Savaşa Hayır
Mekke Anlaşması’nın kimin çıkarlarını savunmak üzere hayata geçirildiği kısa sürede ortaya çıktı. ABD’ye rağmen değil, ABD’nin öncelikleri doğrultusunda emperyalizmin bölge tasarımının başarıya ulaşması için kendisine rol biçen ve biçilen bu ittifak, ülkemizin başındaki tehlikeli bir beladır.
Milli Savunma Bakanlığı’nın basına yansıyan son açıklamaları, bu tehlikeye nasıl kontrolsüzce ve halkın iradesi yok sayılarak sürüklendiğimizin açık bir kanıtıdır.
Savaş savaştır. Bugün Türkiye istihbaratıyla, teçhizatıyla veya bizzat silahlı kuvvetleriyle başka bir ülkeyi hedef alır; yarın biz hedef haline geliriz.
Bu yönde karar verenler ya sonuçlarını görmelerini engelleyen bir sınıfsal hırs, kibir ve körlük içindeler ya da ülkemiz, bilerek ve sistematik biçimde kendi varlığını tehlikeye atacak bir kontrolsüzlüğün içine itiliyor. Üçüncü bir seçenek yok. Bu dünya ve bu ülke, yüz yılı aşkın süredir bu gerçeği en ağır biçimlerde deneyimledi.
Halkı, boşuna dini duygularını istismar ederek bu maceraya ikna etmeye çalışmasınlar.
Milyonlarcamız yoksullukla boğuşurken ülkenin kaynaklarının Suudi Arabistan’ın çıkarları doğrultusunda kullanılmasına ikna olmayacağız.
Ancak meselenin dar anlamıyla bundan ibaret olmadığının da görülmesi gerek. NATO’nun bölgesel tercihlerinden Türkiye sermaye sınıfının Yeni-Osmanlıcı planlarına kadar birden fazla boyutu olan ve bu nedenle de kontrolden çıkma ihtimali çok daha yüksek bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
Ülkemizin sürüklendiği Yemen macerasına karşı yükselteceğimiz güçlü itiraz, önümüzdeki büyük yıkımı engellemenin yegane yolu olacak.
Mekke Anlaşması’ndan çıkılsın.
NATO’dan çıkılsın.
Savaşa ve iktidarın savaşı meşrulaştırma çabalarına hayır.
Bugün Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir’in Belediye Başkanı’nın ana muhalefet saflarından iktidar saflarına geçişini konuşuyoruz.
Kemal Okuyan Barış Terkoğlu ile Ankara’da gerçekleştirdiği söyleşide bu konuyu ele almıştı.
“CHP kazanma stratejisini AKP’yi taklit etme üzerine kurdu. Halbuki AKP’yi alt etmenin tek yolu sermayenin karşısındaki geniş halk kitlelerine dayanmak, tarikatların karşısındaki cumhuriyetçi birikime dayanmaktı. Bunu yapmayıp AKP’ye benzeyerek AKP’yle hesaplaşmak düzen içi çözümdü. Şimdi o yüzden kaybediyorlar.”
TKP bu işçi düşmanının parası da sahnesi de kendisinin olsun, 1 Mayıs’ı onun şovuna kurban etmeyelim, diye Karşıyaka’da ayrı 1 Mayıs mitingi düzenlemişti.
Bakın o dönem Cemil Tugay buna ne karşılık vermiş...
Zübükleri her yerde yalnız bırakacağız.
Derhal istifa et!
Patronların Ensesindeyiz Ağı Temsilcisi Çağlar Özkan: "Kardeşler, iki hafta önce Forum Bornova’da uyardık. Dedik ki: “Bu işi çözün, yoksa bu mağazaları açamazsınız.” Buranın sorumlusu biz değiliz. Verdiği sözü tutmayan, işçilerin hakkını vermeyen Tommy patronudur, Yeşim patronudur. Bu ikinci uyarı. İstanbul’da, Ankara’da ve İzmir’de, şu anda AVM’lerdeki Tommy mağazaları kapalı. Kapanmayı göze alacaklar.
🚩Söz olsun kardeşler: Hakkımızı alamadığımız sürece Tommy mağazalarını çalışamaz hale getireceğiz. Mutlaka alacağız hakkımızı.
Tek bir kuruşumuzu bile, çocuklarımızın ekmeğinin tek bir kuruşunu bile ne Tommy’ye ne Yeşim’e ne de başka patronlara bırakmayacağız."
Mekke İttifakı'yla AKP ülkemizi Yemen'e karşı savaşa sokuyor
Erdoğan'ın imza attığı ancak Meclis'e getirilip onaylanmayan, içeriği ve kapsamı kamuoyuna açıklanmayan bir anlaşmayla Pakistan ve Suudi Arabistan ile oluşturulan ittifakın Riyad'da yapılan toplantısında ülkemizin askerlerinin binlerce kilometre uzaklıktaki savaşa gönderilmesine dair karar çıktı.
https://t.co/YcZpdzGdLb
Kemal Okuyan: Fon vurgunu da MHK soruşturması da belediye transferleri de Soma da aynı düzenin ürünü
Fon vurgunundan MHK soruşturmasına, erişim engellerinden Soma'daki maden katliamına bütün başlıkların aynı sistemin farklı yüzleri olduğunu vurgulayan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Bu sistemin kendisini temizleme yeteneği yok, yapılacak tek şey, sistemi sorgulamak" dedi.
https://t.co/6MUEVwfa9c
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, onbinlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan, kamuoyunda “fon krizi” adlandırması ile anılan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız.
Piyasa düzeni büyük bir ahlaksızlık, sömürü ve soygun düzenidir. Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması piyasa düzenine ve sermaye egemenliğine karşı mücadelenin yükseltilmesi ile mümkündür. AKP hükümeti bu sömürü ve yağma düzeninin yürütücüsü olarak sorumlu ve suçludur.
Türkiye Komünist Partisi bu sömürü ve yağma düzenine karşı mücadelesini büyütürken onun sonucu olarak ortaya çıkan haksız kazanç ve yolsuzluk suçlarının sorumlularından hesap sorulması için de siyasi ve hukuki olarak mücadele etmektedir. Bu doğrultuda iktidar partisi üyesi ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın etkin soruşturulması amacıyla bugün bir suç duyurusunda bulunduk.
Suç duyurusunda da vurguladık:
“Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde fonlara para yatıran öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı.
Dolayısıyla burada bir 'sezgi' değil, doğrudan 'neticeyi bilme ve bunu hedefleme' söz konusudur. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış ve nihai sonucu en başından itibaren kasıtlanmış organize bir etkinlik vardır.
…Sistem, siyasi nüfuz sahiplerinin haksız kazançlarını dokunulmaz kılmak ve on binlerce yurttaşın birikimini bu fütursuzlukla transfer etmek üzere kurgulanmıştır.
Dolayısıyla denetleyici kurumlar bu suç düzeninin edilgen birer izleyicisi değil; eylemsizlikleri, sessizlikleri ve iradi körlükleriyle bu organizasyonun önünü açan yapısal ortaklarıdır. TCK m. 158/1-d bağlamında, kamu kurumlarının suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması ifadesi tam olarak bu kurumsal felci işaret etmektedir:
Kamusal güç, halkın esenliğini, iradesini, birikimlerini korumak için değil, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir.”
Bu organize suçun üzerine gidilmeli ve hesap sorulmalıdır.
AKP'ye geçiyor diye kızılıyor, bunun ne olduğu seçim öncesinde de belliydi, bunu çiçeklerle binasında ağırlayanlar, oy vermeyenlere küfredenler, grev yapan işçilere ve onları destekleyen komünistlere hakaret yağdıranlar,siz zaten seçim öncesinden beri bu adamla AKP'ye geçmiştiniz
BİR GÜN MUTALAKA AĞLATACAĞIZ!
🔻“Çin Komünist Partisi olmasaydı ailem büyük toprak sahibi olacaktı” diyen paylaşımlar gördüm.
Ne güzel, iyi ki Çin Komünist Partisi olmuş ve o toprakları kamulaştırıp yoksul köylülere dağıtmış.
🔺Türkiye Komünist Partisi ya da bir başkası da benzerini bir gün mutlaka yapacak: Kürt ağaların toprakları kamulaştırılıp yoksul köylülere dağıtılacak, Türk büyük burjuvazisinin servetleri kamulaştırılacak, fonlara, vakıf yoluyla servet aktarmaya, yandaş zenginleştirmeye son verilecek, yurtdışına kaçırılan paralar geri getirilecek…
🔺O zaman da birileri yine “Türkiye Komünist Partisi olmasaydı ailem büyük toprak sahibi, babam boğazda yalı sahibi, amcam Ege’de (sit alanı olan) koy sahibi, teyzem (yanan ormanlara kondurulan) otel sahibi” diye ağlayan olur elbette, ağlayacaklar tabii, ağlatacağız umarım…
▪️Türk komünistler de Çinli komünistler gibi hırsızları ağlatıp halkı yoksulluktan kurtaracak, Türkiye’yi Çin gibi kalkındıracak bir gün mutlaka.
Erişim engeli, sansür dalgasına karşı soL’un özel haberlerine doğrudan ulaşmak isteyen tüm okurlarımızı WhatsApp kanalımızı takip etmeye çağırıyoruz
https://t.co/dcPLeDPTIS
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önündeki ‘geçinemiyoruz’ eyleminde bir emekli yaşamına son verme girişiminde bulundu. Sağlık durumunun çok ağır olduğunu öğrendiğimiz vatandaşımız için acil şifalar diliyoruz.
Bu çürümüş düzenin emekçilere reva gördüğü vahşi tablonun en yalın ve en acı özetidir.
İktidarın yıllardır sürdürdüğü ekonomi politikaları; ömrünü çalışarak, didinerek harcamış milyonlarca emekli insanımıza "Siz artık bu toplumda fazlalıksınız” diyor.
Bu kirli çarka tek bir insanımızı dahi kurban vermemek için omuz omuza duracak, birbirimizden güç alacağız!
Halkımızın canına ve ekmeğine kasteden bu sömürü çarkından hesabı mutlaka soracağız.
Herkesin unuttuğu Can Holding dosyasındaki son skandallar soL Haber’de👇
📍86 milyar lira kaynağı belirsiz para ve 350 milyon dolarlık para çantası dediler, 33 şirketin kayyım kararını sessiz sedasız kaldırdılar!
📍Dün 33 şirket Can Holding tarafından teslim alındı, ilk iş olarak kayyım dönemi gelen çalışanların maaşı ödendi
📍Milyarlarca liralık kara para dosyasından geriye tek bir tutuklu dahi kalmadı…
Ayrıntılar haberimizde:
https://t.co/zIG2Oqjg4a
Bir Mansur Yavaş portresi hatırlatması: Ara sıra CHP’li, kesintisiz ülkücü ve Saray ziyaretçisi
◾️CHP’nin kurulduğu 9 Eylül’de soluğu Saray’da alan, Erdoğan korkusundan aylardır devam eden hukuksuz operasyonlara ilişkin konum alamayan Mansur Yavaş, butlan CHP’sinden dahi aylar sonra bugün ayrıldı.
📌Yavaş tartışmaları yeniden başlarken, soL’un Yavaş portresini hatırlatıyoruz.
https://t.co/eHSqpp2F6O
Adalar’da yinelenen rezaletin iktidarın şantaj, ödül-ceza politikasının ürünü olduğu açık. Ancak siyasetin ilkesiz-programsız hale geldiği ve “düzen partisi” dediğimiz kurumların aralarındaki farklara rağmen temelde aynı doğrultuyu gösterdiği gerçeği ne zaman kabul edilecek?