriyetimizi sömürmelerinin karşısında duvar gibi duralım.
İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto etmek için dersleri boykot kararı alarak yürüyüşe geçmiş.
Kalabalık çok şaşırtıcı.
🔴💥 Eski meslektaşlarım, sevgili polis öğrencilerim; bugün de sizin yerinize ben utandım. Zaten yakalamışsınız, 18-20 yaşlarında bir kız öğrenciye tekme atmak, darbetmek nedir Allah aşkına? Hiç mi utanmadınız?